Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

göktürkçe tişört Nakış İşlemelli Göktürkçe Tişört 34.90 TL göktürkçe tişört baskılı
Baskılı Göktürkçe Tişört 19.90 TL
kitap damgası türk
Kitap Damgası[mühür]
45.90 TL
34.90 TL
kitap damgası kayı
Kitap Damgası[mühür]
45.90 TL
34.90 TL
osmanlı arması
Osmanlı Arması [Saf Döküm]
472 TL
413 TL
metal biblo
Döküm Ürünler Biblolar
Kredi kartına 12 aya kadar taksit. | EFT/Havale | Kapıda Ödeme (+9.90)

Gönderen Konu: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına  (Okunma sayısı 19142 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsmail İpek

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 663
Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« : 08 Haziran 2011, 14:55:38 »

LEKE

Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,
Vurulmuşum, vurulmuş düşmüşüm güpe gündüz.

Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,
Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.

Şaşırmayın, korkmayın, ürkmeyin ey yiğitler,
Bakın etrafımızı nasıl sarıyor kızıl itler!

Zaten faydası yoktur korkaklığın ecele,
Yaşamak hakkın lakin istiklalinle bile.

İhtirama zaman yok, merasime ne hacet?
Size düşen daha çok vazifeler var. Evet...

Evet!.. Böyle sürerse bu eşkiya kanunu,
Müebbet felakettir milletimin sonu.

Size selâm gönderdi kırk yiğidiyle KÜRŞAD
Sizden haber bekliyor yüz milyon; imdat! imdat!

Hala tevekkülde mi kararlısın yoksa?
Sükut neyi halleder, yaran oyuk oyuksa?

Tevekkül Allah'adır zillete katlanılmaz!
Ya hayat ya ölüm! Bunun ötesi olmaz.

Namus lekesi değil alnımdaki bu leke,
Asırlardır karşıma çıkmazken tek teke

Önümüzde dalkavukluk, meddahlık edenleri,
Şimdi iyi tanı, gör neymiş hünerleri...

Mütefekkirler echel, realistler yalancı,
Hayret! Dünkü yabancı, bugün bu handa hancı...

Dağdan bağa inenler, yoluma kül döküyor
Benim ayak izlerim taşralı gözüküyor

Farkına yeni vardım, suçluymuşum ben meğer
Otağımda cellatlar... Kaçmak!.. Bu neye değer!

Ne papyon kravatlı, ne rugan papuçluyum
Halisane Türk'üm ben, onun için suçluyum.

Suçluyum, hainleri gözlerinden tanırım ben.
Bir itizar dinlerim şu toprağın kalbinden.

O ses der ki: -Ey oğul, yazıklar olsun sana!
Mezarımı kirleten, şu mahluka baksana!

Baktım gafiller düşmüş hainlerin peşine
Dedim Bozkurtların yurdunda, çakalların işi ne?

Fırlamışım yayımdan, ok hedefi mutlaka bulur
Son kale, son akında, ancak böyle kurtulur.

Namus lekesi değil, kurşun yarasıdır O.
Asrın adaletine, bir yüz karasıdır bu!

Arz-ı endam etsinler... Mütebessim, mutantan.
Sonra da sulh severiz, deyiversinler YALAN

Yalandır ne söyleseler, beşeriyyet namına,
Hanumanlar yıkılır, bu şer'riyet namına.

Adi cinayetlerle küllenir asıl yara
Can yakar, göz yaşarır, alır yürür bu sara

Sokaktan okullara, okuldan minareye
Bu kıvılcım saçarken bekçiler uyur, niye?

Kimdir bu uyanıklar, niçin uyur uyuyan?
Beş kıt'a birbirine dokunur zaman zaman

Bayraklar indirilir, paçavralar sallanır
İşte bu kızıl itler, bu sayede yollanır.

İnsan denmez bir avuç yal için sürünene
İnsan denmez sesimden ürküp, dev görünene

İnsan denmez iltifat, iltizam edenlere
İnsan denmez yenilen ve önde gidenlere

İnsan denmez gözyaşı döküp, ter dökmeyene
İnsan denmez hedefi görüp diz çökmeyene

Ben şüheda nesliyim, başkaya varmaz dilim
Belki mağdurum ama, asla meyus değilim.

Gökbayrak Albayrağa bir gün çizerken ufuk
O büyük kurtuluşa yürürken çoluk çocuk

Bu nefes bu bedeni terkedip de gitsede
Ruhum at koşturacak, o büyük hengamede.

Namus lekesi değil, artık bilinmeli bu!
Asıl leke bellidir, kökten silinmeli bu!

Bir isyan cinnet gibi, bir günkü kâbus gibi
Karşımda tomsonlular, yunan gibi rus gibi

Ey gönüllü bayraktar, ey devşirme dölleri!
İleri, biraz daha, biraz daha ileri.

İhanet oyununda, peşrev çekenler bu kez
Bilsinler ki bu toprak, hainleri hiç sevmez!

Bugün sabreyleyenler, bir gün bezecekler
Tutup başlarını, taşlarla ezecekler.

Atalarımız bize, böyle ferman buyurdu
Ey ecdat sevgisiyle taşan kahraman ordu

Bu hakimler veremez, hükmünü bu celsenin
Hazır olun Bozkurtlar! Hüküm sırası sizin !

        Küçükhaliloğlu Mustafa ÖZTÜRK

1970 Yılında Mustafa Öztürk tarafından Yusuf İMAMOĞLU HATIRASINA yazılmıştır.


Yusuf İmamoğlu 8 HAZİRAN 1970

Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursanın İnegöl ilçesinde oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü.

Cenazesi, Bursa Emirsultan Mezarlığına defnedildi.

Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tesbit edilmiştir.


Kayıtlı

tungatonyukuk

  • Ziyaretçi
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2011, 17:02:57 »

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=2zTHh_VKdec" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=2zTHh_VKdec</a>


BOZKURTLAR MARŞI


Bozkurtların Başbuğları kükreyince söğütte.
Soluk yapraklar uçuşur, dökülür bir nefeste
Kanımızdır, canımızdır her şeyimiz bu vatan.
Bastığın yerleri tanı, altında Türk'tür yatan.
Atalardan bize kalan emanettir bu vatan.
Susuz kalsa toprağımız, sularız kanımızla.

Haydi yiğit haydi yiğit haydi yeni akına.
Ülkümüzün, ülkümüzün cihan varsın farkına.
İmamoğlu sen ölmedin ölemezsin
İntikamın alınacak bozkurtlar etti yemin
Şehit kardaş rahat uyu, sen ölmezsin ölmezsin
Kayıtlı

Cebe Noyan

  • Her Şey Türk İçin, Türk'e Göre!
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 319
  • Türk Irkı Sağ Olsun!
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #2 : 08 Haziran 2011, 19:51:51 »

Şehidimizin ruhu şad olsun!

*************


 

YUSUF İMAMOĞLU

(...1945 - 08.06.1970)

BİYOGRAFİ

Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursa'nın İnegöl kazasında oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü. (8 Haziran 1970)

Cenazesi, Bursa Emirsultan Mezarlığına defnedildi.

Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tesbit edilmişti.

8 HAZİRAN 1970, YUSUF İMAMOĞLU'DA ŞEHİT DÜŞTÜ...

"Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." Başbuğ Türkeş (8 haziran 1970 Marmara Öğrenci Lokali)

İstanbul Ülkü Ocaklar Birliği'nin önde gelen alperenlerinden olan İmamoğlu, yiğitliği, gözüpekliği, komandoluğuyla tanınmış ülkücü öğrenci Yusuf İmamoğlu, 8 Haziran 1970 günü komünistlerin işgali altında bulunan Edebiyat Fakültesi'nin koridorlarında silahlı kızıl bir çetenin saldırısı sonucu aldığı kurşun yaralarıyla şehit düşüyordu.

Şehit İmamoğlu'nun yapılan otopsi raporundan 24 saattir yemek yemediği açıklanıyordu. Cebinden ise 35 kuruş para çıkıyordu. O ne burjuva bir ailenin sosyetik çocuğu, ne de Amerikan ve yabancı kolejlerde okuyan batı kültürüyle yetişmiş fakirlik ve fukaralık edebiyatı yapan sosyalistlerin züppe çocuğuydu. O Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen yoksul bir ailenin evladıydı.

İmamoğlu'nun şehit düşmesini müteakiben binlerce ülkücü öğrenci İstanbul sokaklarında protesto gösterilerinde bulundu.

Yusuf İmamoğlu'nun şehid edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlu'nun şehadetine temasla; "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.

İki bini aşkın dinleyice hitap eden Türkeş'in konuşması sık sık "Kan... Kan... İntikam... İntikam..." sözleriyle kesilmiştir. Türkeş bu sözlere karşılık; "Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece öldürdüler. O, Türk Milletinin edebiyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim innaçlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusuf'um vardı. Bu gün hepiniz Yusuf'umsunuz. O, bu din için millet için bu vatan için öldü. O'na kurşu sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.


Devlet Gazetesi'nin Şehit İmamoğlu'nu kapak yaptığı 15 Haziran 1970 tarihli, 63. sayısı

YUSUF İMAMOĞLU

Emine Işınsu, Devlet, 15 Haziran 1970, Sayı:63

600 yıl süren o muhteşem destanın dirilmeğe başladığı yeşil Bursa'mızdanmış: İnegöl kasabasında doğmuş. Öyle de fakirmiş ki, su satarak okumaya çalıştığı zamanlar bile olmuş... Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Bey'in akıllığını ve Sultan Murat'ın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları O'nu, altı aydan beri hep tehdit edermiş, yine de silah taşımazmış. Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş ama, vurmağa kıyamazmış....

Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı. Bırakmadılar! Şimdi yüreğime kurşun misali bir ağırlık çkmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim. Önümdeki kağıda da, kalemimin ucunda çırpınan kelimelere de  kahrediyorum. Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt yazacak ama neye yarar ki! Memleketin yüksek mefaatları diyoruz; kardeş kavgası  felaket getiri, diyoruz; "siz de vurun!.. demeğe dilimiz varmıyor!" Peki, ne yapacağız? Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tükedeceğiz? Ve yaşamaktan utanmıyacak mıyız?

Doğrudur tabii, kardeş kavgası felaket getirir. İyi ama, "kardeş" nerede ki! Yusuf İmamoğlu'na kıyanlar, bırakın kardeşliği, herhangi bir düşmanın haysiyetinden bile uzaktırlar! İmamoğlu'nun şehit düşmesi olayında öyle müthiş bir hainlik var, öylesine anlaşılmaz ve anlatılamaz. Bir kin var ki, vahşetin her türlüsünü mumla aratır. Gazetelerde okuduğum vakit inanmak istememiştim; sonra araştırdım, meğerse doğru imiş: İmamoğlu, hemen ölmemiş. Çevresinde yavaş yavaş büyüyen bir kan gölcüğü yatıyormuş. Hastaneye haber salınmış, derhal ambulans göndermişler ve birileri çıkmış, fakültenin kapılarını tutmuş, ambulansın yanına gitmiş, can kurtarmaya gelenleri önce paylamış, sonra da kovmuşlar! "Kim çağırdı sizi, demişler, ihtiyacımız yok, dönün!" Ve yiğit Yusuf, öz vatanın da garip Yusuf, kanını tükete tükete dünyasını değiştirmiş. Canavarlık mı bu o bile değil! Çirkin, küçültücü, insanı insanlığından utandırıcı bir şey!

Affet beni Allah'ım, kulun böylesini niye yarattın! Ölmenin vazife öldğrmenin hak sayıldığı tek yer savaş meydanlarıdır. Ve savaşta, yaralı düşmana silah çekilmez, hemen tedavisine koşulur. Sağlık ekiplerinin yardımını önlemek savaş kanunlarında bile suçtur. Ve İmamoğlu'na yapılanlar, aslında açık bir işarettir. Beyni yıkanmış bir zümrenin, insanlık ölçülerinde tamamen saptığını gösterir. İmkan ve fırsat buldukları vakit, Lenin ve Mao sosyalizmi ardına nasıl bir kavga vereceklerini gösterir. Ders bir değil çoktur, gizli değil, açıktır. İbret almakta gecikilmesine tahammül yoktur.

İmamoğlu'nun artık bize ihtiyacı kalmamıştır. Şimdi o, Bir hilal uğruna" batan "güneşler"in yanındadır. Şehit kardeşi Süleyman Özmen'le eleledir. Yüreğimizdeki acı Süleyman'lardan, Yusuf'lardan gelir ama, endişemiz cümle Bozkurt'lar içindir; Türklüğün son bağımsız kalesi bu mübarek topraklar içindir... Gayri söze ne hacet..."

 

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ


İmamoğlu, ülküdaşlarının tekbir sesleri eşliğinde araba vapuruyla Bursa'daki ebedi istiratgahına uğrlanırken...

Türk - İslam davasının yılmaz bir eri olan Yusuf'u da vurdular. Hemde kahpecesine, alçakcasına arkadan vurdular. Yusuf gençti, güzeldi, bilgiliydi ve herşeyden evvel Hak yolunun savaşçısıydı. Yusuf Allah'a inanıyordu ve Türk'tü. İşte bütün suçu buydu rahmetli kardeşimizin. Bunun içinde Türk olmayan, Allah'a inanmayan komünist kürtçü piçler tarafından şehit edildi.

Yusuf'tan evvel bir Bahrettin Dedeşan, Mustafa Kahraman, Kenan Ertürk, Mustafa Bilgi, Ruhi Kılıçkıran ve Süleyman Özmen'de şehit edilmişti. Tam 7 şehit verdik. Onlar canlarını vererek, vatana ve Allah'a karşı borçlarını ödediler. Ya biz ne yaptık?

Müslüman Türkoğlu düşün bunu hemde çok iyi düşün!... Cevap ara!...kendi kendine ver, bu sualin cevabını. Hiç olmazsa vicdanının sesini dinle!...

Büyük Türk Milleti
Sözde bağımsızlık ve demokrasiden yana olduğunu söyleyen anarşist komünist uşakların kurşunlarına hedef olan Yusuf İmamoğlu'nun suçu nedir: Türk ve müslüman olması, Türk milletini, vatanını çok sevmesi, okuyup milletine ve vatana faydalı olabilmek arzudur.

Biz Türk Milliyetçisi Ülkücü Gençlere sıkılan bu kurşunlar aslında Türk Milletine atılmıştır. Bu anarşist çapulcuların sıktığı ilk kurşun değildir. İçindeki Türklük ve islam ateşi alevlenmedikçe bu kurşunlar devam edecektir."

Ankara Ülkü Ocakları Birliği
Haziran 1970

AZİZ MİLLETİM

5 Haziran 1970 Pazartesi günü Edebiyat Fakültesi asistanları odası eli silahlı komünist anarşitler tarafından tecavüze uğramıştır. Bir doçent ve iki silahlı arkadaşımız silahla tehdit edilerek hırpalanmış, dersine girilen bir profesör de hırpalanarak yaka paka dışarı çıkarılmıştır. Bu tecavüzleri haber alan öğrenciler koridorda kaçışmışlardır. Ancak koridorun iki tarafından ateş eden komünistler asistanlar odasının kapısı önünde duran YUSUF İMAMOĞLU adındaki öğrenciyi başından vurarak şehit etmişlerdir. Yaralı öğrenci koridorda 23 dakika kanlar içinde yatmış, komünistler ambulansı içeri bırakmamışlardır. Silahlar patlar patlamaz polise ve valiye telefon edilip yardım istendiği halde ancak birbuçuk saat sonra polis gelebilmiştir. Bu yüzden mütecavizler silahları ellerinde olduğu halde komünist marşlar söyleyerek uzaklaşmışlardır. Biz bu hain manzarayı Türk Milletine, kendimizi tamamıyla yalnız ve himayesiz hissedildiğimizi esefle ilan ediyoruz. Ne devlet kuvvetleri ne de adliye bizim can emniyetimizi temin edememektedir. Kahraman Milletimizi kendisine bağlı evlatlarını müdafaaya davet ediyoruz.

İmamoğlu'nun şehadetinden sonra Edebiyat Fakültesi asistanları Cumhurbaşkanı'na, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'ne ve Genel Kurmay Başkanı'na aşağıdaki telgrafı çekmiştir.

"Komünist anarşistlerle, Kürtçüler bugün Edebiyat Fakültesi'ne baskın yaparak bir öğrenciyi daha şehit etmişlerdir. Yaralı öğrenci koridorda 25 dakika kanlar içinde yattığı halde silahlı zorbalar ambulansı dahi içeri bırakmamışlardır. Hocalar da odalarında kurşunların tehdidi altında iki saat mahsur kalmışlardır. Müteaddit müracatlarımıza rağmen polis ancak silahlı mütecavizler kaçtıktan birbuçuk saat sonra gelebilmiştir. Durumu arz eder, devletin bizim can emniyetimizi sağlanmasını dileriz. Saygılarımızla."

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Asistanları
Haziran 1970

 

YUSUF İMAMOĞLU'NA AİT BİR ŞİİR


Yusuf İmamoğlu, Yıl 1969

Unutturacaklarmış benliğimizi,
Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,
Yeniden göstermek için varlığımızı,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Kur'an'a rehber diye sarıldık,
Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,
Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Elimizi Hak'tan yana açarak,
Zafer ışığını coşup saçarak,
Maziden atiye bir yol açarak,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

İmamoğlu getir bu aşkı dile,
Atıver kendini şu coşkun sele,
Kimbilir kaç yürek çarpar seninle,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Yusuf İmamoğlu


Yusuf İmamoğlu'nun Kabri... Ruhu Şad Olsun.
Kayıtlı
Ümmetinizin bittiği yerde, Türk'ün Kudreti başlar.


"Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Azız diye niye kendimizi hor görelim? 'Hücum edelim' dedim. Hücum ettik...Savaştık. Bizdeni iki ucu,
yarısı kadar fazla idi. Tanrı lûtfettiği için, çok diye korkmadık, savaştık. Tarduş şadına kadar kovalayıp dağıttık."
(Bilge Tonyukuk - 2. Taş, Batı Yüzü - 3-4-5-6)

TÜRK-KAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 2182
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #3 : 09 Haziran 2011, 22:40:54 »

 Kızıl cinayet şebekeleri tarafından kahpece şehid edilen, tek suçu Türk Milliyetçisi olmak olan Aziz Şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nu rahmet ile anıyoruz.
 
Kayıtlı

Tonyukuk

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 140
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #4 : 10 Haziran 2011, 09:24:44 »

       Yusuf İmamoğlu'nun ruhu şad olsun. O'nun özverisi, cesareti, ülküsüne olan bağlılığı günümüzün Türkçü gençlerine ders olsun. TTK       
Kayıtlı

nyucel

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 53
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #5 : 10 Haziran 2011, 13:54:13 »

YUSUF İMAMOĞLU


    06 Haziran 1970 Cumartesi Günü

     06 Haziran cumartesi günü öğleden sonra Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda Ülkü Ocaklarının bir toplantısı vardı. Salonun arka taraflarında ben, Yusuf ve birkaç arkadaş bir masanın etrafında oturuyorduk.  İki üç arkadaş geldi Yusuf’un yanına, kendisini konuşması için ikna etmeye çalışıyorlardı. Yusuf bir türlü konuşmak istemiyor, itiraz ediyordu.
     Yusuf arada bir o da filtreli sigara olursa içerdi. O günlerde filtresiz Bafra sigarasının filtreli olarak çıkacağı söylentisi vardı. Ben Bafra sigarası içiyordum. Yanımda bulunan bir arkadaştan filtreli sigara aldım. Yanımda kurşun kalem açmak için bulundurduğum jileti çıkardım. Arkadaşımdan aldığım filtreli sigaranın filtresinden kestim. Kestiğim filtrenin içine bafra sigarasını yerleştim. Yusuf’a dönerek “ Bak İmamoğlu, bafra’nın filtrelisini çıkarmışlar” dedim ve kendisine sigarayı verdim. Sigara elinde, arkadaşlarla koridora konuşmaya çıktılar. Bende arkalarından gittim. Yusuf koridorda dolaşırken, elindeki sigara filtresinden ayrılarak yere düştü. Yusuf bana bakarak” Nihat vatan hainliği yaptın” dedi. Ben “ Vatan hainliği bu kadar kolay mı? Dedim. Gülüştük.
     Biraz sonra Yusuf İmamoğlu, kürsüye çıkarak konuşmaya başladı. Konuşmanın bir yerinde Sosyolog Prof. Dr. Cahit Tanyol ile olan bir tartışmasını anlattı.
     Konuşma bittiğinde Çapa Yüksek Öğretmen Okulundan ayrılarak, Cağaloğlunda, Nuruosmaniye caddesinin girişinden biraz ileride sağda bulunan Ülkü Ocağına gittik. Ülkü Ocağı küçük bir binanın dördüncü katındaydı. Nuruosmaniye caddesine bakan küçük bir terası vardı. Yusuf’la ben terasa çıktık. Yusuf “ Nihat, şu benim tez işim ne olacak “ dedi. Daha önceki konuşmalarımızda tez yazma işinin pahalı olduğunu ve kendisinin bu parayı temin edemeyeceğini söyleyince, ben merak etme bir yerden portatif bir daktilo buluruz, akşamları evime gelirsin tezini yazarım demiştim. İş bir portatif daktilo bulmaya kalmıştı.
Yusuf istersen gazeteleri bir dolaşalım belki bir daktilo buluruz dedim. Cagaloğlundaki bütün milliyetçi muhafazakar büyük küçük ne kadar gazete varsa hepsini dolaştık. Bir kısmı bizi tanıyordu. Bazı gazetelerden daktilo alacağımıza inanıyorduk.  Ama hiç birinden olumlu bir cevap alamadık. Yine terasa döndük. Yusuf sigara üstüne sigara yakıyordu. Hava kararmaya başlamıştı. Karşımızdaki Milliyet gazetesi lambalarını yaktı. Yusuf bana bak milliyet gazetesindeki şu genci okuldan tanıyorum. İyi solcudur. Birde ona uğrasak mı dedi. Uğrayalım Yusuf ne çıkar, birde ondan ret cevabı alırız. Dedim. Merdivenleri gönülsüzce indik. Milliyet gazetesine girdik aradığımız genç bir üst katta idi yanına vardık. Kapıyı açınca genç Yusuf’u tanıdı. Hoş geldiniz deyip oturacak yer gösterdi. Ben şimdi geliyorum diyerek kapıdan çıktı. Biraz sonra üç tane kola ve bardaklarla geldi. Biraz dinlendikten sonra Yusuf bana işaret etti. Ben Yusuf’un bir tez işi var. Dışarıda yazdırmak pahalıya mal oluyor. Tezini ben yazacağım ama bir portatif daktiloya ihtiyacımız var. Ben biraz aşağıda Vilayette çalışıyorum. Daktiloyu akşam alırım sabah getiririm dedim. Genç hiç ummadığım bir cevap verdi. Burada gördüğün daktilolardan birini seç, işiniz bitince getirirsiniz dedim. Ben sevinçten neredeyse havaya uçacaktım. Hemen kalktım, iki daktilodan birini seçtim. Bana ne kadar kâğıda ihtiyacınız var diye sordu. Ben teşekkür ederek kağıt ve karbon işini hallederiz dedim. Yusuf tezde bazı düzeltilecek kısımlar var, Çarşamba gününe kadar bitiririm. Çarşamba günü daktiloyu almaya geliriz dedi. Gazeteden ayrıldık. Yusuf’la ben dışarı çıktığımızda çok sevinçli ve aynı zamanda çok canımız sıkılıyordu. Onca milliyetçi gazeteci bir daktilo vermemişti de, bir solcu genç daktilo verecek olmuştu. Buna çok canımız sıkılmıştı.

8 Haziran 1970 Pazartesi Günü

Ben dairede çalışırken saat 16 sıralarında Sarıyer dairesinde çalışan Z.B. adlı arkadaş geldi. İstanbul Üniversitesi tarih bölümünde okuyordu.” Okula birlikte gidelim, bu akşam Nejat hocanın dersi var.” Nejat hocanın akşam derslerine ara sıra gidiyordum. Müdürden izin alarak birlikte daireden çıktık. Nuruosmaniye, kapalı çarşı ve İstanbul Üniversitesi merkez binasının önünden geçerek Fen ve Edebiyat Fakültesinin çok büyük olan arka kapısından içeri girdik. İçerdeki büyük boşlukta kanepeler devrilmiş ortalık karışıktı. Z.B. ben yukarıya çıkıp ders var mı bir bakayım, olay çıkmış galiba diyerek merdivenlere doğru yürüdü. Ben dolaşırken Laleliye doğru uzanan koridorun sonunda bir kalabalık gördüm. Birkaç sivil giyimli kişi beni el işaretiyle çağırıyordu. Çağıranların sivil polis olduğunu anlayınca yanlarına gittim. Üstümü aradılar. Hüviyetime baktılar. Polislere ne olduğunu sordum. Cevap vermediler. Bunun üzerine siz Laleli tarafındaki kapıyı tutmuşsunuz. Öbür kapı açık dedim. Laleliye doğru merdivenlerden inerken Yaşar Okuyan karşıma çıktı. Yaşar Okuyan o tarihlerde gazetecilikte yapıyordu. Çok zayıf bir gençti. Yaşar’a ne olduğunu sorduğumda, İmamoğlu’nu vurdular dedi. Ben sanki on tane İmamoğlu varmış gibi hangi İmamoğlu’nu diye sorduğumu hatırlıyorum. Üniversitenin karşısında arkadaşlar toplanmıştı. Büyük bir kalabalık vardı. Yanlarına gittim. Olayı arkadaşlardan öğrendim. Olay ben okula girmeden yarım saat kadar önce olmuştu. Bütün arkadaşlar çok üzüntülüydü.
   İmamoğlu’nun cenazesi Mili Türk Talebe Federasyonuna getirildi. Federasyon binası Hürriyet Gazetesinin eski binasının karşısında, Milli Eğitim Müdürlüğü olarak kullanılan binaydı. Cenazesinin sağında ve solunda ikişer kişi olmak üzere sabaha kadar ayakta nöbet tuttuk. Sabahleyin iki arkadaş yanıma bir dilekçe getirdiler. Yürüyüş için izin istiyorlardı. Ben dilekçeyi Valilikten Emniyet Müdürlüğüne havale ettirip, evrak kalemine kayıt yaptırdım arkadaşlara verdim. Yürüyüş ve tören izni alındıktan sonra. İmamoğlu arkadaşların elleri ve sırtları üzerinde son yolculuğuna uğurlandı..
Kayıtlı

Selim Pusat

  • Bozkurt
  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 103
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #6 : 10 Haziran 2011, 18:30:18 »

Sayın nyucel ; bunlar çok değerlii fikirleri paylaştığınız için teşekkürler.
Kayıtlı
ALEMDE ŞER, OĞUZ'DA ER TÜKENMEZ

Borokhul Noyan

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 224
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #7 : 10 Haziran 2011, 23:21:51 »

 Aziz Şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ruhu şad, mekanı cennet olsun. Türk Milliyetçiliği uğruna canlarını feda eden tüm Türk Evlatlarını rahmetle ve minnetle anıyoruz.

 
Kayıtlı

nyucel

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 53
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #8 : 11 Haziran 2011, 16:00:17 »

Sizlere Yusuf İMAMOĞLU'na ait bir şiiri yazıyorum. Bu şiiri nasıl elde ettiğimi ayrıca yazacağım.


SANA EN ÇOK YAKIŞAN
ALNINA
BİR GÜL YAPRAĞI GİBİ KAN
DÜŞTÜĞÜ AN
YÜZÜNÜN ALDIĞI ŞEKİL

SEN YANIMDA OLMAYACAKSAN
SENİN İÇİN
DAHA KIYMETLİ İSE CAN
O ZAMAN YANIMDAN ÇEKİL

YUSUF İMAMOĞLU
Kayıtlı

nyucel

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 53
Ynt: Şehit Yusuf İmamoğlu Anısına
« Yanıtla #9 : 11 Haziran 2011, 16:02:59 »

BİR AKŞAMÜSTÜ
-   Yusuf İMAMOĞLU’na

BİR AKŞAMÜSTÜ KURŞUNLADILAR BENİ
YANIMDA BİR BIÇAK BİLE YOKTU

BEYNİME SAPLANAN KURŞUN DEĞİLDİ SANKİ
KIZIL YÜREKLERDEN ATILMIŞ KIPKIZIL BİR OKTU

VİETNAMDAYDI AKILLARI FİLİSTİNDEYDİ
TÜRKLÜĞÜ BİZDEN ÖZGE DÜŞÜNEN YOKTU

BİZ KÖY ÇOCUĞUYDUK FAKİRDİK
CEBİMİZDE TOPU TOPU BİR LİRAMIZ BİLE YOKTU

GECELERİ UYUYAMAZDIK AÇLIKTAN
NE SIRTIMIZ PEK NE DE KARNIMIZ TOKTU

VE BİR AKŞAMÜSTÜ KURŞUNLADILAR BENİ
YANIMDA BİR BIÇAK BİLE YOKTU

HAZİRAN/1970

N.YÜCEL
Kayıtlı
 

Önemli!, Otağımız arşiv olarak yayındadır. Aktif olarak hizmet vermemektedir. Yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.046 saniyede 26 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 160117, GökAlp