Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 21 Nisan 2019, 21:07:46 
Başlatan Çağrı Bey - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR!  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

AĞZIMIZDA ANAMIZIN AK SÜTÜ GİBİ TEMİZ ve HELAL TÜRKÇE OLSUN!!!

TTK

 2 
 : 18 Nisan 2019, 17:56:30 
Başlatan AlpTurkOgluTurk - Son İleti Gönderen: AlpTurkOgluTurk
Hoş buldum.
Otağa girmeden önce gözlem yaptım. Başka Turancı Otağları ile karşılaştırırsak en olgun, en bilimsel ve en güvenilir topluluk burası. Hele internet ortamında kendine Türkçü diyen bazıları var ki, gençliği Türkçülükten ve Turancılıktan kaçırmak için çaba veriyorlar resmen. Buraya giren ise aydınlanıp çıkıyor. Turania aracıyla buldum burayı. Dediğiniz gibi, eskisi kadar canlı olmasa bile bilgi kaynağı dolu dolu. Bu yüzden elinize, emeğinize sağlık. Ben başkaları adına da çok teşekkür ederim size.

 3 
 : 18 Nisan 2019, 08:55:55 
Başlatan AlpTurkOgluTurk - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Hoş geldiniz, esenlikler getirdiniz değerli kandaşımız AlpTurkOgluTurk!
Yapacağınız değerli paylaşımlardan faydalanacağımız muhakkaktır.

Maalesef sosyal medya adı verilen bir takım günü birlik paylaşım ağellerinin popüler olması nedeniyle, gerçek bir bilgi deryası ve akademi olan otağlara pek rağbet kalmadı.
Her şeye rağmen otağımızın çok ciddi bir izleyici kitlesi var olup, doğru bilgiyi doğru kaynaktan edinme rolümüzü bilhakkın yerine getirmenin haklı gururunu yaşıyoruz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 4 
 : 17 Nisan 2019, 17:13:57 
Başlatan AlpTurkOgluTurk - Son İleti Gönderen: AlpTurkOgluTurk
Esenlikler kandaşlarım.

Otağda yeniyim. Bu yüzden kendimi tanıtmak gereksinimi hissederim:

Ben yirmi yaşında bir Türk genciyim. Ülküleri olan bir gencim. Bilgisayar ve programlama alanında çalışıyorum ve yegane amacım Türk ulusunun, dünya üzerindeki tüm Türk halklarının gücüne güç katabilmek. Bunun için günümüz teknolojisini öğreniyorum, kod yazıyorum ve tüm acuna yüce ırkımızın gücünü bir kez daha göstermeyi kendime hedef belledim. Milletim için bu alanlarda emek vermeye hayatım sona erene kadar devam edeceğim. Evet, tüfek icat oldu; mertlik bozuldu ama artık dört tarafı bizden korkan ve bize kurnazca saldırılar yapan şahısların olduğu bu ölümlü acunda yeni teknolojinin, bilimin, fenin, ilmin ışığını da sonuna kadar yakacağım, milletimin ve devletimin gücünü her zaman bilmesi için. Planlarımı şu an açıklamıyorum ama diyeceğim odur ki kodlama, yazılım konusunda devletimin ve ordumun her zaman önde olması için yapmayı istediğim bir sürü şey var. Hayatım el verirse de yapacağıma sizlerin huzurunda söz veririm.

Buraya kayıt olma sebebim şudur: bilirim ki her Türk gencinin vazifesi tarih bilincine sahip olması, Atalarını tanımasıdır. Bizler Napolyon'un bile "Bana Türkleri verin, tüm dünyaya diz çöktüreyim." dediği güçlü, savaşçı, büyük milletiz. Tarihi bizler yazdık ve var ettik. Tarih boyunca büyük liderler yetiştirdik. Her Türk gencinin de bunu bilmesi gereklidir. Ben de bunun için tarihi ve atalarımı öğrenmeyi, son başbuğumuz olan Mustafa Kemal'i, önderimiz Atsız Ata'yı ve dava arkadaşlarını, değerli büyüğümüz Nejdet Sançar'ı tanımak için araştırıyorum, onları tanımak için yazdıkları kitaplardan maddi durumum el verdiği kadarını okuyorum. Bu forumda da aklımda olan soruları, tarihi meseleleri çözümlerken merak ettiklerimi sizlere danışmak istiyorum çünkü biliyorum ki daha öğreneceğim çok şey vardır ve sizler de sonuna kadar bilgili kandaşlarsınız.

Umarım beni aranıza kabul edersiniz.

Esenlikler...

 5 
 : 16 Nisan 2019, 09:18:55 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
GENÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN SABAH GÜNEŞİ KÖY ENSTİTÜLERİ
(KÖY ÖĞRETMEN OKULLARI)

Köy Enstitüleri; Köylerdeki eğitim sorunu çözmek, “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek” için 17 Nisan 1937’de Eskişehir Çifteler’de, ikincisi de İzmir Kızılçullu’da açılmıştır. (1934 yılında kapatılan Kızılçullu Amerikan Koleji binası 62.500 liraya satın alındı,19 Şubat 1937 tarihinde satın alma işlemleri tamamlandıktan sonra, 20 Şubat’ta binaya Türk bayrağı çekildi. Nisan ayında İzmir’e gelen Kültür Bakanlığı Müsteşarı Rıdvan Nafiz Ergüder, Amerikan Koleji binasının Öğretmen Okulu olarak açılmasını uygun buldu.) Eğitmen Uygulaması ve Köy Öğretmen Okullarını açılma süreci ile açılmıştır. Köy Enstitüleri açılınca,11 Haziran 1937 tarih ve 3238 sayılı kanunla açılan Köy Eğitmen Kursları Köy Enstitülerine bağlanmıştır. Yani aslında ilk Köy Enstitüleri Köy Öğretmen Okulu adıyla, 22 Mart 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilatına dair kanunla açılmıştır.
Sorgulayan, soran, eleştiren, araştıran, dogmayı geride bırakıp aklı ön plana çıkaran insanlar köy enstitüleri sayesinde yetişmiştir. 20 bin civarında insanın yetiştiği bu okullardan şairler, yazarlar, sendika liderleri, politikacılar gibi toplumun kanaat ve değişim önderleri çıkmıştır. Köy Enstitüleri toplumsal kalkınmanın itici gücü olmuş, Genç Türkiye Cumhuriyetini dönüştüren bir güç haline gelmiş, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamış, toplumun her kesimine, yurdun her köşesine eğitim ve öğretim faaliyetlerini ulaştırmıştır, yaşayan bilgi üreten okul anlayışıyla öğrencilerini yetiştirmiştir ve bu öğrencileriyle de çevresini geliştirmiştir. Köy Enstitülerinde iş için- iş içinde- işle eğitim anlayışı benimsenmiştir.
Tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kurulan Köy Enstitüleri'nde eğitim görenler hem örgün eğitim aldı hem de modern tarım teknikleri konusunda bilgiler edindi. Böylece tarımda verimliliğin arttırılması planlandı.  Köy Enstitüleri'nin tümünün kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri vardı. Köy Enstitüleri'nde verilen derslerin yarısı temel örgün eğitim diğer yarısı ise uygulamalı eğitim konularını kapsıyordu.
Köy Enstitüleri'nde derslerden bazıları: 1.Ziraat, 2.İpek Böcekçiliği (Teori ve Pratik), 3. Arıcılık, 4.Bahçecilik (Teori ve Pratik), 5.Tarla Ziraati, 6.Sebzecilik, Ağaççılık, 7.Bağcılık, 8.Halıcılık, 9.Fotoğrafçılık, 10.Demircilik, 11.Marangozluk, 12. Biçki-Dikiş (Kızlar için), 13.Pedagoji, 14.Türkçe, 15.Matematik, 16.Fizik, 17.Kimya, 18.Makina ve motor, 19.Kooperatif, 20.Sosyoloji, 21.Vatandaşlık.

Genç Türkiye Cumhuriyeti Tarımda ve eğitimde mucizevi başarılar kazanarak, silahla kazandığı zafere yeni zaferler ekliyordu. Köy Enstitüleri, bu başarılarından dolayı birbirinden çok farklı kesimlerin hedefi haline gelmişti. Bir yandan kızıl bulutlar çökmeye başlarken diğer yandan da, Köy Enstitüsü nedeniyle çıkarları zarara uğrayan köy ağalarının hedefi olmuştu. Bu ağalar büyük bir oranda Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan aşiret ağalarıydı. Geçmişten beri köylülerin emeğiyle geçinen köy ağaları, enstitüler sayesinde eğitim alan köylülerin kendi otoritelerine hizmet etmemelerinden korkuyorlardı. Bu nedenle Köy Enstitülerine yönelik birçok suçlama ortaya atılmıştır.
Tek bir örnek genç Türkiye Cumhuriyetinin doğan sabah güneşinin batırılışına yetecek sanırım:
‘’Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar.” Kinyas Kartal  Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
– Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?

– Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesinde okuttu Komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum.
– Peki, Karma Eğitimden dolayı mı kapatıldı?
– Hayır. Bu da değil bütün dünyada okullar karma eğitim kız – erkek birlikte okuyor.
– Peki ya neden?
– Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var.
Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama Köy Enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNU GELDİ ve bu köylerden artık KİMSE BANA GELİP DANIŞMAMAYA BAŞLADI. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu  gelirse BENİM AĞALIĞIM NE OLUR, SIFIRA DÜŞER!
Böyleyse benim harekete geçmem  gerekir dedim ve DOĞUDAKİ BÜTÜN AĞALARA telefon ettim onları topladım. Bir de Batı’dan buldum Eskişehir’den Emin SAZAK. Sonra Adnan MENDERES’le pazarlığa gittik. (Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman) Dedik ki; “Köy Enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. KAPATMAZSAN OY YOK” ve Adnan Menderes’te 1950’de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı. Ben kapattırdım Köy Enstitülerini.’’
Köy Enstitüleri 1954’ün Ocak ayında Adnan Menderes’in Başbakanlığındaki Demokrat Parti Hükümetince 6234 sayılı yasa ile kapatılmıştır.
Köy Enstitüleri resmi tarihçesi böyle ve o günden bu güne tarım ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti masallarla uyutularak karanlıklara terk edilmek suretiyle, Buğdayı, Mısırı, Soğanı, Patatesi, Samanı ve birçok tarım ürününü ithal etmek durumunda bırakılmıştır.
Köy Enstitüleri’ni daha iyi anlamak için o ruhu yansıtan marşlarına göz atalım:
Köy Enstitüleri Marşı
Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine.
Milletin her kazancı, milletin kesesine.
Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine
Toprakla savaş için ziraat cephesine.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak
En yeni aletlerle, en içten çalışarak,
Türk için, yine yakın dünyaya örnek olmak,
Kafa dinç, el nasırlı, gönül rahat, alın ak.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği.
Yıkıyor engelleri ulus egemenliği.
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği.
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Komünist yuvası diye kapatıldı denen Köy Enstitüleri, Türk köylüsünün aydınlanmasını istemeyenlerce kapatılmıştır.
[Adil ÖZTÜRK]

 6 
 : 13 Nisan 2019, 20:45:20 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
YALANLARI YUT,  TÜRKLÜĞÜ UNUT

‘’Türkler milattan önce 13 bin yılında Anadolu’ya gelip, Anadolu’nun dip kültürünü oluşturdular. Ön Türkler Anadolu’ya göçebe olarak değil, göçmen olarak geldiler. Şölgen Mağarasında, Rus ve Fransız araştırmacılar tarafından bulunan yazıtlarda, M.Ö 14000 yılında, Türklerin Tanrının Birliğine inandıkları ve yazıyı buldukları yazmaktadır. Kırgızistan Saymalıtaş Vadisinde bulunan eserlerde, Türklerin tekerleği icat ettikleri, tekerlekli sabanla tarla sürdükleri, geyik-at-köpek gibi hayvanları ehlileştirdikleri kanıtlanmıştır. Bu topraklar sadece size ait. Sizler Anadolu’ya Malazgirt zaferiyle yerleşmediniz. Çatalhöyük’teki arkeolojik bulgular, sizlerin 10.000 yıldan daha uzun süredir burada bulunduğunuzu kanıtlamaktadır.’’
Prof. Dr. Erich Feigl - Avusturya Devlet Onur Nişanı Sahibi) - (Nisan 2005 İstanbul Teknik Üniversitesi Konferans Salonu

Türklerin Anadolu’ya ilk geliş değil son geliş tarihi  olan (1071) Malazgirt Zaferinden (13.000 yıl) önce vatan yaptığımız Türkiye’nin on beş bin yılı geçkindir gerçek sahipleri olan Türk Milleti (40 yıla) yakın süredir, Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde PKK terör belası ile uğraşırken batı bölgelerinde son yerel seçim sonuçlarında ortaya çıkan panik de gösterdi ki; şehir, şehir şeriat yapılanması adı altında melezleştirilme son hızı ile devam etmekteymiş. İstanbul ve Ankara'da Halifelik denen Araplaştırma rejim uygulama denemelerine başlanılmış da haberimiz yokmuş.
10 Kasım 1938 de Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sonsuzluğa gidişinden sonra kuzeyimizden  Komünist rejimi getirme çabaları ve okyanus ötesinden yardım adı altında müstemleke çabalarından sonra, 1960 lı yıllardan itibaren Masonlarla el ele veren Arap sevicileri Hilafet adı altında tekrar saltanatı getirerek kula kulluk devrine geçirme çalışmaları başlatmışlar ve Cumhuriyetin kurucu unsuru olan Türk milleti adeta mankurtlaştırılarak melez bir toplum haline dönüştürülme aşamasına getirilmiştir. Doğuda terör ile korkutup batı illerimizden itibaren Hilafete razı etmek amaç. Planlar son yerel seçimle bozulunca, İstanbul’un kaybedilmesini kâfirler tarafından İstanbul’un işgali gibi vurgulamaya çalışıyor. Ayağa kalkışın isyanın yeri İstanbul olacak deniyor. Cihat söylemi ile halk adeta isyana teşvik edilme aşamasına getirilmeye çalışılıyor.
Dünya hızla ilerleyip gelişirken: KANADA: Yapay zekayla zihin okuma üzerine çalışırken, ABD: Uzaydaki bir kara deliği görüntülerken, FRANSA: Yenilenebilir enerjide G20 lideri olurken, ÇİN: Atom kalınlığında bellek yapmayı başarırken, JAPONYA: HRP-5P isimli insansı robotu basına tanıtırken,  Türk milletinin kaybı çok daha fazla.  Biz Türk Milleti olarak kaybettiklerimiz; ülkemizin (90) yıllık birikimi, Cumhuriyet değerlerimiz ve Türk Kimliğimiz ve geleceğimiz.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesi olan Türkçülük felsefesine ne oldu? Neden şimdilerde kendisini Türkçü, Ülkücü, Türk Milliyetçisi veya Atatürkçü diye etiketlendirenler gayritürk unsurların alt kadrosu durumundalar? Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün başarı ile uyguladığı Karma Ekonomi Modeli neden terk edildi? Oysa Karma Ekonomi Modeli mucizesi ile ‘’İstikbal göklerdedir’’ parolası ile uçak yaparak ihraç ediyorduk, fabrika yapan fabrikalar kuruyorduk, yer üstü ve yer altı zenginliklerimizi kendimiz işliyorduk. Hatta ‘’Çıktık açık alınla on yılda her savaştan’’ diye marş bile bestelendi.
Türk milleti, bir an önce Türkçü felsefe ışığında bilimle, teknoloji ile tıb ile muasır medeniyet yolunda ilerlemeye başlamalıdır.
Dış güçler, Üst akıl, Komplo Teorileri falan - filan işin hikayesi. O Dış Güçler dediklerimize dikkatlice bakarsak onları güç yapan kendi milli politikalarıdır, milli kimliklerine sahip çıkmalarıdır. Biz Türk Milleti olarak da, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönerek ATATÜRK’ün uyguladığı politikaları güncelleyip kalkınabiliriz. Aksi taktirde yok olup gideriz.

‘’Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.’’ [Mustafa Kemal ATATÜRK]

Adil ÖZTÜRK

 7 
 : 08 Nisan 2019, 11:39:01 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TAKKE DÜŞTÜ

Hayatın zaruri gerçeği beslenmek, barınmak, giyinmek üzerine kurulmuştur. Kültür, eğlence gibi diğer ihtiyaçlar sonra gelir ve çeşitlilik arz eder. Dünyadaki aşırı nüfus artışı ve küresel ısınma devletleri bilimsel deneylere mecbur kılmakta, her devlet kendince bilimsel çözüm yolları aramakta sadece Türkiye bilime daha çok önem vererek tarım ülkesi olma konumunu daha da geliştirmek yerine, bilimden uzaklaşarak, tarım alanlarını daraltma yoluna gitmekte. Pancar üretimine kota, Buğday üretimine kota, Soğan, Patates, Mercimek akla ne gelirse kota. Şu anda tarım ülkesi olarak dışarıdan tarım ürünleri ithal eden beklide tek ülkeyiz.
 ABD Donanması, ilk kez Atlas Okyanusu'ndaki bir savaş gemisinden savaş uçağı büyüklüğünde, insansız uçak kaldırdı. Savaş gemisinden kalkmak ve gemiye iniş yapmak için özel olarak tasarlanan, ABD'nin merkez üs olarak hizmet vermeleri için başka ülkelerden izin almadan dünyanın her yerinde kullanabileceği X-47B insansız uçağının, USS George H.W. Bush'dan başarılı bir şekilde kalkış yaptığı bildirildi.
Almanya, yakıtı sadece su olan dünyanın ilk hidrojenle çalışan trenini üretti. Sıfır emisyon ile tamamen gürültüsüz çalışıyor.
Memphis Meats adlı şirketin laboratuvar ortamında orjinaliyle tamamen aynı tadı veren dana, tavuk ve ördek eti üretmeyi başardığı öğrenildi.
Çin ve Hindistan, laboratuvarda üretilen eti denemeye sıcak bakıyor. ABD, Hindistan ve Çin'de halkın laboratuvarda üretilen etlere bakış açısını inceleyen bir araştırmada Asya ülkelerinin bu ürünlere olumlu baktığı görüldü.
Japonya yapay zekaya sahip insansı robotları sanayide deneme çalışmaları yapmakta.
Dünyada bu gelişmeler olurken Türkiye ne yapmakta?
Teknoloji yok, Bilimsel deney yok, Milli patentli üretim yok.
Afganistan’dan, Irak’tan, Afrika’dan, Suriye’den ne oldukları belirsiz milyonlarca mülteciyi Türkiye’ye getirmekte, bu mültecilere bakabilmek için devletin elindeki mevcut fabrika, sanayi alanları, verimli tarım alanları ve turistik yerleri iç ve dış sermayelere satmakta adına özelleştirme demekte. Her geçen gün üretim azalmakta, işsizlik artmaktadır. Türkiye adeta Orta Doğu ülkesi olma konumuna düşürülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu unsuru Türk olan nüfus hızla melezleştirilmeye çalışılmakta bunu kamufle etmek için din baskısı kullanılmaktadır.
Adına: ister Türkçü deyin, ister Ülkücü deyin, İster Atatürkçü deyin, ister Ulusalcı deyin, isterseniz Türk Milliyetçisi deyin. Damarlarında asil Türk kanı dolaşan Türk Milleti, Atsız hocanın; ‘’Türkçülerin partisi olmamalı, Türkçüler her partide olmalıdır’’ tezini haklı çıkarırcasına son bir kaç yıl içinde çeşitli partilerde aktif görevler üstlenmiş ve bütün oyunları bozmuşlardır. ‘’Biz Türk Milliyetçileri olarak Türk siyasetine yön vereceğiz, muasır medeniyet hedefinden ve laik Cumhuriyet rejiminden taviz vermeyiz demişlerdir.’’ Son yerel seçim partilerin kazanması meselesinden öte çok farklı bir şekle girmiştir. Karanlıklara sürüklenmeye karşı, Cumhuriyetin kuruluş temellerine yapılan saldırılara karşı bir Türkçü başkaldırı, Türkçü uyarıdır.
Kendi partilerinde değil de başka partilerde görev aldı diye kimse Türk Milliyetçilerini sınıflandırmaya kalkmasın. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının müsaade ettiği her siyasi partide Türk Milliyetçisi mücadele eder ve hakkı da vardır. Türk Milliyetçiliği kimsenin tekelinde değildir.
Birilerini itham ederken önce aynanın karşısına geçip kendimize bakarak nefis muhakemesi yapalım. Eskiler ‘’İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır’’ derlerdi.
Boşuna saklamayın ‘’Takke düştü, kel göründü.’’
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!...

Adil ÖZTÜRK

 8 
 : 02 Nisan 2019, 11:03:15 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
31 MART SEÇİM SONUÇLARI İYİ OKUNMALI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milletinin son bin yılın en önemli kazanımıdır ve Andımız da bu kazanımın kısa bir manifestosu niteliğindedir.
Son Yerel Seçimler olan 31 Mart 2019 da kim nerede kazandı, nerede kaybetti onu bilemem ama benim sandıktan çıkan sonuçlardan gördüğüm şu ki; Türk Milleti ''Cumhuriyetin Manifestosu olan Andımızın Yasaklanmasına kızgınlığını anlatacak şekilde çok net bir cevap vermiştir.'' Gerisi teferruat.
Cumhuriyet ve Cumhuriyetin kurucu unsuru Türk Milleti ile kimseler fazla uğraşmasın, Türk Milleti sabırlıdır ama salak değildir, sabırlı olmak ile salak olmanın farkını sandıkta çok güzel gösterdi.
Mehmet Akif İstiklal Marşı’nda ne diyordu;
‘’Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner, aşarım
   Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım’’             
Bu son yerel seçin bir nevi Türk Milletinin sabrının taşması oldu.
Her ne kadar, MHP küskün oylarının bir kısmına tekrar kavuşsa da milliyetçi oyların büyük bir çoğunluğu CHP ye yönelerek Cumhuriyet değerlerine sahip çıktığının sinyalini vermiştir. AKP uzun süre iktidar olmanın sarhoşluğu ve rehaveti ile Cumhuriyet değerleriyle oynamanın ve Cumhuriyetin kurucu unsuru Türk Milletinden kendisini üstün görmenin sonucunu sandıkta gördü. Bu seçimlerde en çok düşünmesi ve kuruluş ayarlarına dönmesi gereken  sanırım CHP olmalı. Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün partisi olmaktan uzaklaşıp abuk-subuk ideolojilerin partisi olma çizgisine yöneldiğinden beri hep hüsrana uğrarken Türk Kimliğine ve ATATÜRK değerlerine sahip çıkınca metropoller dahil Türkiye genelince destansı zafere ulaşmıştır. Demek ki CHP vakit kaybetmeden ‘’Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir’’ diyen ve ‘’Muasır medeniyet seviyesi’’ni işaret eden Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK çizgisine dönmelidir ki başarıları devam etsin.
Ne idüğü belirsiz milyonlarca çapulcuyu Türkiye’ye topladılar, bir kısmına da vatandaşlık verdiler. Baktılar bu çapulcular faydadan çok zarar vermeye başladı. Başladılar ‘’Beka Sorunu var’’ demeye. Türk Milleti gösterdi ki, ''Beka Sorunu yok'', ''İktidar Sorunu var.'' O halde dedi İktidara el değiştirelim, gönderelim çapulcuları geldikleri yere sorun ortadan kalksın. Mesele bu.
Türküm, Doğruyum, Çalışkanım
İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir
Ey Büyük Başbuğ Atatürk!.. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun
Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Adil ÖZTÜRK

 9 
 : 21 Mart 2019, 20:38:40 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 10 
 : 21 Mart 2019, 20:35:33 
Başlatan Üçoklu Börü Kam - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

Sayfa: [1] 2 3 ... 10

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.072 saniyede 20 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu