Son İletiler

Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10
71
GÜNCEL / Hüseyin Nihâl ATSIZ
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 10 Aralık 2018, 17:31:39 »
Hüseyin Nihâl ATSIZ
(12 Ocak 1905, Kadıköy, İstanbul – 11 Aralık 1975, İstanbul)
"İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki, onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddi olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Milli tarihle eğlenemezsin. Kur'an'ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar milli mukaddesatlardandır. Milli mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür. Bana göre Ticanilik, Nurculuk, Yobazlık, Komünizm ve Partizanlık gibi hastalıkların sebepleri, Milli Ülküden yoksunluktur. Türkçüler, Tanrı’yı bir kenara atmamıştır. Atmaz da. ‘’Tanrı Türkü Korusun.’’ Sözü Türkçülerin sloganıdır. Tanrı, insan zeka ve idrakinin kavrayamayacağı yükseklikte olduğu için ikide bir onu ortaya sürerek, üzerinde kırıcı tartışmalar yapmanın aleyhindeyiz." [Hüseyin Nihal ATSIZ]
Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Tarihçi, Edebiyatçı ve bir Türkçü düşünce adamı olan Hüseyin Nihal ATSIZ, yaşamı boyunca Türkçülüğünden hiç taviz vermemiş, yazdığı makaleler ve çıkardığı dergiler yüzünden birçok kez mahkemelik olmasına, tabutluklarda işkenceler görmesine rağmen düşüncelerini kararlılıkla ve haykırırcasına savunan bir ülkü eridir. Sert üslubu ve kararlı duruşu, her ne kadar Türkçülüğe karşı olanların (Çoklukla da Türk soylu olmayanların) düşmanlıklarına neden olmuşsa da, bu kişilerin verdiği zararlar ATSIZ’ın bir Bozkurt gibi başı dik yaşayışında en ufak bir tavize neden olmamıştır. ATSIZ, olgun ve üstün bir kişiliğe sahip ciddi bir karaktere sahip olduğundan, yine takdir edilmesi gereken bir dava adamıdır.
1944 yılı 19 Mayıs törenlerinde dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Hüseyin Nihal ATSIZ ve arkadaşlarını ağır bir şekilde eleştiren nutkunu söyledi. Bunun üzerine Hüseyin Nihal ATSIZ ve 34 arkadaşı 1 Numaralı İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Irkçılık – Turancılık davası adı verilen bu yargılama 7 Eylül 1944’te başladı ve mahkeme haftada 3 gün 65 oturum şeklinde devam etti. 29 Mart 1945 tarihinde mahkeme sonuçlandı. Hüseyin Nihal ATSIZ, 6 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Hüseyin Nihal ATSIZ bu kararın temyizini istedi ve Askeri Yargıtay mahkemenin kararını esastan bozdu. Sonuçta Hüseyin Nihal ATSIZ, bir buçuk yıl kadar ceza çekti ve 23 Ekim 1945’te tahliye edildi. Bir süre işsiz kaldı. Özellikle Ekim 1945 – Temmuz 1949 yılları arasında geçinmek için kitaplarını satmak zorunda kaldı. 25 Temmuz 1949’da Süleymaniye Kütüphanesi’ne “Uzman” olarak tayin edildi. 21 Eylül 1950’de Edebiyat Öğretmeni olarak Haydarpaşa Lisesi’ne atandı. 4 Mayıs 1952’de, Ankara Atatürk Lisesi’nde “Türkiye’nin Kurtuluşu” adlı bir konferans düzenledi. Verdiği konferansın bilimsel olduğu tespit edilmesine rağmen, ama yine de Haydarpaşa Lisesi’ndeki görevinden 13 Mayıs 1952’de “Muvakkat” kaydı ile alınarak Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine geri gönderildi.
1952 yılları arasında haftalık olarak çıkan “Orkun” dergisinde başyazarlık yaptı. Artık daha tecrübeliydi ve daha sağlam adımları vardı. 1962’de kurulan Türkçüler Derneği’nin Genel Başkanlığını da bu sebepten üstlendi. 1964’te “Ötüken” dergisini yayınlamaya başladı ve ölene kadar da devam etti. Türk Ansiklopedisine de tarihî ve edebî konularda makaleler yazdı.
Cenaze namazına (Er kişi niyetine) deyip durulduğunda, ‘’Nihal ATSIZ’ı nasıl bilirdiniz’’ diye İmam sorunca saflar arasından Fethi GUMUHLUOĞLU’nun sesi duyuldu: ‘’Bir de soruyor, belki hayatında ilk defa böyle gerçek bir er kişinin namazını kıldırıyorsun.’’
Uçmağa varışının (11 Aralık 1975) 43.Yılında; Şeref ve Saygı ile anıyoruz. Ruhu Şad olsun. Türk Irkı var olsun.
[Adil ÖZTÜRK]
72
GÜNCEL / (ÖLMEK Mİ YAŞAMAK MI) İNSANLIĞIN GÖZYAŞLARI
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 09 Aralık 2018, 13:01:24 »
(ÖLMEK Mİ YAŞAMAK MI)  İNSANLIĞIN GÖZYAŞLARI
Bu gün Doğu Türkistan’da (100 Milyon) dan fazla Türk olması gerekirken (40-45 Milyon) Türk kalmıştır. Tanrıkut Mete Han’ın, Cengiz Han’ın, Bilge Kağan’ın, Atilla’nın, Timur’un, 40 yiğidiyle Çin sarayını basan Kürşad gibi kahramanların torunlarına ne oldu da bu haldeler. Atalarının özgürlük için savaşan ruhlarının yerine Arapların ağlayan, inleyen ruhları gelmiş. Beden Türk ama ruh Arap olmuş adeta.  Bu acizlikten, bu gevşeklikten cesaret alan kızıl Çin Türkleri Çinlileştirilmek için yoğun asimilasyon baskısında tutuyor. (670’lerden 740’lara) kadar Abbasi halifesinin uyguladı asimilasyonun bir benzerini şimdi kızıl Çin yapıyor. Doğu Türkistanlı Türk kardeşlerim, sizlerin merhamet beklediğiniz devletlerin de en az kızıl Çin kadar elleri kanlı. (70 milyon) Kızılderili’yi, (65 milyon) Bizonu da sırf Kızılderililer yiyor, yemesin aç kalsın diye öldüren ABD’den, 1.Dünya Savaşı'nın ardından Ruanda ve Kongo'da 10 milyondan fazla insana soykırım uygulayan Belçika’dan, Yüz binlerce Libyalı Müslümanı 1911-1940 yılları arasında çölün ortasında öldüren İtalya’dan, 1954-1962 yılları arasında 1.5 Milyon Cezayirliyi katleden Fransa’dan, 1933-1945 yıllarında 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek veya toplama kamplarında gaz odalarına atarak katleden Almanya’dan,  Sömürgesi yaptığı Avustralya’nın yerli halkı Aborjinleri katlederek yok eden İngiltere’de, Berberileri, Mısırlıları, Somalilileri, Filistinlileri asimile ederek Araplaştırmak suretiyle yok eden Araplardan medet umuyorlar. Medet umdukları devletler de en az Çin kadar soykırım suçlusu.
Kızıl Çin zulmü altındaki Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin ağlamayı bırakıp bir an önce kendi Kuvva-i Milliyesini kurması ve sonrasında Milli ordusunu oluşturması lazım. Ordusu olmayanın devleti olmaz. Milli Ordusu ile İstiklal Savaşı vermeli ki bizler de gerek askeri gerek parasal desteğimizi kendilerine verelim. Bağımsızlık savaşı böyle olur, devlet böyle kurulur, millet böyle olunur. Dilenmekle, ilenmekle, ağlamakla ne devlet olunur, ne bağımsızlık kazanılır. Ordusu olmayan mücadele olmaz, ordusu olmayan bağımsız olamaz. Ordu güçtür, ordu bağımsızlıktır, ordu şahsiyettir. Biz Türkiye Türklüğü ağlayıp, ilenmedik, dilenmedik. Kuvva-i Milleyemizi kurduk sonra düzenli orduyu oluşturduk dünyaya parmak ısırtan İstiklal Savaşımızı verdik.
Kendi asil kanı Türklüğünden başka hiçbir milletten veya devletten kendilerine hayır gelmez. Filistinliler gibi göçebe bir topluluk olarak tarih sahnesinden silinirsiniz. Doğu Türkistan’lı Türk kardeşlerimiz, Filistin yaygaracılığını örnek almaktan vaz geçip, bir an önce Türkiye Türklüğünü örnek alıp, kendi Atatürkleri önderliğinde İstiklal Savaşına başlamalılar. Din kardeşliği dediler hangi İslam ülkesi sahip çıktı. Yine kendi kanından olan Türk devletleri sahiplendiler.
Doğu Türkistanlı Türk kardeşlerim titreyip özünüze dönün.
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Adil ÖZTÜRK
73
TÜRKÇÜLÜK / ANADOLUDA TÜRKÇÜ OLMAK
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 09 Aralık 2018, 10:18:44 »
ANADOLUDA TÜRKÇÜ OLMAK
Çok zor Anadolu coğrafyasında Türkçü olmak. En az (25.000 yıllık) Türk Tarihini, İnsanlığa binlerce yıl ışık olan Türk Kültürünü bileceksin, elinden geldiğince Türk Kültürünü yaşayacaksın, yaşatacaksın. Dik duracaksın, tavizsiz. Devşirmelere karşı, Türkümsülere karşı, Mankurtlara karşı. Açık kimlikli düşmanların belli zaten kimi batılı emperyalist, kimi asyalı komünist. Rus ile Fars da Çinliler gibi ebedî düşman. En tehlikelisi de din ile vuran, Allah ile kandırıp din kardeşliği uyutması ile içimize karışan Araplar. Ermenilerse Batı'nın kudurmuş itidir ısırır durur bir de onları itlaf etmekle uğraşırsın. Birde senin gibi görünüp te sana karşı olan Sentezciler vardır. İşte en çok da onlar acıtır canını. Yani zor Anadolu coğrafyasında Türkçü olmak. Solcu olsan en fazla bir iki fraksiyona ayrılırsın bir halkların kardeşiliği Türküsü tutturursun kendini avutursun, dindarlık en kârlısı galiba gıda yardımları, cemaatler, vakıflar işine gelmedi mi gömlek değiştirir gibi cemaat değiştirirsin. Kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden nefsini doyurursun zevkine göre, kasanı doldurursun keyfine göre. Birazda Atatürk'e saldırdın mı baştacı olursun. Eleştireni Cehennemle korkutursun, tutarsın bir şeyhin eteğini Cennete gidip hurilerle meşk etmenin hayaliyle yaşarsın.
Masonda olabilirsin tehlikesi yok düşmanı az, dostu çok. Mesela Liberal olursun veya çağdaş bir çizgi tutturursun ben demokratım dersin suya sabuna karışmazsın bazen dindar bazen milliyetçi, bazen de cumhuriyetçi olur idare edersin.
En zoru Türk olmak Anadolu'da. Bir de Türkçü olmak çok zor Anadolu'da.
Adil ÖZTÜRK
74
TÜRK KÜLTÜR ve MEDENİYETİ / "AKKURUM" nedir bilir misiniz.
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 28 Kasım 2018, 11:43:58 »
"AKKURUM" nedir bilir misiniz.
Türklerin tarihte bilinen ilk başkentlerinin adı "KARAKURUM" dur. Türkler Kostantiniyye Polis'i Feth edince adına "AKKURUM" demişlerdir. Taaaki Eşari ekolü Türk Müslümanlığını geri plana atarak nakilci Emevi zihniyetini Osmanlıda hakim kılana kadar. Artık "AKKURUM" yerine "İSLAMBOL" denmeye başlandı. Demem o ki içimizdeki Türkümsü devşirme çaşıtlar Türkün o muhteşem zaferini bile hile ile kendilerine mâl etmişlerdir. Osmanlının son zamanlarına kadar İstanbul da basılan kitapların çoğunda "Basıldığı Yer: Akkurum" diye geçer.
Cemal Gürsel’in Ocağı himaye etmesinin altında, gençlik yıllarında Türk Ocaklarından feyz almış olması yatar. “Birinci Dünya harbinde Harbiye’yi yeni bitirmiş, genç bir mülâzım-ı evveldim. Suriye cephesindeydik. Oradan İstanbul’a gönderdiğimiz mektupların üzerine adres kısmına İstanbul yazmazdık, Akkurum yazardık. Çünkü Türk Ocaklarından aldığımız terbiyeye göre Türklerin ilk devletinin başkentinin adı Karakurum olduğuna nazaran şimdiki başkentinin adı da Akkurum olmalıydı.”  Nitekim Tekin müstear ismiyle o yıllarda yayınlanan “Turan” kitapçığının kapağında da basıldığı yer “Akkurum -‘Kader’ Matbaası” yazılıdır.
[alıntı]
Adil ÖZTÜRK
75
GÜNCEL / BİLGE KAĞAN (683 - 734 Kasım 25)
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 27 Kasım 2018, 11:49:00 »
BİLGE KAĞAN (683 - 734 Kasım 25)

‘’Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. 
Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti? Türk milleti, vaz geç, pişman ol!..
Mavi sincabını Türküme, milletime kazanı verdim, tanzim ediverdim kedersiz kıldım. Üstte Tanrı kudretli… Türk beylerini, milletini
Açları doyurdum, çıplakları giydirdim. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çoğalttım. Artık kötülük yok.
Türk Oğuz beyleri, millet, işitin!..
Üstte gök çökmese, altta yer delinmese, Türk milleti; ilini, töreni kim bozabilir!..’’

Babası Göktürk Devleti'ni yeniden kuran İlteriş Kutlug Kağan, annesi İlbilge Hatun'dur.
Bilge, ‘’Tanrı Gibi Gökte Olmuş Türk Bilge Kağan’’ unvanı ile kardeşi Kül Tigin tarafından kağan olarak ilan edildi. Bilge, kağan olduğu zaman ortada herhangi bir devlet otoritesi kalmamıştı. Bilge Kağan, kendi yazıtında bu durumdan şöyle söz etmektedir:
   « Ben kağan olduğumda her yere gitmiş olan millet, yaya olarak, çıplak olarak, öle yite geri geldi. »
   
Önce töreleri yeniden uygulamaya koydu. Ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan kalkınması için gayret gösterdi. Onun döneminde Ongin Yazıtı (719 - 720), Altun Tamgan Tarkan Yazıtı (724),  Tonyukuk Yazıtı (725), Kül Tigin Yazıtı (732) vb. birçok yazıt dikilerek Türk edebiyatı'nın ilk örnekleri verildi.
25 Kasım 734 de Uçmağa varmıştır. Türk Bilge Kağan’ın uçmağa varışının [1283] yılında saygıyla anıyoruz. Tıni Şad olsun. 


BİLGE KAĞANDAN ÖZLÜ SÖZLER
•   Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
•   Anam hatun, büyük analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim cariye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı, Kül Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.
•   Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki milletleri kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.
•   Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Otuz Tatar, Dokuz Oğuz Beyleri! Millet! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin!
•   Bir bak tarihe, Türk'e baş kaldıranların sonu ne olmuş!
•   Bu durumdan Çin milleti yararlanmış. Açıkgöz, hileci Çin milleti, kardeşi kardeşe, milleti birbirine düşürmüş. Bu tuzağa düşen Türk milleti, il tuttuğu toprağı elden çıkarmış, başına geçirdiği kağanını yitirmiş. Soylu erkek oğulları Çin milletine köle, genç kızları cariye olmuş. Bazı Türk beğleri Türk adını bırakıp Çince adları almaya başlamışlar. Çin kağanına boyun eğmişler. Tam elli yıl, işlerini güçlerini Çin kağanına vermişler, ona hizmet etmişler.
•   Bu düşünceleri at kafandan. Bütün boylar ayaklandı. Böylesine kenetlendikten sonra kim Türk'le başa çıkabilir.
•   Doğuda gündoğusuna, batıda günbatısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan milletler hep bana bağlıdır. Bunca milleti, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır.
•   Ey Türk milleti! Bu ülkeyi küçük kardeşim Kül Tigin ile öle yite kazandım. Kazanıp, alay milleti ateş, su kılmadım.
•   Ey Türk milleti! Kötü kişi gelip birliğini bozmasın, silahlı gelip seni dağıtmasın diye, sana burasını il tuttum. Töreyi kazandırdım.
•   Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve bir çoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk milleti, öleceksin! Oralara gittiğiniz zaman Çin'den gelen kötü kişiler aranıza sokulur ve sizi şöyle kandırırlar: "Onlar uzaktakilere kötü, yakındakilere iyi armağanlar verirler".
•   Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı'nındır. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Milletimin gözü, kaşı ağlamaktan fena olacak diye sakındım.
•   Nice bilgisiz kişiler bu sözlere kanıp oralara gitti ve öldüler. Ey Türk Milleti! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun...
•   Sözümde yalan, yanlış var mı? Türk Beğler! Millet! İşitin! Türk Milletinin derlenip il tuttuğunu, yanıldığı zaman öldüğünü, buraya vurdum. Ne sözüm var ise, bu ebedî taşa vurdum. Onları görerek, okuyarak bilin! Türk Milleti! Beğleri! Tahtına bağlı, kağanına itaat eden beğler olarak mı yanılacaksınız! Ben bu bengi (ebedî) taşı yontturdum, diktirdim. Güzel bir bark (türbe) yaptırdım. İçine dışına güzel nakış vurdurdum.
•   Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz bir kavme kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım.
•   Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut'um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak Taht'a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
•   Türk milleti sen açken tokluk nedir bilmezsin ama bir kere doydun mu da açlığı hiç düşünmezsin.
•   Türk Oğuz beyleri, budunum,[1] işitin! Üstte mavi gök basmadıkça, altta yağız yer çökmedikçe, Türk milleti, ilini, töreni, kim bozabilir?! Türk milleti, kendine gel, aklını başına devşir!
•   Türk milleti, beyleri! Sözümü işitin. Türk milletini toplayıp, il tutacağını bu taşa yazdım. Yanılırsa öleceğini yine bu taşa yazdım. Her ne sözüm varsa ebedî taşa yazdım. Ona bakarak bilin şimdiki Türk Beğleri!
•   Türklerim, alay beğlerim, alay milletim! Kazanıp il tuttuğum bu yerden, kağanından, beğlerinden, suyundan, toprağından ayrılmazsan, iyilik göreceksin. Evinde oturacak, dertsiz olacaksın. Sözlerimde yanlış var mı?
•   Türk Beğleri, millet, işitin! Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk milleti, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi? Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!
76
GÜNCEL / Yeni oyun : Türkiye Türklerin değil !
« Son İleti Gönderen: AyşeFiliz 21 Kasım 2018, 23:28:32 »

Biraz önce New York Times Gazetesi'nde yayımlanmış bir makale okudum. Kaya Genç adında biri Türkiye'de bir E-Devlet uygulaması olarak başlatılan alt-üst soy sorgulaması ile ilgili olarak yazmış makaleyi ve bunun sonucunda milyonlarca Türkün soyağaçları ile ilgili olarak şok yaşadıklarını, örneğin bir Türk milliyetçisinin büyükbabası Ermeni çıkınca şok olduğunu, Kürtleri sevmeyen birinin soyunda Kürt olduğunu gördüğünü (nedense de tersi değil hep Türklerin soyunda farklı etnik grupların çıktığından bahsediliyor) ve şaşırdığını anlatıyor, ayrıca neredeyse Recep Tayip Erdoğan'ın bu uygulama ile ırkçı akımları engellemeye çalıştığı yorumu yapılıyor ve Türkiye'nin kurucularının yaratmaya çalıştığı Türk kimlikli ulus devlet Hitler Almanyası ile eş tutuluyor..öyle yanlış bir değerlendirme var ki makaleye yorum yazan ve aslında son derece yetersiz bilgiye sahip olan yabancı okuyucular da aynı kapsamda şeyler yazmışlar, bunun Türklerin sözde Ermeni soykırımını tanımasını sağlayabileceğini söylemişler örneğin..

Aslında son zamanlarda çok bariz ortada olan bir oyun bu.. Türkiye'nin Türk kimliğini yok etmek İslami değerler adı altında Arap kültürünü yerleştirmek ve bununla aynı zamanda bu ülkenin genetik olarak Türk olmadığını iddia ederek Türk ulusunu gerçek köken ve değerlerinden kopararak parçalamak..

Elbette her ulusun genetik yapısı incelendiğinde zaman içerisinde farklı etnik kökenlerin belirli bir oranda birbirine karıştığı görülebilir, Anadolu'da da mutlaka olmuştur ama bu ülkede hala genetik ve kültürel kökenlerini kesin bir biçimde Türk olarak tanımlayan bir çoğunluk var, tarihimizi incelersek bu Türk kökenini çok net bir biçimde görürüz bununla birlikte Anadolu'dan daha da fazla genetik olarak karışmış ülkelerde dahi genetik kökenin asla sorgulanmaması, hatta Afrika'dan gelen gööçmenler bile kendini Fransız, Alman ya da Hollandalı olarak tanımlarken Türkiye'de Türküm demenin bile neredeyse suç haline gelmesi bu ülkeye karşı oynanan oyunun ne kadar ciddi ve büyük olduğunu gösteriyor, uyanık olmalıyız..
77
For English Speaker Users / Ynt: Niggers in Turkey: "AfroTurks"!!!
« Son İleti Gönderen: AyşeFiliz 21 Kasım 2018, 21:16:50 »
Ataturk said that anybody can be a Turk though.

Ataturk:
A Turk is enough for the world!




Look, I don't really like black people either, but if they speak Turkish and are muslim than they are turks.

so then if they are not Muslims they are not Turks ? i don't think religion really has an importance on Turkish identity..
78
SORU-CEVAP / Ynt: SOYAĞACIMIZ - Soyumu nasıl öğrenebilirim ?
« Son İleti Gönderen: AyşeFiliz 21 Kasım 2018, 21:04:39 »

Merhaba, bu foruma yeni üye oldum, son zamanlarda kökenlerimi öğrenmeye büyük bir ilgi duymaya başladım, her zaman en azından baba tarafından Oğuz kökenli olduğumu düşünüyordum, babamın ailesi 1800 lerden beri Adana Kadirli de yasıyor ve köylerinin adı Sıtır..son derece aydın bir köy hepsi eğitimli insanlar tüm kuzenlerimin adı Oğuz, Cengiz, Kutbek, Özbek gibi Öztürkçe isimler ve fiziksel özellikleri de Oğuzları andırıyor, genelde acık tenli ve sarışınlar..

Anne tarafından ise bir kol Balıkesir Balya, diğer kol Kastamonu Araç, bu iki bölgede de Avşar boylarının olduğunu biliyorum, ailenin o kolu da genelde Oğuzların fiziksel özelliklerini taşıyor..

İçsel olarak herzaman bilsemde bu bilgilere ulaşmak ve yüce Türk soyunun bir mensubu olduğumu bilmek beni çok duygulandırdı..

Ayrıca Türk boylarına, Türk kültürüne ve kimliğine karşı tarih boyunca yapılan ve hala yapılmakta olan saldırılara karşı özellikle yaşadığımız son zamanlarda daha da fazla bilinçli bir şekilde kökenlerimize sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum, sevgiler..
79
GÜNCEL / Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Son İleti Gönderen: gamze oymac 20 Kasım 2018, 16:08:59 »
Balkanlardaki Türk mirasları ve nasıl kullanıldıkları hakkında bir araştırma yapmayı düşünüyorum. Çoğu Osmanlı'dan kalmış özellikle Yunanistan'da evler, konaklar mevcut bizim mirasımız olan ama bu konuda sahip olduğum bilgiler biraz kısıtlı bu bilgileri nereden sağlıklı ve doğru şekilde edinebilirim bilgisi olan varsa benimle iletişime geçebilirmi? Örneğin bu tarz evler [/URL] illa ev olmasınada gerek yok Osmanlı mirasından kalmış gayrimenkul tarzı yerler hakkında araştırmam.
80
TÜRKÇÜLÜK / TÜRK OLMAK NE DEMEK
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 17 Kasım 2018, 18:36:48 »
TÜRK OLMAK NE DEMEK
Son Türkçü düşünür Hüseyin Nihal ATSIZ (1973) de yayınlanan Ötüken dergisinde "Tarihimizi Malazgirt'le veya İznik şehrinin alınmasıyla başlatanlara sormalı: İznik'i başkent yapanlar veya Malazgirt Savaşını kazananlar daha önce ne idiler?" diye haklı olarak bir uyarıda bulunur.
Çinlilerin "Dünyanın en eski halkı biziz ve kendimizi bildik bileli kuzeyde hep Türkler vardı" dediği (MS 220)’lerden başlayarak Avrupa içlerine kadar girerek yarı barbar şehir devletleri halinde yaşayan batı toplumlarına devlet disiplini altında, devlet olmayı öğreten, ilkel aşiret kolonileri halinde birbirleri ile devamlı dalaşan Arap toplumuna disiplinli bir devlet olmayı öğreten,  devlet ve millet olma bilinci  (MÖ 10.000) yıl eskilere giden bir Asya Kavmidir Türk Milleti.
Türkler, kıtaları aşan çok büyük ve çok çeşitli yaşamları barındıran alanlarda hakimiyet kurmaları ile hem kendilerini daha geliştirmişler hem gittikleri barbar ve yarı ilkel toplulukları geliştirerek medenileştirmişlerdir.
İnsanlar bazen duygusal, bazen ekonomik, bazense sosyolojik nedenlerden dolayı kendisine öğretilen dini duygularından vaz geçerek başka bir dini seçebilir ama milli kimlik yaratılış gereğidir din gibi sonradan değiştirilemez, reddedilemez. Kişi her ne kadar milli kimliğini reddetse de mensubu olduğu milletinin birçok özelliğini taşıdığı için her zaman kendini ele verir. Oysa sıkı bir eğitimle değiştirdiği yeni dinine uyum sağlar. İşte milli kimlik ile dini kimlik arasındaki fark budur. Türk milleti de binlerce yıl çeşitli coğrafyada çeşitli kültürlerle, çeşitli dinlerle içli-dışlı olmalarına rağmen, Bata da ‘’Barbar Türk diye dışlansa da, Ortadoğu da Kafirlikle itham edilse de ana kimlikleri olan Türk kimliğini ve Türk kültürünü muhafaza etmişlerdir. İşin garibi ise Türkleri, Barbarlık ve Kafirlikle dışlayan toplumlar Türk milleti olmadığı zaman tekrar barbar ve ilkel dönemlerine dönüş emareleri göstermeye başlamışlardır. Türkler adeta dünya milletlerinin sigortası durumunda olmaktadır.
Türk olmak sanırım zor bir sorumluluk istiyor.
Türk olmayanları ıslah etmek görevi olduğu kadar, Türk olup ta çeşitli nedenlerle mankurtlaşmış veya mankurtlaşma emareleri gösterenleri de tekrar Türk kimliğine döndürmek gibi zor bir görevi de üstlenmiş olmaktır.
Türk olmak kazanan tarafın koltuk deneği olmak değildir. Kazanan taraf olmaktır, lider olmaktır.
Türk olmanın başka zorluklara da göğüs germeyi gerektiriyor.
Cebime para girer mi düşüncesi ile, makam sahibi olabilir miyim, bir koltuk kapabilir miyim planları ile Türk kimliğini, atalarımız şunu yaptı, atalarımız bunu yaptı, atalarımız şöyle kahramandı gibi cilalanmış ama gelecek için hiçbir proje üretmeyenlerin sözlerine direnebilmektir Türk olmak.
Türk olmak direnmektir.
Bin yıldır kim olduğunu unutturmak isteyenlere karşı inadına ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’ parolası ile Türklüğüne sarılabilmektir. Akıl oyunlarına, inanç simsarlarına, kimlik düşmanlarına,  komplo teorilerine kulak asmadan direnmektir.
Zordur Türk Olmak.
Kendi tarihi unutturularak, başkalarının tarihi öğretilmek istenen kadim bir millettir Türkler.
Türk olmak ilim bilmek, fen bilmektir.
Okumaktır, Felsefe ile, Sosyoloji, Tıb ile, Ekonomi ile, Tarım ile, Hayvancılık ile Teknoloji ile insanlığa önder olmaktır. Uzayın derinliklerinde yeni dünyalar aramanın teknolojisin geliştirmektir. Çağ açan atalarının torunları olarak uzaya açılmaktır Türk olmak.
"İnsan sevdiklerini gözünden bile sakınırken" farkında olmadığımız şey, o gözümüzden bile sakındığımız sevdiklerimizin Türk olmasıdır.
O gözümüzden bile sakındığımız sevdiklerimiz; Annemizdir, Babamızdır, Amcamızdır, Halamızdır, Teyzemizdir, Dayımızdır, Eşimizdir, Oğlumuzdur, Kızımızdır, Damadımızdır, Gelinimizdir, Torunumuzdur, Komşumuzdur, Hemşehrimizdir, Arkadaşımızdır. Koskocaman Türk milletidir.
Tüm bunlar için Türk olmanın en zor yanı insan olmanın erdemini bilmektir.
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’
Adil ÖZTÜRK
Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10