Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
 21 
 : 27 Kasım 2018, 11:49:00 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
BİLGE KAĞAN (683 - 734 Kasım 25)

‘’Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. 
Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti? Türk milleti, vaz geç, pişman ol!..
Mavi sincabını Türküme, milletime kazanı verdim, tanzim ediverdim kedersiz kıldım. Üstte Tanrı kudretli… Türk beylerini, milletini
Açları doyurdum, çıplakları giydirdim. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çoğalttım. Artık kötülük yok.
Türk Oğuz beyleri, millet, işitin!..
Üstte gök çökmese, altta yer delinmese, Türk milleti; ilini, töreni kim bozabilir!..’’

Babası Göktürk Devleti'ni yeniden kuran İlteriş Kutlug Kağan, annesi İlbilge Hatun'dur.
Bilge, ‘’Tanrı Gibi Gökte Olmuş Türk Bilge Kağan’’ unvanı ile kardeşi Kül Tigin tarafından kağan olarak ilan edildi. Bilge, kağan olduğu zaman ortada herhangi bir devlet otoritesi kalmamıştı. Bilge Kağan, kendi yazıtında bu durumdan şöyle söz etmektedir:
   « Ben kağan olduğumda her yere gitmiş olan millet, yaya olarak, çıplak olarak, öle yite geri geldi. »
   
Önce töreleri yeniden uygulamaya koydu. Ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan kalkınması için gayret gösterdi. Onun döneminde Ongin Yazıtı (719 - 720), Altun Tamgan Tarkan Yazıtı (724),  Tonyukuk Yazıtı (725), Kül Tigin Yazıtı (732) vb. birçok yazıt dikilerek Türk edebiyatı'nın ilk örnekleri verildi.
25 Kasım 734 de Uçmağa varmıştır. Türk Bilge Kağan’ın uçmağa varışının [1283] yılında saygıyla anıyoruz. Tıni Şad olsun. 


BİLGE KAĞANDAN ÖZLÜ SÖZLER
•   Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
•   Anam hatun, büyük analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim cariye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı, Kül Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.
•   Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki milletleri kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.
•   Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Otuz Tatar, Dokuz Oğuz Beyleri! Millet! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin!
•   Bir bak tarihe, Türk'e baş kaldıranların sonu ne olmuş!
•   Bu durumdan Çin milleti yararlanmış. Açıkgöz, hileci Çin milleti, kardeşi kardeşe, milleti birbirine düşürmüş. Bu tuzağa düşen Türk milleti, il tuttuğu toprağı elden çıkarmış, başına geçirdiği kağanını yitirmiş. Soylu erkek oğulları Çin milletine köle, genç kızları cariye olmuş. Bazı Türk beğleri Türk adını bırakıp Çince adları almaya başlamışlar. Çin kağanına boyun eğmişler. Tam elli yıl, işlerini güçlerini Çin kağanına vermişler, ona hizmet etmişler.
•   Bu düşünceleri at kafandan. Bütün boylar ayaklandı. Böylesine kenetlendikten sonra kim Türk'le başa çıkabilir.
•   Doğuda gündoğusuna, batıda günbatısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan milletler hep bana bağlıdır. Bunca milleti, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır.
•   Ey Türk milleti! Bu ülkeyi küçük kardeşim Kül Tigin ile öle yite kazandım. Kazanıp, alay milleti ateş, su kılmadım.
•   Ey Türk milleti! Kötü kişi gelip birliğini bozmasın, silahlı gelip seni dağıtmasın diye, sana burasını il tuttum. Töreyi kazandırdım.
•   Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve bir çoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk milleti, öleceksin! Oralara gittiğiniz zaman Çin'den gelen kötü kişiler aranıza sokulur ve sizi şöyle kandırırlar: "Onlar uzaktakilere kötü, yakındakilere iyi armağanlar verirler".
•   Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı'nındır. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Milletimin gözü, kaşı ağlamaktan fena olacak diye sakındım.
•   Nice bilgisiz kişiler bu sözlere kanıp oralara gitti ve öldüler. Ey Türk Milleti! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun...
•   Sözümde yalan, yanlış var mı? Türk Beğler! Millet! İşitin! Türk Milletinin derlenip il tuttuğunu, yanıldığı zaman öldüğünü, buraya vurdum. Ne sözüm var ise, bu ebedî taşa vurdum. Onları görerek, okuyarak bilin! Türk Milleti! Beğleri! Tahtına bağlı, kağanına itaat eden beğler olarak mı yanılacaksınız! Ben bu bengi (ebedî) taşı yontturdum, diktirdim. Güzel bir bark (türbe) yaptırdım. İçine dışına güzel nakış vurdurdum.
•   Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz bir kavme kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım.
•   Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut'um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak Taht'a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
•   Türk milleti sen açken tokluk nedir bilmezsin ama bir kere doydun mu da açlığı hiç düşünmezsin.
•   Türk Oğuz beyleri, budunum,[1] işitin! Üstte mavi gök basmadıkça, altta yağız yer çökmedikçe, Türk milleti, ilini, töreni, kim bozabilir?! Türk milleti, kendine gel, aklını başına devşir!
•   Türk milleti, beyleri! Sözümü işitin. Türk milletini toplayıp, il tutacağını bu taşa yazdım. Yanılırsa öleceğini yine bu taşa yazdım. Her ne sözüm varsa ebedî taşa yazdım. Ona bakarak bilin şimdiki Türk Beğleri!
•   Türklerim, alay beğlerim, alay milletim! Kazanıp il tuttuğum bu yerden, kağanından, beğlerinden, suyundan, toprağından ayrılmazsan, iyilik göreceksin. Evinde oturacak, dertsiz olacaksın. Sözlerimde yanlış var mı?
•   Türk Beğleri, millet, işitin! Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk milleti, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi? Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!

 22 
 : 21 Kasım 2018, 23:28:32 
Başlatan AyşeFiliz - Son İleti Gönderen: AyşeFiliz

Biraz önce New York Times Gazetesi'nde yayımlanmış bir makale okudum. Kaya Genç adında biri Türkiye'de bir E-Devlet uygulaması olarak başlatılan alt-üst soy sorgulaması ile ilgili olarak yazmış makaleyi ve bunun sonucunda milyonlarca Türkün soyağaçları ile ilgili olarak şok yaşadıklarını, örneğin bir Türk milliyetçisinin büyükbabası Ermeni çıkınca şok olduğunu, Kürtleri sevmeyen birinin soyunda Kürt olduğunu gördüğünü (nedense de tersi değil hep Türklerin soyunda farklı etnik grupların çıktığından bahsediliyor) ve şaşırdığını anlatıyor, ayrıca neredeyse Recep Tayip Erdoğan'ın bu uygulama ile ırkçı akımları engellemeye çalıştığı yorumu yapılıyor ve Türkiye'nin kurucularının yaratmaya çalıştığı Türk kimlikli ulus devlet Hitler Almanyası ile eş tutuluyor..öyle yanlış bir değerlendirme var ki makaleye yorum yazan ve aslında son derece yetersiz bilgiye sahip olan yabancı okuyucular da aynı kapsamda şeyler yazmışlar, bunun Türklerin sözde Ermeni soykırımını tanımasını sağlayabileceğini söylemişler örneğin..

Aslında son zamanlarda çok bariz ortada olan bir oyun bu.. Türkiye'nin Türk kimliğini yok etmek İslami değerler adı altında Arap kültürünü yerleştirmek ve bununla aynı zamanda bu ülkenin genetik olarak Türk olmadığını iddia ederek Türk ulusunu gerçek köken ve değerlerinden kopararak parçalamak..

Elbette her ulusun genetik yapısı incelendiğinde zaman içerisinde farklı etnik kökenlerin belirli bir oranda birbirine karıştığı görülebilir, Anadolu'da da mutlaka olmuştur ama bu ülkede hala genetik ve kültürel kökenlerini kesin bir biçimde Türk olarak tanımlayan bir çoğunluk var, tarihimizi incelersek bu Türk kökenini çok net bir biçimde görürüz bununla birlikte Anadolu'dan daha da fazla genetik olarak karışmış ülkelerde dahi genetik kökenin asla sorgulanmaması, hatta Afrika'dan gelen gööçmenler bile kendini Fransız, Alman ya da Hollandalı olarak tanımlarken Türkiye'de Türküm demenin bile neredeyse suç haline gelmesi bu ülkeye karşı oynanan oyunun ne kadar ciddi ve büyük olduğunu gösteriyor, uyanık olmalıyız..

 23 
 : 21 Kasım 2018, 21:16:50 
Başlatan Altay-Turan - Son İleti Gönderen: AyşeFiliz
Ataturk said that anybody can be a Turk though.

Ataturk:
A Turk is enough for the world!




Look, I don't really like black people either, but if they speak Turkish and are muslim than they are turks.

so then if they are not Muslims they are not Turks ? i don't think religion really has an importance on Turkish identity..

 24 
 : 21 Kasım 2018, 21:04:39 
Başlatan - Son İleti Gönderen: AyşeFiliz

Merhaba, bu foruma yeni üye oldum, son zamanlarda kökenlerimi öğrenmeye büyük bir ilgi duymaya başladım, her zaman en azından baba tarafından Oğuz kökenli olduğumu düşünüyordum, babamın ailesi 1800 lerden beri Adana Kadirli de yasıyor ve köylerinin adı Sıtır..son derece aydın bir köy hepsi eğitimli insanlar tüm kuzenlerimin adı Oğuz, Cengiz, Kutbek, Özbek gibi Öztürkçe isimler ve fiziksel özellikleri de Oğuzları andırıyor, genelde acık tenli ve sarışınlar..

Anne tarafından ise bir kol Balıkesir Balya, diğer kol Kastamonu Araç, bu iki bölgede de Avşar boylarının olduğunu biliyorum, ailenin o kolu da genelde Oğuzların fiziksel özelliklerini taşıyor..

İçsel olarak herzaman bilsemde bu bilgilere ulaşmak ve yüce Türk soyunun bir mensubu olduğumu bilmek beni çok duygulandırdı..

Ayrıca Türk boylarına, Türk kültürüne ve kimliğine karşı tarih boyunca yapılan ve hala yapılmakta olan saldırılara karşı özellikle yaşadığımız son zamanlarda daha da fazla bilinçli bir şekilde kökenlerimize sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum, sevgiler..

 25 
 : 20 Kasım 2018, 16:08:59 
Başlatan Çağrı Bey - Son İleti Gönderen: gamze oymac
Balkanlardaki Türk mirasları ve nasıl kullanıldıkları hakkında bir araştırma yapmayı düşünüyorum. Çoğu Osmanlı'dan kalmış özellikle Yunanistan'da evler, konaklar mevcut bizim mirasımız olan ama bu konuda sahip olduğum bilgiler biraz kısıtlı bu bilgileri nereden sağlıklı ve doğru şekilde edinebilirim bilgisi olan varsa benimle iletişime geçebilirmi? Örneğin bu tarz evler [/URL] illa ev olmasınada gerek yok Osmanlı mirasından kalmış gayrimenkul tarzı yerler hakkında araştırmam.

 26 
 : 17 Kasım 2018, 18:36:48 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRK OLMAK NE DEMEK
Son Türkçü düşünür Hüseyin Nihal ATSIZ (1973) de yayınlanan Ötüken dergisinde "Tarihimizi Malazgirt'le veya İznik şehrinin alınmasıyla başlatanlara sormalı: İznik'i başkent yapanlar veya Malazgirt Savaşını kazananlar daha önce ne idiler?" diye haklı olarak bir uyarıda bulunur.
Çinlilerin "Dünyanın en eski halkı biziz ve kendimizi bildik bileli kuzeyde hep Türkler vardı" dediği (MS 220)’lerden başlayarak Avrupa içlerine kadar girerek yarı barbar şehir devletleri halinde yaşayan batı toplumlarına devlet disiplini altında, devlet olmayı öğreten, ilkel aşiret kolonileri halinde birbirleri ile devamlı dalaşan Arap toplumuna disiplinli bir devlet olmayı öğreten,  devlet ve millet olma bilinci  (MÖ 10.000) yıl eskilere giden bir Asya Kavmidir Türk Milleti.
Türkler, kıtaları aşan çok büyük ve çok çeşitli yaşamları barındıran alanlarda hakimiyet kurmaları ile hem kendilerini daha geliştirmişler hem gittikleri barbar ve yarı ilkel toplulukları geliştirerek medenileştirmişlerdir.
İnsanlar bazen duygusal, bazen ekonomik, bazense sosyolojik nedenlerden dolayı kendisine öğretilen dini duygularından vaz geçerek başka bir dini seçebilir ama milli kimlik yaratılış gereğidir din gibi sonradan değiştirilemez, reddedilemez. Kişi her ne kadar milli kimliğini reddetse de mensubu olduğu milletinin birçok özelliğini taşıdığı için her zaman kendini ele verir. Oysa sıkı bir eğitimle değiştirdiği yeni dinine uyum sağlar. İşte milli kimlik ile dini kimlik arasındaki fark budur. Türk milleti de binlerce yıl çeşitli coğrafyada çeşitli kültürlerle, çeşitli dinlerle içli-dışlı olmalarına rağmen, Bata da ‘’Barbar Türk diye dışlansa da, Ortadoğu da Kafirlikle itham edilse de ana kimlikleri olan Türk kimliğini ve Türk kültürünü muhafaza etmişlerdir. İşin garibi ise Türkleri, Barbarlık ve Kafirlikle dışlayan toplumlar Türk milleti olmadığı zaman tekrar barbar ve ilkel dönemlerine dönüş emareleri göstermeye başlamışlardır. Türkler adeta dünya milletlerinin sigortası durumunda olmaktadır.
Türk olmak sanırım zor bir sorumluluk istiyor.
Türk olmayanları ıslah etmek görevi olduğu kadar, Türk olup ta çeşitli nedenlerle mankurtlaşmış veya mankurtlaşma emareleri gösterenleri de tekrar Türk kimliğine döndürmek gibi zor bir görevi de üstlenmiş olmaktır.
Türk olmak kazanan tarafın koltuk deneği olmak değildir. Kazanan taraf olmaktır, lider olmaktır.
Türk olmanın başka zorluklara da göğüs germeyi gerektiriyor.
Cebime para girer mi düşüncesi ile, makam sahibi olabilir miyim, bir koltuk kapabilir miyim planları ile Türk kimliğini, atalarımız şunu yaptı, atalarımız bunu yaptı, atalarımız şöyle kahramandı gibi cilalanmış ama gelecek için hiçbir proje üretmeyenlerin sözlerine direnebilmektir Türk olmak.
Türk olmak direnmektir.
Bin yıldır kim olduğunu unutturmak isteyenlere karşı inadına ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’ parolası ile Türklüğüne sarılabilmektir. Akıl oyunlarına, inanç simsarlarına, kimlik düşmanlarına,  komplo teorilerine kulak asmadan direnmektir.
Zordur Türk Olmak.
Kendi tarihi unutturularak, başkalarının tarihi öğretilmek istenen kadim bir millettir Türkler.
Türk olmak ilim bilmek, fen bilmektir.
Okumaktır, Felsefe ile, Sosyoloji, Tıb ile, Ekonomi ile, Tarım ile, Hayvancılık ile Teknoloji ile insanlığa önder olmaktır. Uzayın derinliklerinde yeni dünyalar aramanın teknolojisin geliştirmektir. Çağ açan atalarının torunları olarak uzaya açılmaktır Türk olmak.
"İnsan sevdiklerini gözünden bile sakınırken" farkında olmadığımız şey, o gözümüzden bile sakındığımız sevdiklerimizin Türk olmasıdır.
O gözümüzden bile sakındığımız sevdiklerimiz; Annemizdir, Babamızdır, Amcamızdır, Halamızdır, Teyzemizdir, Dayımızdır, Eşimizdir, Oğlumuzdur, Kızımızdır, Damadımızdır, Gelinimizdir, Torunumuzdur, Komşumuzdur, Hemşehrimizdir, Arkadaşımızdır. Koskocaman Türk milletidir.
Tüm bunlar için Türk olmanın en zor yanı insan olmanın erdemini bilmektir.
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’
Adil ÖZTÜRK

 27 
 : 14 Kasım 2018, 19:14:42 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ANDIMIZ OKUNMASIN, DERS OLARAK ANLATILSIN

Fikren bunaldığımda isabetli çıkışları ile bana adeta ışık olan Özkan kardeşimle ‘’Andımız’’ üzerine güncel yorum yaparken, Özkan kardeşim o kadar isabetli bir gerçeği söyledi ki. Sanki konuşmadı suratıma bir yumruk vurdu.
Önce Özkan kardeşimin anlattığı gerçeği size aktarayım:
‘’Almanya'daki dayımın eşi Alman'dı, kadın şehir planlama uzmanı 6 yabancı dil biliyor, buradayken bana "Özkan sizin marşınızın çok marjinal sözleri var" dedi, ben de Alman marşının sözlerini sorunca o da bana milli marşlarını bilmediğini hatta devlet görevlileri hariç kimsenin bilmediğini ve ilgi de duymadığını söylemişti ama kendisi tam bir Alman milliyetçisi.
Ben Öğretmen iken de bunu savunmuştum, ‘’1933 yılından beri okullarda [Andımız] ve [İstikâl Marşı] okunmakta ve o günden beri bu okullardan DHKP-C'ci, TİKKO'cu, MLKP Militanları, Hizbullahcı, PKK'lı, Feto’cu ve bilimum hainler çıkmadı mı? Çıktı. Demek ki her gün okutulan bu marşlar ders olarak anlatılmazsa hiçbir işe yaramıyor. Türklük bilinci, Çağdaş Muasır Medeniyet bilinci; Sübliminal mesajlarla çocuklara profesyonel olarak anlatılmalı.
19 Mayıs 1919 dan 10 Kasım 1938 e kadar bir avuç Türk’ün dünyaya parmak ısırttığı mucizevi bağımsızlık savaşı ve ekonomik kalkınma hamlelerindeki başarıları anlatılmalı. Bu doğrultuda gerekirse kültürel, ekonomik ve askeri eğitimler verilmeli. Sadece her sabah Andımız ve İstiklal Marşı okumayla vatansever olunmuyor, daha etkili bir yöntem uygulanmalı’’ dediğim için hakkımda soruşturma açılmıştı ve çok sevdiğim öğretmenlik mesleğimden ayrılmak zorunda kaldım hâla aynı fikirdeyim.’’ dedi.
Özkan kardeşim kelimesi kelimesine haklı. Onca ihanetin sahibi kişiler ‘’Andımız’’ ve ‘’İstiklal Marşı’’ okuyarak okullardan diploma almadılar mı?
Aslında ‘’Andımız’’ dışarıda okunmasın. Andımız, okullarda ders olarak anlatılsın. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesi okullarda ders olarak anlatılsın, İstiklal Marşı okullarda ders olarak anlatılsın. Gelibolu yarımadasına öğrenciler götürülüp Çanakkale Destanı nasıl başarıldı yerinde anlatılsın, kelime kelime işlensin.
Türk kimdir, kardeş kimdir, vatan nasıl korunur, bağımsızlık kazanılırken nelere mal olmuştur bilinsin. ATATÜRK’ün, Marx, Lenin, Stalin ve Mao gibi Sosyalist olmadığı yenilikçi olduğu, ABD kapitalizmini reddederek Karma Ekonomi modeli ile devlet ve halkı kol kola kalkındırdığı, ‘’Yurtta sulh dünyada sulh’’ diyen ATATÜRK’ün
Faşist Mussolini ve Hitler ile kıyaslanamayacak kadar büyük birisi olduğu anlatılsın ki Milli Bayramlarda ve 10 Kasımda Türk zannettiklerimiz ayrı bir baş çekip bir araya toplandıklarında moralimizi bozamasınlar. Din kardeşiyiz diye yalanları ile kimliğimizle oynayamasınlar. Bir bedenin giydiği elbise misali,  Milli Kimliğimiz Türklüğümüz ile vicdani duygumuz İslam Dinini karşı karşıya getirmeye kalkma alçaklığında bulunamasınlar. Yalanlarıyla hurafeleriyle ruhumuzu öldüremesinler, bizi bize düşman edemesinler.
Bizim Cumhuriyeti kurarken parolamız olan: ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’ bize hala güç verirken onlar bir yere ait olamamanın ezikliğinde kahrolsunlar.
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’
Adil ÖZTÜRK

 28 
 : 13 Kasım 2018, 17:26:05 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRKÜMSÜLER, AVRUPA VE ATATÜRK
İngiltere’nin başını çektiği emperyalist batılı ülkeler, Yeni Osmanlıcılık adı altında Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak istiyor. Yeni bir durum değil aslında Abdülhamit Han'ın cilalanmasının altında da bu var. Garibim Türk insanı da bunu bilmiyor Vah Osmanlı, tu kaka dış güçler diyor.
Oysa, Abdülaziz'in Bileklerinin kesilmesinde İngiltere’nin parmağı vardı. Son dönem Osmanlı Padişahları iktidarda kalabilmek için Danışmanlarını İngiliz ve Almanlardan oluşturmuştu.
Abdülhamit, Akdeniz’de İngiltere’yi engelleyen donanmayı, İngiliz danışmanlarının iknası ile lağvetmişti. Osmanlı Devleti askeri olarak tamamen İngiltere ve Almanya’nın kontrolüne girmişti.
Ordu Komutanı: Liman von Sanders Paşa,
İstihkam Komutanı: Erich Paul Weber Paşa,
İstihbarat Komutanı: Perrinetvon Thauvenay Paşa,
Donanma Komutanı: WilhelmAnton Souchon Paşa,
Genelkurmay 2.Başkanı: Bronsart von Schellendorf Paşa,
Boğazlar Komutanı: Guido von Usedom Paşa,
Tahkimat Komutanı: Johannes Merten Paşa,
Ordu Müfettişi: Bischof,
Lojistik Komutanı: Schlee,
Tümen Komutanları: Heuck, Nikolai, Sodenstern, Kannengiesser.
Bundan dolayı Çanakkale’de 254 bin şehit verdik. Osmanlı- Rus Savaşını İngiltere kurguladı, Sonucunda Kıbrıs’ı 98.000 altına ilhak eyledi. 1911 yılında İtalyanlar Trablusgarb'a saldırmış Rodos ve 12 Ada'yı işgal etmiştir. 12 ada cilalanıp önümüze sürülen Osmanlılar döneminde Avrupa’nın işgalinde idi, Lozan’dan çok önce işgal edilmişti.
İngiltere şimdi de, finansörlüğünü yaptığı düzmece dini cemaatlerin de desteği ile Atatürk Düşmanlığı yaptırmaktadır. 100 sene önce milletin kaderini, namusunu, bağımsızlığını bekleyen Ordu İdaresini Almanya ve İngiltere’ye teslim eden şimdilerde cilalanarak piyasaya sürülen Osmanlı Padişahları idi, Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları değildi. Almanları ve İngilizleri Osmanlı Ordusunun başına getirenler, sorgulanması gerekenler bu gün cilalanıp mazlum ve kahraman diye piyasaya sürülen son dönem Osmanlı Padişahlarıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşları Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı Padişahlarının acziyetinden doğan yanlışlara ‘’Hayır’’ diyen vatansever insanlardır.
Yüzyıllardır Asya içleri olan ve Türkistan olarak bilinen zengin topraklara sahip olmak isteyen Avrupalı ve Arap yayılmacılar bu emperyalist emellerinin en büyük engeli olan Türk Milletini önce parçalayıp sonra asimile yoluyla yok etmek istemektedirler. Arapların din maskeli tarikat tuzakları, Avrupalıların sonu gelmez dalavereleri dün Osmanlı devletinde oynanmıştı bu günde Türkiye Cumhuriyeti devletinde oynanmaya çalışılmaktadır.
Avrupalılar emperyalist emelleri için Türk Milletine ve ATATÜRK’ e saldırıyorlar, Araplar bedevi kabile kültüründen kurtulup Arap Milleti olmak için din dahil her yolu deneyerek Türklere ve ATATÜRK’e saldırıyor. İçimizdeki yerli Türkümsü devşirmeler de kuyruk acılarından ve ilim adına, teknoloji adına, insanlık adına hiçbir şey ortaya koyamamanın ezikliği ile acizliklerini, cahilliklerini ört-bas edebilmek için ‘’En güzel savunma saldırıdır’’ taktiği ile bilhassa Milli Gurur günlerimizde ve 10 Kasım’da Türk Milletine ve ATATÜRK’e saldırarak rahatlamaya çalışmaktadırlar. Türk gibi olsalar da Türk olmadıkları için, Türk olmadıkları için bilemedikleri ve asla bilemeyecekleri, hissedemedikleri bir gerçek var o da; Türk Milletinin asil kanı damarlarında dolaştığı sürece Türkiye Cumhuriyetinin sahibi Türk Milletidir, kendisini Türk hissetmeyen gayritürk unsurlarda Türk Milletine tabi olmuş tebadır.
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’
Adil ÖZTÜRK

 29 
 : 09 Kasım 2018, 13:51:38 
Başlatan TÜRK-KAN - Son İleti Gönderen: [Hun Türk]
Başbuğ'un ruhu şad olsun. Mekanı uçmağ olsun..

 30 
 : 08 Kasım 2018, 17:16:56 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ATATÜRK’ÜN KIYMETİNİ BİLİN

Aksaray (68) da ilk defa Kitap fuarı açılmıştı ve benim sevinçten içim içime sığmıyordu. Aksaray Üniversitesine dış ülkelerden okumaya gelen öğrenciler de fuar sonunda güzel bir şölen düzenlemişlerdi. Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Azerbaycan'dan okumaya gelen Türk kardeşlerimle düzenlenen şenliğin tadını çıkartırken Arap milli giysileri içinde bir genç bize doğru geldi ve daha ne oluyor demeye kalmadan benim ceket yakamdaki ay yıldız içinde ATATÜRK bulunan rozetimi iki-üç kez öptü, sonra bozuk bir Türkçe ile; "ATATÜRK'ünüz olduğu için çok şanslısınız. Bizim ATATÜRK'ümüz olmadığı için ülkemiz işgalde, insanlarımız cahil. ATATÜRK'ün kıymetini bilin" dedi. Aksaray Üniversitesine okumak için gelen Arap genç bunları söylerken sesi titriyordu, gözü dolmuştu. İlk defa bir elli yıllık yaşamımda hep kızdığım Araplara karşı ilk kez içimde acıma hissi oluşmuştu. Aynı anda Allah'a şükrediyordum ATATÜRK gibi bir lideri biz Türk Milletine armağan ettiği için. Öyle ya, ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bize bıraktıkları laik, özgür bir ülkem vardı. Ülkemizi işgal eden emperyalistlere karşı canları pahasına savaşmışlar o barbar işgal güçlerinin en sonuncusunu da denize dökene kadar savaşmışlardı. Ya Araplar, her biri bir diktatörün zulmü altında hala ortaçağ karanlığının zulmünü yaşamaktaydılar. Onların hayatlarına, huraflerin gerçek gibi anlatıldığı yalanlar hakimdi. Onların duaları efendilerinin sağlığı ve mutluluğu üzerineydi. Kendileri, aileleri, çocukları özgürlüğü değil yaşamak, düşünmeleri bile imkansız. Araplar, bu ezik ruh hallerinde iken bile  ATATÜRK’e içten içe hayranlık duyarken biz Türk Milletinin ATATÜRK’ü unutması mümkün değil.
‘’Herkes ölür kimi toprağa gömülür, kimi yüreklere.’’ ATATÜRK’te, Türk Milletinin yüreğinde artık. Türk Milleti yaşadıkça ATATÜRK’te Türk Milletinin yüreklerinde yaşayacak, Türk Milletine ışık olacak.
(10 Kasım 1938) Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öldüğü, toprak olduğu gün değildir, sonsuzluğa geçerek Türk Milletinin kalbinde yaşamaya devam ettiği gündür. 10 Kasım 1938’den bu güne kadar her an onu daha çok anlıyoruz ve özlüyoruz.
Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK, her zaman yüreğimizde yaşayacaktır
Ruhu Şad Olsun!...
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.069 saniyede 20 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu