Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 21 Mart 2019, 20:38:40 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 2 
 : 21 Mart 2019, 20:35:33 
Başlatan Üçoklu Börü Kam - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 3 
 : 19 Mart 2019, 20:26:20 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ERGENEKONDAN ÇIKIŞ’I (NEVRUZ-YENİGÜN’Ü) KUTLARKEN

Düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden çoğalıp tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.
‘’Göktürkler, kendi ülkeleri bir düşman saldırısına uğramakta ve tamamen kılıçtan geçirildikten sonra geriye, iki kadınla, iki erkekten başka bir kimse kalmamıştı. Sarp ve kayalık bir yere kaçıp, saklanmışlardı. Bu saklandıkları yerin etrafı, hep dağlar ve ormanlar ile örtülü, dimdik dağlarla çevrili olan bu yerin, girilip çıkılacak bir geçidinden başka bir yeri de yokmuş. Bu geçitten bile bin bir güçlük ve zorlukla girilip çıkılırmış. Dağların orta yeri ise, dümdüz ve çayırlık bir ova imiş. Bu ovanın adına da Ergenekon derlermiş. Kon sözünün manası, “dağ beli, geçit” demektir. Ergene ise, “sarp” anlamına gelen bir sözdür. Düşmanın kılıcından kurtularak sağ kalan bu iki kişinin adı, Negüz ve Kıyan idi. Onlar senelerce o güzel ova içinde yaşadılar ve yavaş yavaş soyları da çoğalmağa başladı. Biribirleri ile evlenmek yolu ile gittikçe çoğaldılar. ‘’ Ergenekon Destanının özü bu şeklidedir.
Ergenekon’dan Çıkışımızı kutladığımız bu günlerde Ergenekon’a neden girmek zorunda kaldığımızı da irdelememiz gerekmektedir ki yine aynı hatalara düşüp yine bir Ergenekon aramayalım.
Türk Bilge Kağan Orhun Yazıtları kuzey yönünde belki de Ergenekon’a neden girdiğimizi bize tekrar vurgulamak istiyor. ‘’Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı, mutlaka öleceksin!..’’ Birçok tarihçi  ‘’Tanrı’nın Türklerden bir yüz çevirişidir. Bu yönüyle Ergenekon, aslında Tanrı‘nın Türkleri bir şekilde cezalandırması olarak anlaşılabilir.’’ şeklinde geçiştirse de bu tür dayatma söylemler Fars ve Arap Kültüründen etkilenme sonucu söylemlerdir. Milli bilinç ve toplumsal dayanışmanın zayıflaması ve düşmanın ürettiklerine karşı hayranlık oluşması Ergenekon’a girmememize neden olmuştur. Ergenekon’a girdikten sonra çabucak toparlanarak, Türklük bilincini korumuşlar ve sonraki kuşaklara aktarmışlardır. Ergenekon Destanı; Milli Bilincin ve Toplumsal Dayanışmanın Korunması üzerine ortaya çıkmıştır. Her milletin böyle büyük bir başarıyı gerçekleştirme yeteneği yoktur.
Yol vermeyen demir dağların eritilerek yol açılması, gerçekçi düşünüldüğünde Ergenekon’a giren Türk’lerin boş durmayıp her alanda kendilerini geliştirdikleri gibi demircilik sanatında da kendilerini geliştirdiklerini göstermektedir. Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk: ‘’Taş kırılır, tunç erir; fakat Türk’lük ebedidir.’’ derken Türk Milletinin bu yeteneklerini işaret etmektedir.
Günümüz Türklüğüne yapılan saldırlar da binlerce yıl öncekine benzemektedir. Kim bilir, şimdilerde Ergenekon’umuz Türkiye’dir. Bir taraftan küresel emperyalizm dediğimiz sermaye şirketleri, bir taraftan Yahudi ve Birleşik Krallık destekli Mason örgütleri, bir taraftan sosyal demokrasi bahaneli Komünist saldırı ve yayılmacı Arap kültür emperyalizmi saldırıları karşısında çıkış formülümüzü de Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk ‘’Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh vatanın her köşesidir.’’ şeklinde vermişti. Bizlerde; “Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” parolası ile Türklük bilinci ve toplumsal dayanışma ile ekonomi, tarım, tıp, teknoloji, uzay araştırmaları gibi alanlarda çalışmalar yapıp, kendimizi geliştirerek Ergenekon’umuzdan çıkmalıyız.

Ergenekon Destanı ile ilgili başka bir konu da, On İki Hayvanlı Türk Takvimi‘nde yılın ilk gününün 21 Mart olmasıdır. 21 Mart, “Nevruz (İlk Gün/Yeni Gün)” adıyla kutlanan ve en eski Türk bayramı olduğu bilinen kutlu günü temsil etmekte, Ergenekon’dan Çıkış’ın tamamlandığı gündür.

Tekrar muhteşem günlerimize dönmek temennisi ile Ergenekon’dan Çıkışımız Kutlu olsun.

Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Adil ÖZTÜRK

 4 
 : 15 Mart 2019, 21:22:25 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ÇANAKKALE TÜRK’ÜN ONUR ZAFERİ

Çanakkale Zaferi Birinci Dünya savaşının şüphesiz en önemli savaşıdır. Dünyanın birlik olup saldırıya geçtiği Çanakkale’de Türk Milleti her siperde ayrı bir destan yazmıştır. Silah ve asker gücü bakımından çok üstün olan düşmana karşı Türk Milletinin üstün muharebe taktikleri, sonsuz cesareti ve keskin zekası ile insanlık var olduğu sürece unutulmayacak bir zafer kazanılmıştır.
Çanakkale zaferi askeri bakımdan dünya askerlik tarihinde ders olarak okutulacak derecede büyük bir zafer olduğu kadar Türk milletinin insani vasıflarını, merhametini savaş alanında bile yitirmediğini, düşmanına bile merhamet gösterdiğini kanıtlamıştır.
Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa gemilerinden oluşan donanma 19 Şubat 1915 te geniş çaplı bir saldırı ile Çanakkale Boğazını geçmeyi denedi ancak Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı ve Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki Türk topçuları karşısında ağır kayıplar vererek geri çekildi. Denizden Çanakkale’yi geçemeyeceğini anlayan Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa kuvvetleri bu sefer Çanakkale’yi karadan geçmeyi denediler. Anzaklar’dan, Araplar’dan, Zencilerden kimi topladılarsa getirdiler Türk Milletinin üzerine hücum ettiler ama karşılarında Kurmay Albay Mustafa Kemal’in keskin dehası yönetimindeki asil Türk Milleti vardı. Bu gün Çanakkale’de Araplar’da vardı diyenler Araplar’ın İngiliz bayrağı altında İngiliz üniforması ile Türk Askerine karşı savaştığını ve yenildiklerini de söylemeliler. Seddülbahir, Arıburnu, Sulva Koyu, Kocaçimentepe, Conkbayırı tüm cephelerde Türk Milletine yenildiler. Bu olayı Mehmet Akif Ersoy ‘’Çanakkale Destanı’’ isimli muhteşen şiirinde;
‘’Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,’’
’’Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.’’ 
’’Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,’’ 
’’Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!..’’
’’Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;’’
’’Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.’’
’’Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...’’
Şeklinde dile getirmiştir.
Emperyalist güçler dünyayı toplayıp yüklendeler etseler de Truvalılar’dan beri Türk olan Çanakkale’yi geçip İstanbul’a gidemediler. İngilizlerin bu ağır yenilgisi karşısında Hindli lider Gandi ‘’Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrıyı İngiliz sanıyordum’’ diyerek Mustafa Kemal’e hayranlığını dile getirmiş ve Hindistan’dan İngilizleri çıkartabilecekleri fikrine vararak mücadeleye başlamış ve İngilizleri Hindistan’dan çıkartmayı başarmıştır.
Çanakkale direnişi ve sonucundaki muhteşem zafer Anadolu’daki Türk Milletine de umut ve azim meşalesi olmuştur. Türk Milleti, üzerindeki yüzyılların karanlık baskısını atmış, bağımsızlık ve hürriyet azmiyle yeniden kenetlenmeye başlamıştır. Birkaç yıl sonra Osmanlı hanedanlığının basiretsizliği yüzünden işgal edilecek olan Türk topraklarındaki istiklal mücadelesinin meşalesi aslında Çanakkale’de Kurmay Albay Mustafa Kemal’in komutasında destanlar yazarken Türk Milleti tarafından yakılmıştı.
Çanakkale Zaferi, sadece Birinci Dünya Savaşının en muhteşem bir zaferi değil önce Türk milletinin Zümrüdü Anka misali küllerinden doğmasına neden olan bir zafer sonra da diğer mazlum dünya milletlerinin umut ışığı olan insanlık var oldukça unutulmayacak muhteşem bir zaferdir. Çanakkale Zaferimiz Kutlu Olsun.

‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK

 5 
 : 14 Mart 2019, 17:28:22 
Başlatan Üçoklu Börü Kam - Son İleti Gönderen: [Hun Türk]
Allah rahmet eylesin.

 6 
 : 12 Mart 2019, 08:21:29 
Başlatan TÜRK-KAN - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
İstiklal Marşımızın kabulünün 98. Yılı Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!
"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" diyerek yaşadığımız feleketleri bir daha yaşamamamızı dileyen Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY'u ve başta Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere bütün Milli Mücadele kahramanlarını rahmet, şükran ve saygıyla anarım.
Ruhları şad, durakları; Uçmak olsun!
TTK

 7 
 : 11 Mart 2019, 13:16:23 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ISLIKLAR EZAN'DAN ÖNCE BAŞLAMIŞ...


["O anki çekimler incelenirse protesto başladığında Ezan okunmuyor Islıklarla protestoya başlıyorlar, Ezan sonradan okunmaya başlıyor."
Aslında, hepimiz çok iyi biliyoruz ki kimsenin asıl derdi ezan değil. Eğer dertleri Ezan olsa her gün 5 vakit okunuyor. Ezan okunurken, bu ülkede hırsızlık yapanları mı ararsın, adam dolandıranları mı, tecavüz edenleri mi ararsın, düğün dernek eğlence yapanları mı, içen, kaçan, göçen ne ararsan var, yani kısaca hayat devam ediyor.
Herkeste iyi biliyor ki yalan haber ve amaç milleti birbirine kırdırmak ve kendini dindar sanan cahillerden oy devşirmek. Dombra çalarken okunan ezanları da gördük, Ezan okunurken kendini alkışlatan ve birilerini alkışlayanları da. Ülkemizde ve Müslüman devletlerde ezan okurken hazır ola geçeni ise daha henüz görmedik.
Yani özünde Ezan; "Namaz vaktinin geldiğini bildirmek ve Müslümanları namaz kılmaya çağırmak için müezzinin yüksek sesle okuduğu sözler" değimlidir? Teknoloji olmasa o kalabalıkta, ne kimse o okunan Ezanın sesini duyardı, ne de kimse farkında olurdu.]


İzlediğim videonun açıklama metni böyle idi.


Peki, bu kadar duygusal olan insanlar, din değerlerini birkaç oy için malzeme olarak kullananlara neden tepki vermiyorlar.
Ben o an Ezan okunurken ıslık çalmaya devam eden saygısızları savunmuyorum, o saygısızları ben de kınıyorum. Dini ve Milli duygularımızı şahsi hırsları uğruna kullananlara kızdığım kadar, dine saygısızlık eden bu güruha da aynı derecede kızıyorum.
Dini duygularımızın hassası olan Ezana olan saygımız kadar da Milli duygularımızın hassası olan İstiklal marşına neden bu kadar saygı duymuyoruz ve saygısızlık edenlere aynı tepkileri göstermiyoruz. Unutmayalım ki milli bağımsızlığı olmayan toplumların dini yaşamları olamaz.
Biz Türk milleti şu an hem Masonların hem de Arap Kültür Emperyalizmi saldırısı altındayız. Zaten uzun yıllarca dibimizdeki Komünizm belası bahane edilerek İngiliz destekli Amerikan ablukasındayız.
İşin özü: 'Türk'ün Türk’ten başka dostu yok ve hızla kendi öz benliğimiz olan Türk Kültürüne dönmemiz lazım. Aksi takdirde Ece olan; Tomrisler, Aybüke’ler hızla Rabia'lara, Maide'lere dönüştürülerek Cariyeleşecekler.
''Ne Mutlu Türküm Diyene'..''


Adil ÖZTÜRK

 8 
 : 27 Şubat 2019, 18:17:59 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
İLLAKİ SİYASET
Belediye Başkanı, Muhtar ve bunlarla çalışacak ekiplerini seçmek için sandığa gitmemize bir ay gibi bir süre kaldı ama Belediye Başkanlığına aday olanların dişe dokunur ekonomik projeler yerine Parti liderleri; ‘’Eyyy’’ diyerek başlayıp, "Bizim işimiz gönüller",  “cibilliyetsiz”, “soysuz”, “hain”, “hayatı yalan”, “iftiracı”, “müptezel”, “çukur”, güruh”, “zürriyetsiz”, “ananı da al git”, “aile nedir, çocuk nedir bilmez ki”, dinleyicilerden biri “böbreğimi satıyorum” diyerek sıkıntısını söyleyince ona söylenen “ Burası sakatatçı dükkânı değil”, “Çirkef”, “Şerefsiz”, “çapsız”, "Fetöcü", "PKK'lı" diyerek seçim çalışması yürütüyor. Milli değerlerde erezyona uğradığımızın farkına bile varamıyoruz. Bol bol 250 grm.lık çay dağıtıyoruz. Geçenlerde, Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 101. yıl dönümü kutlanırken. Oyun sonunda kurtuluş-zafer İstiklal Marşı ile taçlandırılıyor, protokol arkasında bulunan ve etraftaki halk ayakta saygı duruşuyla eşlik ediyor da 2. kez ayağa kalkmak (valilik gelen tepkilere cevap olarak "Tören başında ayağa kalktılar" demiş) protokoldeki sivil ve üniformalı davetliler ayağa kalkmıyor. Oysa ki, İstiklal Marşı okunurken el el üstünde oturup ayağa kalkmayanlar, Atatürk İstiklal mücadelesi vermese o koltukta oturamayacaktı. Irak'dan, Suriye'den, Afrika'dan ne idiğü belirsiz çapulcuları Türkiye'ye mülteci diye getirip sonrada TC. Vatandaşlığı verirsen. Onlarda asker olur, polis olur, vali olur ama Türk olmazlar. Türk Milletinin İstiklal Marşına saygı duymazlar, şehit kanı ile boyanan Türk bayrağını ayaklar altına alırlar.
Bir millet silahlı savaş yapılmadan iki şekilde yok edilir. Birincisi mankurtlaştırılarak, ikincisi melezleştirilerek. Bizler kendimizi siyasete o kadar çok kaptırdık ki,
Türk Milleti üzerinde bu iki metod günümüzde siyasal cemaatler ve mülteci bahaneli Türkiye’yi adeta işgal eden milislerce son hızla uygulanmakta bizler farkında bile değiliz, bol bol parti mitinglerinde 250 gram çay kapma ve alkış peşindeyiz.
Türk Toplumunu ayakta tutan temel değerler bir bir yıkılıyor umurumuzda değil, illaki siyaset, yeter ki partimiz kazansın.

Adil ÖZTÜRK

 9 
 : 16 Şubat 2019, 19:00:37 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK

HAYIF BANA YAZIK BANA VAH BANA

Halk Ozanı Aşık Mahsuni Şerif, Nevşehir'in Hacıbektaş İlçesi'nde toprağa verilirken, Aşık Mahsuni'nin yakınları, TBMM Başkanı Ömer İzgi, Meclis Başkanvekili Kamer Genç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Eski CHP Milletvekili Fikri Sağlar, Kahtalı Mıçı, Kıvırcık Ali, Musa Eroğlu, Belkıs Akkale, Edip Akbayram, İlyas Salman, Eşber Yağmurdereli, Alevi Dernekleri temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
El Cezire (Arap Televizyonu) Umre'ye gittiğinde aşırı doz Viagraya bağlı olarak Medine'de kalp krizi geçirip hayatını kaybeden gazeteci Hasan Karakaya'nın cenazesine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Karakaya’nın ailesi ve yakınları, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan yardımcıları Numan Kurtulmuş ve Lütfi Elvan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bazı milletvekilleri, "Kemal Efendi" diye tanınan Kemal Hut, İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Anadolu Ajansı İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan, Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu, Abdurrahman Dilipak, Ersoy Dede, Melih Altınok'un da aralarında bulunduğu gazeteciler de saf tuttu.
Ve Ozan Arif’in cenaze töreni, Ülkücü olarak  Mansur Yavaş, İyi Parti Gen. Bşk. Meral Akşener, Koray Aydın, Samsun Belediye Büyükşehir Başkanı Zihni Şahin, Hayati Tekin, Erhan Usta, MHP Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, ahde vefa diyerek cenaze törenine katılmama yasağını görevinden istifa ederek dinlemeyen Ülkü Ocakları Çarşamba Ocak Başkanı İlhan Arıcı, AKP Samsun İl Başkanı Ersan Aksu ve Bozkurtlardan oluşan Türk Milleti mahşeri bir kalabalık oluşturmuştu.  Ahmet Yılmaz geldi sanat camiasından, İsmail Türüt ve bir de Uğur Işılak. Oysa gözler ve gönüller çok farklı kişileri boş yere aradı ama yoklardı, gelmemişlerdi.
Sol düşünce kalemi Selçuk Haznedar; ‘’ Belki de Nihal Atsız damarıydı. Sultan Galiyev, Ziya Gökalp, Nurettin Topçu, Cemil Meriç damarı. Kuvayi Milliye damarı, yurtseverlik damarı. İşte bu ayrışmada bir çok namuslu, yurtsever ülkücüyle birlikte tavır aldı Ozan Arif. Son yazdığı bir şiirde şaşırtıcı bir ustalıkla ihaneti ve iktidarını anlatıyordu. Bir duruşu, bir kaygısı, vicdanı olan idealist insanlardandı. Anti emperyalistti. Devşirilmedi. Zulme- sömürüye-ülkeyi satanlara karşıydı. Türkiye namuslu bir çocuğunu, bir yurtseverini kaybetti. Rahmet olsun" diyerek son görevini yaparken onurlu insan olmanın sağ ile sol ile ilgisi olmadığını ispatlamış oldu.
Ahmet Türk adlı PKK terör destekçisine geçmiş olsun dileklerini ileten, Zürriyetsiz diyene sınırsız destek veren sonra ‘’Adam Sandım’’ diye Ozanca yürekle yanlışları dile getirdi diyerek Ozan Arif’e  kızıp  cenazesine rahmet dilemeyenlerin, ölümünü adeta eğlence düzenleyerek kutlayanların söylemlerindeki dava’ya ne kadar inanabiliriz ki.
Ozan Arif'in cenazesi,  Ozan ile Şarkıcı farkını bir kez daha ortaya çıkardı Siyasetin dava olmadığını, siyasetin iktidar mücadelesi olduğunu, eleştiriye tahammül olmadığını da ortaya çıkardı. Hatta Vefa denen duygu, Dava denen duygu, Adamlık denen vasıf Ozan Arif'in cenaze töreninde, anlatılmadan yaşanarak ders olarak Türk Milletine son bir kez daha anlatılmış oldu.
Bu gün popüler olan siyasetçiler, sanatçılar yarın teker teker unutulacak ama Ozan Arif Türk Milletinin yüreği olarak hep yaşayacak. Pir Sultan'ı herkes güzel hatırlıyor, Hızır Paşa'yı küfürle. Ozan Arif'i tarih güzel hatırlayacak ama kindarları hatırlamayacak.
Kardeşlik yok, Vefa yok, Ülküdaşlık yok. Ben şimdi hangisine yanayım.
Türkmen Ozanı Yunus Emre, yüzyıllar öncesinden ne güzel özetlemiş:
‘’Hayıf bana yazık bana vah bana’’
Uğurlar olsun, atalar yoldaşın olsun, Tengri seninle olsun Ozan Arif.

Adil ÖZTÜRK

 10 
 : 13 Şubat 2019, 21:52:40 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
KOPUZDAN BİR TEL DAHA KOPTU
‘’Arif der ki: bunca yıl ay’’
‘’Geldi geçti vay dünya vay’’
‘’Yaşamaksa yaşadım say’’
‘’Aha geldim, gidiyorum’’

Ozan Arif’i ilk kez 1977 de ‘’Türkçüler Gecesi’’nde Aksaray (68) a geldiğinde tanımıştım. ‘’Türkçüler Gecesi’’nde görevli geçlerden biri idim ve Ozan Arif ile rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’i yakından tanıma fırsatı yakaladım hatta rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in elini öpmüştüm. O yıllar MHP nin gerçek kimliğinden uzaklaşmadığı Bozkurtların yuvası olduğu yıllardı. Her ne kadar 1969 Adana Kongresinde Sentezcilik tuzağı kurulmuş olsa da MHP hala Bozkurtların yuvası idi ve Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Hüseyin Nihal Atsız gibi Türkçü ışıklarla aydınlanıyordu. Aradan geçen yıllar içinde MHP değiştikçe değişti. Geçen zaman sürecinde rahmetli başbuğ Alparslan Türkeş’i 1995 de Afyonkarahisar’a bir İftar yemeğine geldiğinde tekrar yakından görüp elini öpmek nasip oldu ve yine beraberinde gelen Ozan Arif ile sohbet etmek imkanını yakaladım. Aradan geçen onca çalkantılı süreç Ozan Arif’in yüreğindeki Turan sevdasının ateşini söndüremedi.
Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa gidişinden sonra gerçekten Türk Milletine kendini adamış iki insanı yakından tanıma onuruna erişmiş olmanın mutluluğunu hala yaşamaktayım.
Ozan Arif yüreğindeki ‘’Turan Ülküsü’’ ile yaşamış ve Turan Ülküsünün aşkı ile ölmüş gerçek bir ozandı. Ozan olmanın gereği olan doğruları söylemenin sivri dilli olmak olduğunu ve kendi şahsına vereceği zararı bile bile ozanlığın gereğini son nefesine kadar yaşadı, Türk Milletinin yüreği oldu, dili oldu. Kimse çamur atmaya kalkmasın ki Ozan Arif kadar Türk Milletine hizmet verilse idi şimdi bu sıkıntılar yaşanmazdı.
Bu gün (13.2.2019) Türk Milletinin yüreğinin sesi olan kopuzdan bir tel daha koptu. En acı olanı da sonsuzluğa giden Türkçü ışın yeri maalesef doldurulamıyor. Türk Milleti her gün biraz daha sahipsiz, Türk Milleti her güm biraz daha ışıksız kalıyor. 
Ozan Arif sonsuzluğa gitti. Ruhu şad, durağı uçmak olsun.
Türk Irkı var Olsun.

Adil ÖZTÜRK

Sayfa: [1] 2 3 ... 10

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.055 saniyede 20 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu