Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

kitap damgası türk
45.90 TL
34.90 TL
kitap damgası kayı
45.90 TL
34.90 TL
osmanlı arması
472 TL
413 TL
metal biblo
Döküm Ürünler Biblolar
ülkücü ürün

Gönderen Konu: Vuslatice  (Okunma sayısı 22147 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #20 : 10 Ocak 2013, 02:03:19 »

Sulakyurt’a Biladiye

Biraz anlatayım vardır bilmeyen,
Bilene ayandır dünün Sulakyurt.
Ne bilsin halini gidip gelmeyen,
İlgilenmek ister günün Sulakyurt.

Çek yazmasın devlet ana bahtına,
Gönlümüz al bayrak elimiz kına,
Oturturuz seni sultan tahtına,
Duyulsun âleme ünün Sulakyurt.

Bozkır ortasında şirinsin şirin,
Sevenin gözünde başkadır yerin,
Küçük Şeyh Şami’yle birdir kaderin,
Şeyh Hamza Şami’den kanın Sulakyurt.

Yirmi sekiz pare köyün var senin,
Pınar pınar soğuk suyun var senin,
Oğuz Türklerinden soyun var senin,
Bilmeyen kalmasın şanın Sulakyurt.

Olmadın zalime olmadın uşak,
Sarılsın köküne gelecek kuşak,
En büyük gelirin kırmızı başak,
Yorulur taşırken manın Sulakyurt.

Çiçek çiçek derlenirken balınız,
Tatlı meyve tutar bağda dalınız,
Ormana dönüşmüş eski çalınız,
Karagüney dağı yanın Sulakyurt.

Toy düğünün bekârların darısı,
Tarlada kavunun çiğdem sarısı,
Nasip alsa göçten halkın yarısı,
Özderesi yazın canın Sulakyurt.

Meleşir kuzular biçilmez paha,
Eş değer güzelin her Aynımah’a
İlimde ha gayret gayret az daha,
Aydınlığa doğru sonun Sulakyurt.

Üzümün suyunun sirkeden farkı,
Keremin çeşmede bir yudum rakı.
Sen dertli Türküsün sen güzel şarkı,
Savar yıldızları tanın Sulakyurt.

Seçim zamanında bölünen pasta,
Sevinçte birliksin birliksin yasta,
Çok ozana bedel bir Duran Usta,
Vuslatî şahidi bunun Sulakyurt

Osman Öcal
 
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #21 : 10 Ocak 2013, 02:08:47 »

Aşk Boncuğum Benli Karam(PELTEKNÂME)

De de değme ta ta tabip sı sı sızlar yaram
He he her me me merhemle sa sa sarılmıyor
A a aşk bo bo boncuğum be be benli karam
Ma ma mavi gö gö gözler so so sorulmuyor

Se se sevdam yü yü yüce da da dağlar gibi
So so soldum vi vi viran ba ba bağlar gibi
Gö gö göz pı pı pınarım ça ça çağlar gibi
A a akıp a a akıp du du durulmuyor

Fe fe felek vu vu vurmuş de de derbederim
Ne ne nefsim i i ile ha ha harp ederim
İ i ince ka ka kargın yo yo yol giderim
Me me menzil u u uzak va va varılmıyor

Ye ye yel sa sa savurur u u uçar turab
A a ağu yu yu yutan gö gö gönül harab
Sa sa sabır e e eyle ca ca cana Ya Rab
Ka ka kader se se seyrim kı kı kırılmıyor

Şe şe şeyda bü bü bülbül de de dertli öter
Vu Vu Vuslatî de de der ö ö ömür biter
Di di dil ke ke kememe a a artık yeter
A a anlat a a anlat yo yo yorulmuyor

Osman Öcal
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #22 : 10 Ocak 2013, 02:10:43 »



Kar Gülü

Goncadan açılmış taze bir çiçek,
Alınca kokunu gördüm kar gülü.
Hayalle yaşardım sen ise gerçek,
Varlığını hayra yordum kar gülü.

Güneş ufuk diye iner gözüne,
Gece dolunayı çöker yüzüne,
Bir gölge misali düştüm izine,
Bıkmadan izini sürdüm kar gülü.

Yüklendi sevdayı üşüyor genim,
Gezdirdin dağ bayır karardı tenim,
Çıkışsız sokaklar benimdir benim,
Yaramı umutla sardım kar gülü.

Tutulmuş dilleri ah be lâl derdim,
Omzuma başını yasla kal derdim,
Bağban olup nice nice gül derdim,
Yıllarca yoluna serdim kar gülü.

Gözyaşımız oldu Fırat ve Tuna,
İsterdim sevdayı iç kana kana,
Vurunca avcısı yaşar mı suna,
Çaresiz dertlere erdim kar gülü.

Hayatın borcunu Vuslatî öder,
Zaman tünelinde olurken heder,
Tükendi umudu gülmedi kader,
İsmini kitaba verdim kar gülü.

Osman Öcal
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #23 : 10 Ocak 2013, 02:13:35 »

Almıla’ya Götür Beni

Gecelere doğan ayım,
Eyerinde gümüş yayım,
Boz yeleli kırçıl tayım,
Almıla’ya götür beni.

Gemi alıp kalkan şaha,
Karışmış adın semaha,
Ersin karanlık sabaha,
Almıla’ya götür beni.

Börü olsun kılavuzun,
Kesilsin feri nursuzun,
Açtığında ilk nevruzun,
Almıla’ya götür beni.

Abıkanlık var geninde,
Dağlar eğilsin önünde,
Uldız’ın şölen gününde,
Almıla’ya götür beni.

Vuslatî ferman der hana,
Kılıçlar girmeden kına,
Varsın ünümüz acuna,
Almıla’ya götür beni.

Osman Öcal
Kayıtlı

TARDU KAĞAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 541
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #24 : 10 Ocak 2013, 13:20:32 »

Bir süre önce, ''Gökbörüler Atışıyor'' başlığında kısa bir açıklama ve örnekler vererek bir dörtlük (şiirin ilk dörtlüğü) yazıp atışma ayağı vermiştim. Sayın TARDU KAĞAN şöyle bir yanıt yazmıştı:

Ben bilmem atışma ,beyit,dize,
Gökbörüyüz,er kişi lazım bize,
Meydan bu kendine güvenene,
Halep orda burda arşın,gel berye beriye.

Ben de atışma geleneği kuralı dışına çıkıp yanıt veremedim. Kusura bakmasın. Ama oradan hareketle bu şiiri yazdım.

         Çağrı

Dinleyin gardaşlar dinleyin hele,
Vatana sevdamız naz olmamalı.
Haykırın bu aşkı getirin dile,
Kurdun kılavuzu kaz olmamalı.

Ölümcül urum var seğirir gözüm,
Otçul obur amma kemirir özüm,
Dimyat’a pirince gidene sözüm,
Baş ayağa düşen buz olmamalı.

Kimin kılıcısın kime merakın,
Sırı bozulmamış aynaya bakın,
Kendi benliğine yaptığın akın,
Simsarın elinde koz olmamalı.

Gözüm kiriş idi ellerim topuz,
Bir devir Hun idim bir devir Oğuz,
Şimdi uzaklardan buyruk okuruz,
Dinlediğin ninni, caz olmamalı.

Yağının inine inmiş kemendim,
Kurultayda diri şölende şendim,
Altın otağ benim ak otağ bendim,
Kopuzum barlarda saz olmamalı,

Diz yıksın divanda şunun ikisi,
Çakal sürüsüyle kümes tilkisi,
Çığrılsın dillerde Türklük ülküsü,
Daha bundan gayri söz olmamalı.

Vuslatî’nin gönlü oy boğum boğum,
Şah damarın olsun ulu Başbuğum,
Gökbörü izinde yürüsün tuğum,
Sadağında yükün tuz olmamalı.

Osman Öcal


Çok değerli büyüğüm,Sizin dilinizden dökülen güzel ve özlü sözlere galip gelmem iki cihanda da mümkün olmasada,sizi biraz daha hiddetlendirip,güzel dizeleriniziz devamını okumak,ders almak için yaptığım çıkışın,tatlı geri dönüşü için teşekkür ve şükranlarımı sunarım.Dilim döndüğü,sözüm yettiği kadar mücadele etmekten gurur ve onur duyarım.Varolunuz.Madem halep orda arşın bura dedik,haydi bakalım:

Tardu derki;vuslati,Sana ne söz edeyim,
Derdim büyük,kime ne söyleyeyim.
Bir atımlık sözüm vardı onu esirgemedim,
İşte meydan dedin,sözü kuşandım geldim.

Sözüm tektir,atışma bilmem,
Bilmesemde,aciz lafım esirgemem,
Sen büyüksün,niye kızdın hayrola?
Töre bilmediysek,senden yana affola.

Kopup geldik ataların bağından,
Kandık içtik ötükenin çayından,
Kandamlayan gök kılıcın ucundan,
Tökezleyen toynaklara aşkola.

Türkün kılıcıyım,kınına gök sokmadım,
Tanrı şahit,kötü yola sapmadım,
Bir söz verdim bu uğurda muradım,
Ömür yetmez diz vurmazsam affola.

Sana tesir etmez belki bu sözüm,
Bilesinki,senden bir sırdır özüm.
Hep yersende,baş önde diktir göğsüm,
Kalp titreten hoşsözlerin varola.
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #25 : 15 Ocak 2013, 17:28:12 »

Bir süre önce, ''Gökbörüler Atışıyor'' başlığında kısa bir açıklama ve örnekler vererek bir dörtlük (şiirin ilk dörtlüğü) yazıp atışma ayağı vermiştim. Sayın TARDU KAĞAN şöyle bir yanıt yazmıştı:

Ben bilmem atışma ,beyit,dize,
Gökbörüyüz,er kişi lazım bize,
Meydan bu kendine güvenene,
Halep orda burda arşın,gel berye beriye.

Ben de atışma geleneği kuralı dışına çıkıp yanıt veremedim. Kusura bakmasın. Ama oradan hareketle bu şiiri yazdım.

         Çağrı

Dinleyin gardaşlar dinleyin hele,
Vatana sevdamız naz olmamalı.
Haykırın bu aşkı getirin dile,
Kurdun kılavuzu kaz olmamalı.

Ölümcül urum var seğirir gözüm,
Otçul obur amma kemirir özüm,
Dimyat’a pirince gidene sözüm,
Baş ayağa düşen buz olmamalı.

Kimin kılıcısın kime merakın,
Sırı bozulmamış aynaya bakın,
Kendi benliğine yaptığın akın,
Simsarın elinde koz olmamalı.

Gözüm kiriş idi ellerim topuz,
Bir devir Hun idim bir devir Oğuz,
Şimdi uzaklardan buyruk okuruz,
Dinlediğin ninni, caz olmamalı.

Yağının inine inmiş kemendim,
Kurultayda diri şölende şendim,
Altın otağ benim ak otağ bendim,
Kopuzum barlarda saz olmamalı,

Diz yıksın divanda şunun ikisi,
Çakal sürüsüyle kümes tilkisi,
Çığrılsın dillerde Türklük ülküsü,
Daha bundan gayri söz olmamalı.

Vuslatî’nin gönlü oy boğum boğum,
Şah damarın olsun ulu Başbuğum,
Gökbörü izinde yürüsün tuğum,
Sadağında yükün tuz olmamalı.

Osman Öcal


Çok değerli büyüğüm,Sizin dilinizden dökülen güzel ve özlü sözlere galip gelmem iki cihanda da mümkün olmasada,sizi biraz daha hiddetlendirip,güzel dizeleriniziz devamını okumak,ders almak için yaptığım çıkışın,tatlı geri dönüşü için teşekkür ve şükranlarımı sunarım.Dilim döndüğü,sözüm yettiği kadar mücadele etmekten gurur ve onur duyarım.Varolunuz.Madem halep orda arşın bura dedik,haydi bakalım:

Tardu derki;vuslati,Sana ne söz edeyim,
Derdim büyük,kime ne söyleyeyim.
Bir atımlık sözüm vardı onu esirgemedim,
İşte meydan dedin,sözü kuşandım geldim.

Sözüm tektir,atışma bilmem,
Bilmesemde,aciz lafım esirgemem,
Sen büyüksün,niye kızdın hayrola?
Töre bilmediysek,senden yana affola.

Kopup geldik ataların bağından,
Kandık içtik ötükenin çayından,
Kandamlayan gök kılıcın ucundan,
Tökezleyen toynaklara aşkola.

Türkün kılıcıyım,kınına gök sokmadım,
Tanrı şahit,kötü yola sapmadım,
Bir söz verdim bu uğurda muradım,
Ömür yetmez diz vurmazsam affola.

Sana tesir etmez belki bu sözüm,
Bilesinki,senden bir sırdır özüm.
Hep yersende,baş önde diktir göğsüm,
Kalp titreten hoşsözlerin varola.


Sana kızmam asla Tardu kandaşım
Zamane gençliği Kağan’ı görsün
Mermidir özüme her sulu sepken
Yağmur mu dolu mu yağanı görsün

Sözüm Türk gencine genele yani
Nerede başbuğlar kim buna mani
Tanrı’nın Kırbacı Attila hani
Serçeyi baykuşu doğanı görsün

Ülkenin çatısı yıldız hamamı
Dokunur mideme çerinin hamı
Tak dedi canıma asrın yamyamı
İt olup bozkurtu boğanı görsün

Bilsin Ötüken’i Tuna neresi
Mahkum mu ölüme Türk’ün töresi
Başımıza bela lağım faresi
Şalgamı biberi soğanı görsün

Kimin boynu kalın göbekten şişman
Kim kimin güveni kim neye düşman
Geçirip zamanı olmadan pişman
Milleti sözüyle sağanı görsün

Derdim artar eşelense derine
Vuslatî der bu davanın erine
Demokrasi deyip kral yerine
Al tayın üstünde kağanı görsün
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #26 : 15 Ocak 2013, 17:36:36 »

Görelim (Gülce- Yunusca)

Emzirirken sıpayı son şişenin son cini,
El birliği sakisi masaya koydu ini.
Aynı köyün bekçisi öne çıkardı dini;
Gelişmenin serisinde görelim…

Tek toynaklı danadan tamamlayıp kareyi,
Alnı yeri öpenden saydılar kefereyi.
Aslan yaptılar aslan delikteki fareyi;
Biraz daha gerisinde görelim…

Kime kısmet olur ki böyle pazarlık payı,
Dört duvar içi değil sanki cennet sarayı.
Galibin de galibi denksiz beslenen ayı;
Aşçı başı kirisin de görelim…

Göbekten vatansızı baş eğdirip fendine,
Taş doldurdu ananın gözyaşının bendine.
Ne boynuzlu engerek pay çıkardı kendine;
Bu sürünün çerisinde görelim…

Kim neye düşman bakın kim kimin dostu,
Dökerek yedikleri ne tere yağ ne sostu.
Kıyamet koparacak hazırlanır şah postu;
Usa vurup berisinde görelim…

Kral tahta yaslanıp güvenceyi bindirdi,
Gözümün göz bebeği namlusunu indirdi.
Alışan koçsuz koyun geviş alıp sindirdi;
Hele karlar erisin de görelim…

Vuslatî sözün söyler: Dalkılıç deli yürek,
Yağız yerin sahibi göğün altına direk;
Yüğrük atı tırsmayan Atsız’a atlı gerek;
Demire su yürüsün de görelim…

Osman Öcal
 
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #27 : 21 Ocak 2013, 13:08:56 »



Tutulan Balık(Gülce-Gülce)

Tutulan balık,
Aynasız bir analık,
Başımıza baş,
Un tutmuyor gagalık.

Ortada pişen,
Kindir oduna düşen.
Bülbülü garip,
Bağban uyur gülü şen.

Yularlı dana,
Nefes katar dumana.
Aklamaz kiri,
Ne sabun ne badana.

Önünde kaka,
Ruhsatı eski marka.
Bölüş bölüş ye,
Yağlayıcı yalaka.

Dağın ayısı
Eşi dostu dayısı;
Birdir bininiz,
Çıkar inmez sayısı.

Şunun şurası,
İki parmak arası.
Yarasın size,
Alınmıştır kirası.

Saymadım çile,
Bağım kutsal aşk ile.
Sahip çıkar mert,
Ele bele ve dile.

Osman Öcal
Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #28 : 21 Ocak 2013, 13:11:30 »




Sen de mi Elsin

Engine de telli turnam engine,
Katarını yüklü bulut sarmasın.
Beni tutuşturan gönül cengine,
Belediğim umudumu kırmasın.

Ağu kâsesinde demlenir yazım,
Sarı telde sancılanır avazım,   
Sanadır amanım sana niyazım,
Deli rüzgâr kanadını yarmasın.

Eğnindeki ağ teleğin üstüne,
Söyle hele nazlı yârin kastı ne,
Var mıdır oturan gönül destine,
Emaneti yüreğimi burmasın.

Süzül turnam süzül sen de mi elsin,
Hazana yürüyen yazımı bilsin,
Yeter mi selamı kendisi gelsin,
Zamanı ebedî güne kurmasın.

Bu ayda olmazsa gelecek ayda,
İster bir bayramda ister bir toyda,
Vuslatî der yoksa cana ne fayda,
Gazeli savuran yeli yormasın.

Osman Öcal   

Kayıtlı

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
Ynt: Vuslatice
« Yanıtla #29 : 30 Ocak 2013, 04:27:17 »



          Kurdu Ulusun Türk’ün

Kökleri derinlerden çıkıp gelen milletin,
Dar günün eşiğinde düşmüş nice kalası;
Yıldırımlar misali akıp gelen milletin,
Asırlara hükmeden tutsak kalmış balası.

Dizginlenmiş apansız bozkırların atlısı,
Tökezleyen atının gem vurulmuş başına;
Benliği parçalanmış acı dolmuş tatlısı,
Tutuşmuştur yeniden özgürlük savaşına.

Dirliğin özü birlik her ilden her obadan,
Közüyle kavrulacak utku için can gerek;
Aslı nesli bilinen Türk ana Türk babadan,
Dokuz tuğun aşkına başa bir kağan gerek.

Bulutların ardında gün uykuya dalmadan,
Kuşanıp deri kemer takılsın tüylü börkler;
Yıldızlar gölgelenip karanlığa kalmadan,
Ayrık otundan kalan kesilsin bütün kökler.

Ok uyansın sadakta kılıç çıksın kınından,
Kızıl tayın arından kaypaklar girsin yere;
Yer yarılsın gök insin nal sesinin tınından,
Başka var mı acunda namustan büyük töre.

Adalet kamçısından diz çöksün ulu dağlar, 
Yeni destanlar doğsun Türkü olsun dillerde;
Can bağışlar Vuslatî bu ülkü bizi bağlar,
Kurdu ulusun Türk’ün bütün esir illerde.

Osman Öcal
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 8   Yukarı git
 

Önemli!, Otağımız arşiv olarak yayındadır. Aktif olarak hizmet vermemektedir. Yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.055 saniyede 26 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 160117, GökAlp