Gönderen Konu: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI  (Okunma sayısı 50111 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« : 15 Şubat 2012, 20:51:08 »
                                                   BAŞLANGIÇ

Bir dilin tarihi, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu. Yada bir dilin, tarihî gelişim sürecinde, bilinen dönemlerden önce o dilden ayrılmış ve farklı biçimde gelişmiş kolları.

Lehçe kendi kelime dağarcığı ve grameri olan sözel (sözlü veya işaretli olan ama mutlaka yazılı olmayabilen) bir iletisim sistemidir; ağız da denmektedir. Genellikle lehçe, şive, ağız terimleri birbirine karıştırılmaktadır. Lehçelerdeki değişik özellikler, ayrılış dönemleri bilinemediği için açıklanamamaktadır. Örneğin, Türk dilinden bilinmeyen bir dönemde ayrılan Yakutça ve Çuvaşça iki ayrı lehçedir. Üçüncü lehçeyse Çağatayca, Kıpçakça, Azerice, Türkiye Türkçesi gibi bilinen şiveleri kapsamaktadır. Ayrıca Kırgız Lehçesi ve Kazak Lehçesi de örnek verilebilir.


Örnek: Türkçe'de : "Gelmek" kelimesi;
Azeri Türkçesinde : Galmak,
Kazak Türçesinde : Kelüv,
Özbek Türkçesinde : Kelmak
Uygur Türkçesinde kalmak


Ağız

Ağız, bir şive içinde oluşan, ses ve söyleyiş değişikliklerine dayanan küçük kollara, bir ülkenin çeşitli bölge, il veya ilçelerinin sözcükleri söyleyiş bakımından birbirinden ayrı olan konuşmalarına verilen ad. Aksan. Örneğin; Ege Ağzı'nda genellikle "biliyorum" sözcüğü yerine "biliyom" kullanılır.

Günlük kullanımda şive ile ağız birbirine karıştırılmaktadır. Oysa ağız, tanımda da görüldüğü gibi, şive içinde ele alınmaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, Türkiye Türkçesi bir şivenin, Konya ağzı ise, bu Türkçe içinde, bir bölgede görülen söyleyiş farklarının adıdır. Söyleyiş farkları da salt bölgeler ya da kentler arasında görülmez. Köyler arasında bile bu tür ayrılıklara rastlanabilir. Söz konusu olan, biçimsel bir başkalık değil, bir ses değişimidir. Söz gelimi, Karadeniz ağzında "g" sesinin "c" gibi çıkarıldığı görülür: "Celdum", "cittum". Aynı ağızda, ekteki düz seslinin "ı", yuvarlak sesli "u" olması da bir ağız özelliğidir. Ağız dediğimiz bu söyleyiş farklarının oluşumunda, kişilerin konuşma ve işitme organlarından coğrafî özelliklere, toplumsal yaşayışa dek çeşitli etkenler söz konusudur. Belli ve ortak bir eğitimden geçen kişilerin, konuşmalarındaki bölgesel söyleyiş ayrımlarını düzeltmeseler bile, aynı yazı dilini kullandıkları görülür.

Türk edebiyatında da, genellikle tiyatro, roman ve öyküde, kişileri konuştururken ağıza başvurulmaktadır. Bu, konularını toplumsal olaylardan alan ve belli bir bölgede geçen yapıtlarda yaygın bir biçimsel özelliktir.


Şive

Bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehire değişebilen küçük kollarına denir. Bir dilin kültür düzeylerine göre gösterdiği değişiklik. Şive aksan olarak da adlandırılabilir. Kısaca bir dilin bölgesel söyleniş tarzıdır.

"Gitmek" eyleminin gelecek zaman çekimli örneğinde;

Karadeniz; cideceğum, İç Anadolu; gidecem, Trakya; gitçem.

Şivelerde dilbilgisi kuralları yoktur. Bölge kültürünü, yöre özelliklerini taşır. Dilde, özellikle konuşma dilinde tekdüzeliği kaldıran, empati uyandıran bir yanı vardır.


Türkiye Türkçesi   Çocuklar okulda dilimizi latin alfabesi ile yazıyor.
Gagavuzca   Uşaklar şkolada / okulda dilimizi latin alfavitindä yazêr.
Azerice   Uşaqlar mektebde dilimizi latin elifbası ile yazır.
Türkmence   Çagalar mekdepde dilimizi latyn elipbiyi bile(n) yazyar.
Özbekçe   Bolalar maktabda tilimizni latin alifbosi bilan / ila yozadi.
Uygurca   Balilar mektepte tilimizni latin elipbesi bilen yazidu.
Kazakça   Balalar mektepte tilimizdi latin alfavitimen jazadı.
Kırgızca   
Baldar mektepte tilibizdi latın alfaviti menen jazat.
Tatarca   Balalar mäktäpdä telebezne latin älifbası bilän / ilä yaza.


Türkiye Türkçesi   Yeni Yılınız Kutlu Olsun.
Gagavuzca   Yeni yılınızı kutlerim.
Karaimce   Sizni yanhı yıl bıla kutleymın.
Azerice (Azerbaycan)   Yeni iliniz mübarek olsun.
Azerice (İran)   Teze iliniz mübarek.
Irak Türkçesi (Irak)   Y'engi iliwiz mübarak olsun.
Türkmence   Taze yylynyz gutly bolsun.
Özbekçe   Yangi yilingiz kutli bo'lsin.
Uygurca   Yengi yılıngızğa mübarek bolsun.
Kazakça   Janga jılıngız kuttı bolsın
Karaçayca   Cangngı cılığıznı alğışlayma.
Balkarca   Cangngı cılığıznı alğışlayma.
Nogayca   Yana yılınız men.
Karakalpakça   Canga cılıngız kuttı bolsın.
Kırgızca   Cangı cılıngız kuttu bolsun.
Tatarca   Sezne yanga yıl belen tebrik item.
Kırım Tatarcası   Yanı ılınız kaırlı (mubarek) olsun.
Moldova-Romanya Tatarcası   Ceni cılınız kutlu bolsun.
Başkırtça   Hezze yangı yıl menen kotlayım.
Kumukça   Yangı yılıgız kutlu bolsun.
Hakasça   Naa çılnang alğıstapçam (-alkış) şirerni.
Tuvaca   Caa çıl-bile bayır çedirip or men.
Hakasça   Naa çılnang alğıstapçam şirerni.
Altayca   Slerdi cangı cılla utkup turum.
Şorca   Naa çıl çakşı polzun.
Yakutça   Ehigini şanga cılınan eğerdeliibin.
Çuvaşça   Sene sul yaçepe salamlatap.

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #1 : 16 Şubat 2012, 14:42:34 »
 1 - AFYON AĞZI
 
Çarşıdeeken,yangın yanıyoo dediler,bi evin daban tattaları dutuşmuş,yangın çıkmış,Etfaiye,pulis,candırma hepiciği gelmişlee,ev sahabınınğ her bişeyleri yanmış yazık,donunu dumanınğı bile zorunan topleyip kendini dışa atmış,garısı sobeyi gurculaaken yere ataş düşürmüş,o da yangın çıkarmış..Herif garısına örkelenmiş,len gadın ben sanğa demeyon mu sobeyi gurculama deye al işte neççesenğ et gali,sokakta galdık,şindi istediğin gada gurculasıınğ deye bağırıyoodu...

Yangın haberini de belediye eperlosu ve iradiyodan da duyduk,pek üzüldük...Kamil Koç firmasında muavin olarak işe başlayan bir hemşerimiz,İstanbul otobüsünde herkese su götürmekten bıkmış ve en sonunda şöyne bağırmış:"Sayınğ yolculaa duz mu yaladınğız?İstambola gadaa heş birinğize su yok galii onğa göre"
Nine dambeşine salçı yapen deye çıkmış,gonğşuları nine nişleyonğ dambeşinnde düşesinğ en aşşaa demişlee.O da ırahmet yağcek ginez iliyenleri,ilistirleri alen de enen demiş,Güççük torun da sancakda ırlanırken abasınınğ duluğunu cimciklemiş,nine de inaneyer bubenğe deevecen,emmevallayi demessem demiş.Toruna iki dakke otu bi len galgıyıp duruyonğ,gıyneşip durma başım döndü demiş.Namazlağıyı geti de namaz gılen,bak püsküütünen cuklata veecen eenkini (elindekini) yere goda git demiş.

Afiyon'un cimcik hamıraşısı da (Mantı) peh çikin gözel olur.Heç yedinğiz mi bilmen?Irametlik Dudu Deze bazara giden de öte bete alen,torunlaa yesinğ deyoo,kösülünce yere çömmüş sorudurken ali dayı ne edip batınğ nine demiş?O da kösüldüm de dinğleniyon,Aaşam yediğim cimcik hamıraşı dokandı ginez,emme şindi aççık epeyiyin demiş.Eee nine ayağınğı gıçınğı geymeyon hasta oluyonğ,şöyne kölgeye gehNineninğ öte bete aldığı bazarcı da çakır köyünlüymüş,lee guzum şunğu daşııve demiş,Allah ırazı ossun eve gada getimiş...
Afyonspor-Bandırmaspor maçında seyirciler şöyne bağırıyormuş:Bandırmaspor taraftarları:Bandırma!Bandırma!Bandırma!Bandırma!Bandırma!Bandı rma!Afyonspor Taraftarları:Bandırcen!Bandırcen!Bandırcen!Bandırcen!Bandırcen! Bandırcen!
 
2- DENİZLİ AĞZI
 
Mersindeyiz,Denizlili bir hemşehrimiz ögretmen..Sınıfta gürültü yapan bir öğrenciye bağırır,-Kızdırmeyin bene,şindi sene tahtaya kaldırır,sıfıra bascen.
Seneler evvel,memleketinde elektrik olmayan Denizli'li İstanbul'a gidip caddelerdeki yanan lambaları görünce şaşkınlıktan şöyle demiş: Yanıpba..yanıpba..Ne gaz yetçek ne fıtıl..
İstanbul'da hamamda başı sabunlu gözleri kapalıyken sabun kalıbını yürütmüşler bizimkinin.Olayı arkadasına anlatmış,-Gahpaçocukları..hamamda bana sabunsuz kodular…(hamamda beni sabunsuz bıraktılar)

rivayet olunduğuna göre pazar yerinde uzun süren bir alışveriş sırasında güzelim ürünleri alıp almamakta kararsız kalan müşteriye karşı satıcı kadın cevap verir: 'götüceksen götü götümiceksen götüme.. go'. dilimizin yöresel elastikliği konusunda denizli lehçesi en dikkati çeken tarzdır denebilir
 
                                   ÖZAY GÖNLÜM
 
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=fmDqqwdt02M" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=fmDqqwdt02M</a>
 
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=jb-sn-Zc6QI" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=jb-sn-Zc6QI</a>
 
 

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #2 : 16 Şubat 2012, 15:49:21 »
3-ADANA AĞZI
 
Horanta: Aile
Heyle: Nasıl
Çimmek: Yıkanmak
Küncü: Susam
Mintan: Gömlek
Cülük: Civciv
Helke: Kova
Cıncık: Cam
Dinelmek: Ayakta durmak
Dane: Bak
Yörep: Eğrilik
Deştiye: Susuz tarla
Hakına: 4'te 1 oranında başkasına verilen keçi veya hayvanlar
Bıldır: Geçen yıl
Evermek: Evlendirmek
Guzlacı: Hamile
Bagzerce: İdare eder
Ceflin: Tavuğun küçük hali
Köynek: Don
Berg: Sert
Yeyni: Hafif
Yel: Rüzgar
Çitil: Yoğurt kabı
Mavra: Yalan yanlış söz
Evreaç: Yufka ekmeği pişirme aleti
Gurg: Kuluçkaya yatan tavuk
Tosba: Kaplumbağa
Hıta: Acur
Gallep: Güvercin
Ağlenmek: Oyalanmak
Gırana: Yanına
Dulda: Kuytu yer
Teşt: Çamaşır leheni
Mılkıç: Fazla olgunlaşmış meyve
Ötanner: Geçen günler
HELKE:SU kabı
ÇİTİL:yoğurt kabı
TAMAN:seninde bildigin gibi
MAVRA:yalan yanlış söz
EVREAÇ: ekmek pişirme aleti
             
ÖRNEK:

Şurdan itimata binek ganaldan geçek az da çeerdek alırık aşörtmenin cebine koyarık. damda guş uçururken bocitle buzlu su da alak akşama da geri dönek

ganala gidek çimek mi lan?

lan gardaş yandık galan şu gapıyı kındır azcık

 
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=7jEthIlWueI" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=7jEthIlWueI</a>
 
                     AKDENİZİN İNCİSİ ADANA
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=0DZgWfUrltw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=0DZgWfUrltw</a>

Çevrimdışı Fatih

  • Gokboru Teskilat
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 369
  • Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #3 : 17 Şubat 2012, 13:41:28 »
Ahanda bu da bizim melmeketin (memleket) sözlüğü:

aba: anne, abla
afur: ahır
ağa: baba
ağleş: dur, bekle
ağleşmek: alay etmek
ağartı: sütten yapılan ürünlerin tümüne verilen genel isim
aha: işte
alaf: ateş, alev
alayı: hepsi
alışmak: alev almak
alma: elma
aluç: sarı renkli bir çeşit dağ meyvesi
amedenden: aniden, birdenbire
ana: yaşlı kadın, babaanne, nine
angut: anlayışı kıt
anadut: harman yerinde kullanılan üç çatallı bir alet
annaç: karşı
annaşmak: anlaşmak
araz: dilsiz
arşunalık: gölgelik, çardak
arsınmak: utanmak
arsuz: utanmaz
aşurma: kulplu kazan
aşhane (aşane): mutfak
avara: işsiz, güçsüz, boş gezen
avut: ağlama
avut dökmek: ağlamak
aya: avuç içi
ayrık: yabani ot
ayahcah: merdiven
aze: vücut
azıtmak: istenmeyen kedi köpek gibi hayvanları evden uzak bir yere götürüp bırakmak
azık: yiyecek
avuz: inek, manda gibi hayvanların ilk savımından elde edilen oldukça koyu kıvamlı süt


badal: merdiven basamağı
badı: ördek
badem parmak: işaret parmağı
baldırgan (baldırcan): patlıcan
bannakh: parmak
bayahdan: biraz önce
bat: yeşil mercimek, salça ve düğü ile yapılıp,
pişirilmeden yenen bir çeşit yemek
bazlama: sac ekmeği
beleş: bedava
beslek (besleme): ileride evlendirilmek üzere küçük yaşta alıp büyütülen kimsesiz ya da yoksul çocuk
becit: acele
bek: sert, sağlam; pek
belemek: çocuğu kundağına sağıp yatırmak
bıdık: böbrek
bıldır: geçen sene
bıyıl: bu yıl
biçala: kısa bir an
biyo: bir kere
bisokum: bir lokma
boğön: bu gün
bostan: karpuz
boz: bakımsız üzüm bağı, sürülmemiş tarla
böcük: haşere
börk: bere
böyük: büyük
buymuş: donmuş
bürük: çarşaf, örtü


cağ: banyo ihtiyacını gidermek için yapılmış yer
camış: manda
cebelleşmek: tartışmak
cerek: uzun sırık
ceylan: elektrik
cıbır: yoksul
cılga: keçi yolu, patika
cınnak: tırnak
cırcır: fermuar
cırıt: hızlı yürümek
cıv: kamış
cibbik: alkış
cimcik: çok az
culuk: hindi
cula: karga
culfalık: kilim dokuma tezgahı
cücük: civciv


çalkalama: ayran
çalgı: süpürge
çamdı: ters tavan
çaylık: uzun kadın donu
çaluntu: felçli
çapak: göz iltihabı
çedik: çocuk ayakkabısı
çekü: yazma
çemüt: dut kurusu
çemüş: kuru üzüm
çemçük: çirkin
çerez: leblebi
çeten: saman taşıma arabası
çene: köşe başı
çenileme: köpeğin havlaması
çıkı: bohça
cılbır: yöresel bir yiyecek
çıt: tel anahtar
çir: zerdali kurusu
çiğ: kırağı
çiğit: meyve çekirdeği
çipil: çalı çırpı
çise: ince yağmur
çitil: çalı çırpı
çitilemek: dikmek
çimmek: banyo yapmak, yıkanmak
çoh: çok
çorlu: hastalıklı
çoştar: laf götürüp getiren, ortalığı karıştıran
çöğdürmek: ayakta işemek
çökek: çamurlu su birikmiş yer
çöçelenmek: boşa vakit geçirmek
çul: kilim
çüş: eşeklerin durması için söylenen söz




dakanak: takıntı
daklaşma: sataşma
dalak: bal peteği
dalamak: yün giyisilerin vücutta kaşıntı yapması
dallama: yelek
dam: çatı, evin üst kısmı, teras
dangadak: aniden
dastar: ekmek bohçası
daşdar: sofra bezi
davar: koyun
debellenmek: yuvarlanmak
değirmi: yuvarlak
demin: az önce
demra: egzama
dene: buğday tanesi
depmük (dekmük): tekme
depmez deşürmez olmak: çok zengin olmak
deyyus: kötü adam
dıngıldamak: gevezelik etmek, çok konuşmak
dıga: çocuk
dıhmak (dıhınmak): yemek
dilliksiz: yaramaz
dinelmek: ayakta durmak
dikelmek: karşı koymak
dirgen: harman yerinde kullanılan ağaçtan yapılmış iki çatallı alet
dombalak: takla
dolukmak: üzüntüden ağlayacak hale gelmek
döngel: muşmula
döşürmek: dilenmek
döş: göğüs
döşek: yatak
dulda: gölgelik yer
düğülcek: dolu
dürüm: yufka arasına peynir, çökelik konulması
düve: dana


ebe: babaanne, nine
ebe kulağı: salyangoz
ecücük: azıcık
eccük: biraz
eke: tecrübeli
ellik: eldiven
elleşmek: dolu çuvalı iki kişi birlikte kaldırmak
ella, ellam, elleham: herhalde
el gapısı: kızın evlendikten sonra gideceği yer, koca evi
eme: hala, teyze
emmi: amca
enteri: kadın elbisesi
enük: kedi ya da köpek yavrusu
enek: bilye
engür: üzüm tanesi
ersün: hamur keseceği
erişte: ev makarnası
esbap: çamaşır
essah: sahi
essahtan: gerçekten
eşgi (salça): salça
eşelek: elma gibi meyvelerin yedikten sonra kalan kısmı
eşik: kapı girişi
evcüman: evine bağlı erkek
eyüğü: kaburga kemiği


fak: fare kapanı
fenikmek: başı dönmek
fermanı kesilmek: güçsüz düşmek
fırdolayı: çepçevre
fışkı (fışgı): hayvan gübresi


gabalak: iri
gahırdak: koyun kuyruğunun kavrulmuşu
gaddem: parça kadar
galuk (galuh): evde kalmış kız-erkek
ganara: işe yaramayan, çok yemek yiyen
gatık: yağsız ekşi ayran
gamga: yontulmuş ağaç parçası
garanluh: karanlık
gatmer: bir çeşit ekmek
gavah: kavak
gaypak: sözünde durmayan
gebre: at tımarında kullanılan alet
geçi: keçi
gennaba (genaba): gelin abla
gıymık (gıymıh): ağaçtan yontulmuş iğne küçüklüğünde parça
gıbal: dış görünüş
gıdık: keçi yavrusu
gırmaşmak: kımıldamak
gız: kız
gidik: koyun yavrusu
gilavadar: üzüm asması
gilik: parça
gişi: evli erkek
gorhu: korku
goynek: gömlek
goyvermek: serbest bırakmak
gölük: merkep, eşek
gödek: kısa boylu
göğ: mavi
gurk: kuluçkaya yatan tavuk
gubarmak: gururlanmak
guşluk vakti: sabahla öğle arası
gümele: çalı çırpıdan yapılmış bağ ya da tarla evi
gümbüden: birdenbire
gübür: süprüntü


haabe: heybe
habire: sürekli
haçar: anahtar
haçen: ne zaman
harar: çok büyük çuval
hark: küçük su kanalı
haşat: bozulmuş, darmadağın olmuş
hayat: avlu
hazitmek: özlemek
he: evet
hela: tuvalet
helki: kova
helle: un çorbası
hedik: pişirilmiş buğday
hemi: öyle mi
heri: sen de
heğ: küfe
heyiklemek: gözetlemek
heyye: tabi, öyle
hıngel: yöresel bir yemek
hoğlamak: sürmek
hökelek: iriyarı


ırakh: uzak
ırgat: amele
ilağançe (ilağan): leğen
içerlemek: alınıp üzülmek
ikinnedi: ilkindi vakti
ilenger: büyük bakır sahan
ilisdir: kevgir
ilik: düğme
isgembi: sandalye
işgefe (işkefe): yöresel yufka ekmeği
işgillenmek: şüphelenmek
işlik: gömlek
işmar: göz kırpma
işgilli: alıngan


kayış: kemer
kelem: lahana
keşik: sıra
kelik: eski ayakkabı
kekeç: kekeme
kepenek: kelebek
kesan (kesağan): büyük fare
kesmük: harmanda iyi dövülmediğinden iri kalan sap
kezek: tezek
kıtlamak: ısırmak
kirtik: sert, dolgun
kip: sağlam
kocabaş: şeker pancarı
koğucu: dedikoducu
koz: yeşil kabuklu ceviz
kömüş: manda
köme: cevizli sucuk
kurnamak: kedi köpek gibi hayvanların doğum yapması
küt: felçli
küççük: küçük


lalin: takunya
loğ: damlarda kullanılan silindir taşı


madımak: yöresel bir yemek
makat (mahat): tahtadan yapılmış oturak
mahdum: erkek evlat
malamat: berbat, sefil, zavallı
malamat etmek: rezil etmek
mangas: cımbız
mayıs: sığır pisliği
mıhlama (mıhla): yumurta ile yapılan bir çeşit yemek
mısmıl: işe yarar
mıh: çivi
mitil: yüzsüz yorgan
modul: ucu çivili uzun değnek
mozi: bakımsız dana
musandere: bir çeşit raf
muhanet: faydasız kişi
mullamak: kapmak
muzu: zararlı


nacak: bir çeşit kesici alet
nelbeki: büyük bakır sahan


ocaklık: mutfak
oncacık: çok az


öğlennedi: öğle vakti
öğür: yavrulayacak inek
öle: öyle
öllük: bebeklerin kundaklarına ısıtılarak konulan çok ince killi toprak
övendere: ucu çivili uzun değnek
özeleme: yoğurt çalkalama
öz: dere


parsı: baca başı
pelver: salça
peşisire: arkasından
petni: hayvan yemliği
pırtı: kumaş
pırtıcı: manifaturacı
pin: kümes
pinnik: kümes
pisik: kedi
poşuş: kiriş
pöşgür: peçete
pürpürüm: semizotu
pürçekli: havuç
razu: razı


saku (sahu): ceket
savucu: süt sağan
seyip: başıboş
seğirtmek: hızlı koşmak
sıyırgı: tahta kürek
sıvışmak: sessizce kaybolmak
sini: tepsi
sitil: küçük bakır kova
sindik: civa sülfür
sohranmak: bir işi sohranarak yapmak
sorutmak: ayakta durmak
soku: bulgur döğülen içi oyuk taş
sofa: salon
sonak: mısır koçanı
sokum (sohum): lokma
suluh: hamam havlusu
sümsük: pisboğaz
sumsuk (sumsu): yumruk


şaplak: tokat
şargada (şarkada): yaramaz çocuk
şeer: şehir
şibermek: şımarmak
şikirsiz: yakışıksız
şip: çabuk
şipelek: tez canlı
şinavat: üzüm cenderesi
şişmek: fazla gururlanmak
şöfük: salya
şöfüklü: salyalı


tanış: tanıdık
tavar: kiremitten yapılmış, geniş ağızlı su kabı
tavatir: çok iyi
tazu: tazı
tebelleş: bir kimsenin diğerini kızdıracak şekilde ilgilenmesi
telek: kümes hayvanlarının kanat tüyleri
temek: ahır penceresi
temelli: devamlı
tentene: dantel
terek: raf
terpoşlu: kapaklı bakır kap
teyin: sincap
tığ: harman yerindeki saman yığını
tirki: ağaçtan oyulmuş tas
tille: ince ağaçtan sopa
toh: köpek tasması
toha: kemer
tok: çivili köpek tasması
tokuç: çamaşır yıkarken kullanılan tahta
tola: kuyu kovası
tosbağa: kaplumbağa
tostan: hayvan pisliğiyle beslenen bir tür böcek
tosun: erkek inek
toyga: yoğurtlu çorba
töremek: üremek
tumman: don
tummak: suya dalmak


uşak: çocuk
üleş: hayvan leşi
ütme: ateşte pişirilmiş kurumamış buğday başağı
ütmek: oyunda veya idaada kazanmak


yal: köpek maması
yalak: yal verilen kap
yampiri: eğri
yanıgara: şarbon hastalığı
yanyanuç: yengeç
yassu: yatsı vakti
yazu: arazi
yel: rüzgar
yeşillik: bahçe(bağ)
yığın: ot yığını
yoh: hayır, yok
yuğmak: yıkamak
yüğürtmek: koşmak


zavzu: salatalık
zağar: sağır
zemheri: kara kış
zerzebil: perişan
zıkkım: haram
zırana: düşüncesiz
zopa: dayak
zorunan: zorla

Çevrimdışı Fatih

  • Gokboru Teskilat
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 369
  • Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #4 : 17 Şubat 2012, 13:44:19 »
Bizim melmeket mutfağından bir manzara : - )
Kaynana, yemek hazırlığı yapmak için gelinine seslenir:

"Gız gelin, badalın altundaki ilistirde bıldırdan galan çiğit var. O çiğidi bi de terekdeki erüşdeyi al da gel. Haydi çöçelenme, eccük şip ol…"

Ne denildiğini anlamak için yukarıdaki sözlüğe başvurmak lazımdır : - )

Çevrimdışı Fatih

  • Gokboru Teskilat
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 369
  • Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #5 : 17 Şubat 2012, 13:46:08 »
Bizim melmeketin mahalle arasında geçen konuşmalarından birkaç örnek:

"Amedenden hoğmaden, culuh hopladı culfalığa gumbüden."

"Alan razu satan razu, arada gezen çullu tazu. "

"Bıldırın Garadini kirazunu haabeye godundu da bana vermediydin. De baham, godun mu gomadun mı?"

"Hatçee, bura Boduçoğun gavağın dibi mi gız? "

"Ahan da bağele, sen sıh dişini hele..."

"Bıldırın ölmüş bi eşek, gelin bu yıl ağlaşak! "

"Gorhunun ecele faydasu yoh! "

"Hıı, gendünü gurtaramayan evliyayu, sel götürsün."

"Destursuz bağa giren, hesapsız zopa yer."


Ne denildiğini anlamak için yukarıdaki sözlüğe başvurmak lazımdır : - )

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #6 : 17 Şubat 2012, 14:15:02 »
Fatih eleze salık da hangi memleked'in azı bu heeç sölememişsin gardaş bizi marakda bıraktın bi zahmed sölede bilek hele yorum.

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #7 : 17 Şubat 2012, 14:20:31 »
İsteyen gandaşlar gendi şehrinin azıynan bişeyler yazar gatgıda bulunursa daha eyi hoş bir ortam paylaşım olur ganatindeyim eyle delmi aaaamm yorum  gandaşlar.

Çevrimdışı Antepli Bozkurt

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 540
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #8 : 17 Şubat 2012, 14:27:18 »
                                       4-ERZURUM AĞZI
 
Erzurum lisesinde Erzurum’lu Öğretmen ,Erzurum’lu öğrenciyi sözlü sınavı yapıyor : -Arhadaçi -Buyur hocam neci? -Adın neçi? -Mehmet Zeçi -Numaran neçi? -içiyüz içi -Memleçetin nereçi? -Erzürümün içi -Soriyi bilirmisen peçi? -Hocam sori neçi ? -Erzürümün nüfüsi neçi? -Hocam bilmemçi -Eleyse otur içi -hocam neyettimçi
----------
Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor. Kadın: -Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi? Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla -Heyir baci, getmez! Kadın: -Vış! eleyse niye durdun!

--------------------
Saf bir Erzurum'lu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi: -Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?

Tebriz kapısında aşağı inende, bir kamyon gelip yolun ortasında durmuş, şoför atlayıp taşı ön tekerleğinin önüne yerleştirmiş, trafik polisi yetişmiş:
"Burada durulur mu?"
"Aman ağabey, gurban olim, sahın teprenme, zor durmuşam, frenler dutmir!"
"Frensiz araba olur mu, üstelik farlardan biri de kırık!"
"Ağabeg, daş sıcradı, gırdı!"
"Ver bakalım ruhsatla sehliyetini..."
"Ne ruhsatı? Ağamın ehliyetini beraber gullanırih, ben de değil!"
"Tu Allah belanı vermeye, ver 500 lira ceza defol!"
"Dadaş" boynunu bükmüş:
"Ayahlaran gurban olim ağabeg, aham 500 lira vermesine verem de, sucumuz ne oni anniyah!"
Duvarcı ustası, tuğlayı, taşı yerine koydu mu iki adım geriye atıp marifetine ıslık çalarmış...
İnşaat sahibi bakmış iş yürümüyor, ustaya seslenmiş:
"Gardaş sen duvarı ör, ıslığı ben çalaram!"

kor : bakıpta görmeyen
maraba : tarım işçisi
matıf : suratsız adam
mazanni : şüpheli adam
omo : dalkavuk
poşa : çingene kadın
paşvani : bekçi
sınıhçi : kırıkçı
sogumsuz : sabırsız
şağıldahli : pis adam
şergada : akla gelmeyen işler yapan
tanko : sosyetik
termaş : şanslı
uşah : çocuk
vola : ulan
yelloz : müflis
yegin : aceleci
zenne :kadın
ağıl : yazın hayvanların koyulduğu yer
ahbun : hayvan gübresi
aşgar : kir
avlu : evin giriş salonu
ayvan odası: boş oda
baca : dam
bardan : büyük çuval
berf : kar
bedire : kova
cağ : şiş
cakkıl : zincirli iki ucuna kova takılan uzun çubuk
ceferlik : odunluk
cılfa : pulluk
cıstik : erkek ayakkabısı
çangıl : zil
çenebit : camdan ekmek kabı
damçi : damla
dastar : hamurun üstüne örtülen örtü
dıldılık : ince elbise
dibek : öğütme aracı
düllük : düdük
eğiş : tandırdan eşya veya ekmek çıkarmak için kullanılna araç
enek : sapanın toprağı yaran kısmı
fırfırik : topaç
galah : tezek yığını
geven : deve dikeni

Çevrimdışı Fatih

  • Gokboru Teskilat
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 369
  • Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir
Ynt: İLLERİMİZİN TATLI AĞIZLARI
« Yanıtla #9 : 17 Şubat 2012, 14:54:36 »
Düzgün mısmıldır, baş örtüsü bürük
Lahana kelem, dağ armudu çördük
İştaha mada, azıcığa eccük
Alkışa da çepik diyorlar bizde

Merdiven badaldır, sebze de zavzu
İğneye bir derler, dibeğe sohu
Sitil kovadır, ceket ise saku
Sedire mahat diyorlar bizde

Behniyem yerdir, arazi yazu
Eme haladır, abla ise abu
Balçığa lığ, ev duvarına çamdu
Civcive de cücük diyorlar bizde

Banyo yapmak yunmak, bol ise follan
Hindi culuhdur, sac ekmeği cızlah
Patatese kastil, sahiye essah
Kızılcığa zoal diyolar bizde

Sip, çabuk demek, kötü de irezir
Foroz horozdur, kevgir de iliştir
Kaynağa göze peçeteye peşkir
Geçen yıla bıldır diyorlar bizde

Takunya nalındır, çok bilmiş çepil
Içi boş kütüktür, çabuk kızan çitil
Şubata gücük, yatağa da mitil
Belkiye ellaham diyorlar bizde

Koşmak seğirtmektir, boğaz ise ümük
Keh uçurumdur, kısa boylu güdük
Aşhana mutfak pisboğaza sümsük
Çınara kavlağan diyorlar bizde

Ağleş dur demek çirkin ise gaşmer
Ahacuk işte, gözetmek işmar
Yufkaya işkeve, salçaya pelver
Mandaya da kömüş diyorlar bizde

Azıcık bıdıhım, tatsıza sasuh
Boduç su kabıdır, ayran da gatıh
İşkembeye garın, çiviye de mıh
Bileziğe gol bağı diyorlar bizde

Köşeye pöçük döveye mozik
Ufak taşa helik Çarığa kelik
Kuşbaşına şişlik Gömleğe işlik
Bizim elde kompostaya da Hoşaf derler

Yoğurt çorbası bizde borani
Torbaya çuval, makada seki
Okula mekteb güzele yahşi
Bizim elde yemeğe de aş derler

Pantolona şalvar Palana semer
Kardeşe karındaş Çeşmeye pınar
Bacaya buharı süzgece kevgir
Bizim elde çiviye de Mıh derler

Hırkaya yelek,entariye fistan
Yola yolak Bahçeye bostan
Geleceğe yarın Musura Kürün
Bizim elde satırda dehre derler

Çuvaldız'a kıyık, Göceğe zırza
Sitile bakraç, Kazana aşırma
Leğene teşt, Uçağada tayyara
Bizim elde Menteşeyede kullap derler

Rüzgara yel, dar geçide bel
Fidana çitil Perçeme kekil
Büyük taşa kaya Kumada çakıl
Bizim elde kanalada Hark denir

Kemere kayış Havluya peşkir,
Yatağa Döşek,seneye bıldır
Ayrana Çalkama,Böreğe Kömbe
Bizim elde heybeye de hurç derler