Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Gönderen Konu: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ  (Okunma sayısı 29510 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #30 : 25 Ocak 2012, 17:50:25 »

Hz.Davud

Sûzî’nin şu beytinde kopuzun sesi, güzelliği sebebiyle Hz. Dâvud’un sesine benzetilmiştir. Hz. Dâvud’un kitabı olan Zebur da bu beyitte söz konusu edilmiştir.
Kopuz, Hz. Dâvud’un sesi ile aşk Zebûr’unu sevgiliye anlatır, açıklar:
Medh okur nagme-i Dâvûd ile dildâra kopuz
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #31 : 25 Ocak 2012, 17:50:54 »

Hz.Eyyûb

Hadîdî’nin şu beytinde kopuz, Eyüp peygamberin göğsünün delinmesi ve kafes şeklinde olması yönünden ona benzetilmiştir. Kopuz da tıpkı onun gibi sabırlıdır ve Allah’a şükr eder:

Delinüp sîne müşebbek olup Eyyûb gibi
Sabr idüp derde gelür hamd ile güftâra kopuz

Hadîdî, b4
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #32 : 25 Ocak 2012, 17:51:52 »

Lâle

Sûsen musikara; kopuz şekil itibarîyle uzun sapı ve gövdesiyle lâleye benzetilmiştir:

Aldı sûsen eline musikâr
Kopuzun aldı lâle kenâr

Fazlî, Gül ü Bülbül63

63 Ahmet Kartal, Klâsik Türk Şiirinde Lâle, Ankara 1998, s. 135.
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #33 : 25 Ocak 2012, 17:53:02 »

Ney

Kopuzun ney gibi delik olması ve bu sebepten dolayı da inlemesi şu beyitte söz konusu edilmiştir:

Delinüp bağrı anun ney gibi inledügi bu
Ey Harîmî bulımaz derdine bir çâre kopuz

Harîmî, b5
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #34 : 25 Ocak 2012, 17:53:30 »

Öksüz

Gedâyî kopuzu öksüz oğlana benzetmiştir, bunun sebebi, mızrapla çalınarak yüzüne darbe almasıdır. Bu hâliyle yüzüne dayak yiyen bir çocuk gibi ağlamaktadır:

Zahm-ı mızrâbı yiyüp yüzine inler gam ile
Öksüz oğlan gibi her lahza gelür zâra kopuz

Gedâyî, b5
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #35 : 25 Ocak 2012, 17:54:01 »

Rind

Vasfî’nin şu beytinde kopuzla rindler arasında bazen çıplak olmaları bazen de nemed giymeleri bakımlarından ilişki kurulmuştur:

Gâh uryân oluban gâh nemed-pûş olup
Rindler gibi girür hâne-i hammâra kopuz

Vasfî, b3
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #36 : 25 Ocak 2012, 17:55:07 »

Rûm Abdâlı, Gedâ

Kopuz bir Rum abdâlı gibi sarhoş olup sohbet arar, bir dilenci gibi de nemede sarılır:

Rûm abdâlı gibi kanzîl olup sohbet arar
Sarılup bir nemed içine gedâyâne kopuz

Şânî, b.5

Önce bir emir gibi el üstünde tutulur yani çalınır, sonra ise bir dilenci gibi başını hırkaya çeker:

Evvelâ tutdı emîrâne el üstünde makâm
Hırkaya çekdi başın sonra gedâyâne kopuz
Figânî b3
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #37 : 25 Ocak 2012, 17:56:00 »

Yakı

Kopuz, sap kısmıyla sevgilinin şah damarına ve gövde kısmıyla da yakı gibi göğsüne yakındır:

Reg-i cândan ne aceb virse haber sıhhat ile
Yakı gibi çü seni sînesine sara kopuz

Sabâyî, b2
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #38 : 25 Ocak 2012, 18:00:26 »

KOPUZUN ORTADAN YOK OLMASI

16.yy.dan sonra kopuzun yerini mecliste farklı müzik aletleri almıştır. Şairler bu durumu farklı sebeplere bağlamışlardır. Mesîhî, meclislerde kopuzun yerini tanburun aldığını söylediği şu beyitlerinde aslında eğlence yasağından bahsetmiştir:
Kalmadı devr-i salâhunda gidüp fısk u fesâd
Bâgda nergis-i bimârdan özge mahmûr
Bozılup sohbeti götürdi ayagı sâki
Üzilüp gerdeni götürdi kopuzı tanbûr

Mesîhî, K20/17-1864

Usûlî ve Fuzûlî de kopuzun ortadan yok olmasını Ramazan ayının gelmesine bağlamışlardır. Kopuzla birlikte kişileştirilen sürahi ve testi de eğlence meclisinden ayaklarını çekmişlerdir:
Çü gördü kim bezendi bezm-i rûzî
Götürdi Zühre ortadan kopuzu

Usûlî, msn 1, b.8065

Bildi mutrib ki nedir hâl götürdü kopuzun
Bezmden çekdi ayağını sürâhi vü sebû

Fuzûlî, G239-266

Ziyâî göz yaşını şaraba, inlemelerini de sâzın sesine benzetirken, Zühre’nin kopuzu meclisten götürmesini ister, çünkü onun inlemeleri saz görevini görmektedir:
Eşk mey nâlelerüm bezm-i gama sâz yeter
Mest-i câm-ı ezelem Zühre götürsün kopuzı

Ziyâî, G472-467

Nev’î’nin kış mevsimini anlattığı kasidesinden alınan şu beyitte kopuz güneşe; telleri de güneş ışıklarına benzetilmiş, kış mevsiminin gelmesiyle güneşin ortadan kaybolması ve kopuzun yok olması arasında ilişki kurulmuştur:
Götürdi kopuzı bezm-i felekden
Kırup târ-ı şu’â’ın mihr-i enver

Nev‘î K20-1168

Nev‘î, aynı tabloyu şu gazelinde de çizmiştir. Kopuz-güneş ilişkisi çerçevesinde beyitte kopuzun yerini şeştarın aldığı dillendirilmiştir:
Götürüp mihr-i felek bezm-i cihandan kopuzı
Başladı çalmaga şeştâ yine halk-ı ‘âlem

Nev’î, G311-469

Yazımızı, Arif Nihat Asya’nın kopuzun unutulması ile ilgili şu anlamlı dizeleri ile bitiriyoruz:
Gümüş müydün altın mıydın?
Biz ki seni unutmuşuz
Sen unutma bizi kopuz70


64 Mine Mengi, Mesihî Dîvânı, AKM Yay., Ankara 1995, s. 77.
65 Mustafa İsen, Usûlî Dîvânı, Ankara 1990, s. 32.
66 Kenan Akyüz vd., Fuzûlî Divanı, Ankara 1990, s. 247
67 Müberrâ Gürgendereli, Hasan Ziyâ’î, Hayatı-Eserleri-Sanatı ve Divanı (İnceleme-Metin), Kültür Bakanlığı Yayınları Sanat Edebiyat Eserleri Dizisi 440-155, Ankara 2000, s. 328.
68 Mertol Tulum-Ali Tanyeri, Nevi Dîvânı, İstanbul 1977, s. 65.
69 Mertol Tulum-Ali Tanyeri, Nevi Dîvânı, s. 416.
70 Arif Nihat Asya, Kökler ve Dallar, İstanbul 1964, s. 52.
Kayıtlı

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TÜRK DÜNYASI'NDA VE ANADOLU'DA KOPUZ
« Yanıtla #39 : 25 Ocak 2012, 18:02:53 »

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME :

Dede Korkut’la özdeşleşen ve Türklerin millî sazı olarak değerlendirilen kopuz, Osmanlı şairleri tarafından, redifi kopuz olan nazire gazellerde ve kopuzun geçtiği beyitlerde edebî benzetmelerle en ince ayrıntısına kadar işlenmiştir. Gazellerde kopuzun en ince özelliklerine kadar anlatılmasına rağmen, müstakil mesnevilerde tasvirlerde sadece “kulağının burulması”na dikkat çekilmiştir.
Osmanlı şiirinde, “kopuz”un şekle dayalı özellikleri Dede Korkut Hikâyeleri’nden farklı olarak estetik bir bağlamda işlenmiştir. Hikâyelerde olduğu gibi, gazellerde de kopuzla şiir okuma geleneğinden bahsedilir. Bu gelenek XVI.yy.’da hâlâ devam etmektedir. Fakat artık kopuzla “gazel” söylenmektedir.
Kopuz redifli gazelleri yazan şairlere baktığımızda çoğunun Rumeli coğrafyasında yetiştiği görülmektedir. Bu durum Evliya Çelebi’nin “Anatolıda aslâ görmedik.”71 sözüne de kanıt teşkil etmektedir.
Gazellerde daha çok perdesiz-yaylı kopuzdan bahsedilir. Bu kopuzun teli hayvan kılındandır. Göğüs kısmı deri ile kaplanmış, gergin ve aynı zamanda da deliktir. Viyolonsel şeklindedir, yayla çalınır, kirişleri bağırsaktan yapılır, kılıfı ve akord burguları vardır, bunlara kulak denir. Hikâyelerde ise “kolca kopuz”dan yani kolda çalınan kopuzdan bahsedilmiştir.
XVI.yy.’dan itibaren kopuz yerini, saz, şeştâr, tambur ve uda bırakmıştır.

71 Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, 1. Kitap, s. 304.
Kayıtlı
 

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.044 saniyede 27 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu