Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Gönderen Konu: Mesut İlkay Yanık Şiirleri  (Okunma sayısı 3599 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gokturk1

  • Yeni Üye
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 3
Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« : 15 Haziran 2014, 02:00:26 »

DOĞU TÜRKİSTAN MARŞI

Kıtlık başlamış, göğe yükselmiş aş.
Kıyamet kopsun bırak yavaş yavaş.
Savaş var bugün; kızıl Çin’le savaş...
Kalk ayağa Türk, yürü Türkistan'a!

Urumçi düşen kızıl bombalarla
Unutulan yurt, susuz kalmış tarla.
Alnında kalan o son parça arla
Kalk ayağa Türk, yürü Türkistan'a!

Herkes köşkünde, tahtında, tacında.
Türkistan yalnız, milyarlık acunda.
Yardım bekler dost; namlunun ucunda.
Kalk ayağa Türk, yürü Türkistan'a.
 
Mesut İlkay Yanık




YAKSIN BENİ KAVURSUN

Yaksın beni kavursun anayurt volkanları.
Boğulayım, öldürsün; Kür Şad’ın al kanları.

Atam ki balkanları, Kafkasları, tüm Çin’i
Acunu yönetirken ben düşürdüm perçini.
Anayurdun içini zorba düşmanlar sardı.
Hali görse Mete Han, durmaz beni asardı.
Mete soylu yaşardı, eğilmezdi hiç Çin’e.
Şimdi kızıl Çinliler girdi yurdun içine.
Kahpe Bizans piçine kaptırmışım yakayı.
Denizlerde Rusya’ya esir verdim takayı.
Geceler dolunayı gökyüzünde savursun.
Dolunayın kurtları birbiriyle diz vursun.

Yaksın beni kavursun Tanrı Dağ volkanları.
Ateş adam edermiş savaştan korkanları.

Düşündükçe onları kendimden utanırım.
Kürşad’ı bilmem ama ne Sezarlar tanırım.
Bu nasıl iştir Tanrım? Unutmuşum atamı.
Asırlardır her dağda yürütmüşken atımı
Düşman sardı batımı, doğuda kardeş viran.
Anayurt bombalarla vuruluyor her bir an.
Alnımda yanıp duran bir ateştir Karabağ.
Etrafına örülmüş kahpelerden pis bir ağ.
Ermeni’ye doğru yağ mavzerimden çık kurşun.
Türk’ün gök bayrağını Karabağ’a dik kurşun.

Yaksın beni kavursun Ötüken volkanları
Kalmamışsa alnımda Türklüğün hiçbir arı.

İngiliz'i Fransız'ı büyütmüşüm gözümde
Oysa yıllar öncesi kaybolurdu tozumda.
Destanlarda, sözümde kaldı şimdi o günler.
Öksüz Türküler gibi ozan sazında inler.
Osman Batur Han dinler ölümün şarkısını.
Kızıl duvarlar sarmış önünü arkasını.
O yeşil parkasını giyip çıkmış sehpaya.
Küfretmiş son nefeste Kızıl Çinli kahpeye!
Yüksel yiğidim aya sen aylardan dorusun!
Yüksel yiğidim yüksel Allah seni korusun!

Yaksın beni kavursun Türkistan volkanları.
Kırılmazsa darbemle Çinlinin kalkanları!
 
Mesut İlkay Yanık




VATAN SANA CANIM FEDA

Tekin değil prenslere
Sarayların içerisi.
Bir ihtilal yapar yine
Kür Şad ile kırk çerisi.
Saraylarda kıstırılan
Hanedanın kuyruğudur.
İlkin kuyruk, sonra kelle…
Bu bozkırın buyruğudur!
Er meydanı kanla dolar
Çığlık kopar yeryüzünde.
Soysuzluğun kızıl resmi
Parçalanır birkaç günde.

Derler yine Kutluk Kağan
Başsız kalan Göktürkleri.
“Şimdi” diye buyruk verir
Cenge koşar yüz bin eri.
Dibe doğru topaç gibi
Yuvarlanırken şu batı,
Var gücüyle mahmuzlayıp
Çatlatırlar nice atı.
Başlarında tuğlu çeri,
Yağız kumda at teperler.
Altay ile Tanrı Dağ’ın
Arasını yurt yaparlar.

Alparslan’ın bozkurtları,
Yine tekbir getirerek
Atanızın ruhu için
Haçla savaşmanız gerek.
Ne cenklere tanık oldu
Şu Akdeniz, Karadeniz…
Ey yiğitler, belki sizin
Hiç anılmaz efsaneniz.
Ama cennet, merde yakın
İki parmak, bir aralık...
Korkakları bekleyense
Ömür boyu maskaralık.

Kır at gibi, bir ok gibi
Ölüm gibi sert hızınız.
Genç Fatih’in topçuları
Garbı parçalar mısınız?
Anne, baba, sevgiliyle
Vedalaşıp, dağ aşarak;
Kanuni’ye şan katalım
Haçla yine savaşarak…
Tanrı Dağ’ın zirvesinde,
Cenk yolunda bir elveda
Marşı çarpar mermerlere
Vatan sana, canım feda!
Vatan sana, canım feda!
 
Mesut İlkay Yanık


TÜRKÜM DEMEK NE HOŞ ŞEY

Üzerinden silkin, at
Şu kurgan toprağını.
Bir kılıçla parçala
Dorukların ağını.
Yollar Türk’ün önünde
Çinli gibi bükülür.
Her basışta üstüne
Oymaları sökülür.
Ölümsüzlük rujunu
Sürünsün dudağına
Konçuyunu da alıp
Koştur Tanrı Dağı’na.

Bozkurtluğu nam saldık
Heyya heyya heyya hey!
Şol kargışlı acunda
Bir kurt olmak ne hoş şey!

Mesut İlkay YANIK




TÜRKÇE

Türkçe yaşadım, Türkü tadında, Türküler Türkçe!
Dedem Saltuk Buğra Han adında, korkular Türkçe!

Dört bir yana dağıldı ülkümüz, tutkular Türkçe!
Turan yurdunda kurttur uykumuz, uykular Türkçe!

Yağız bir at sırtında koş cenkte, seferler Türkçe!
Hep bir ağız, tek yürek, bin renkte, zaferler Türkçe!

Boğulacak deryada namertler, dalgalar Türkçe!
Dava için çarpışır Mehmetler, kavgalar Türkçe!

Türk’ün sancağı yere düşmesin, mevzumuz Türkçe!
Karabağ, Kerkük, boyun bükmesin, arzumuz Türkçe!

Vatan uğruna kaç şehit verdik, şehitler Türkçe!
Bir hilal uğruna neler gördük, şahitler Türkçe!

Ülkü uğruna ölür bu dergâh, yazgımız Türkçe!
Turan yolunda hazır güzergâh, çizgimiz Türkçe!

Tanrı dağı şahittir ülküye, akitler Türkçe!
Zamanı geldi artık Türkiye, vakitler Türkçe!

Fitne üstüne mertçe yürürüz, azarlar Türkçe!
Türkçe yaşadık, Türkçe ölürüz, mezarlar Türkçe!
 
Mesut İlkay Yanık



SAYGI OLSUN


Irkı için saray basan
Kırk bir ere saygı olsun.
Saygı olsun Göktürklere
Kırk bin kere saygı olsun.

Hainlere kaygı olsun.
Kutlu tinler şad olacak.
Şu büyüyen çocukların
Her biri Kür Şad olacak.

Kül Tigin’in kıvancıyız.
Alp Arslan’ın çerisiyiz.
Tanrı Dağ’dan, Atsız Beğ’den
Gelir bize bu hoş feyiz.
 
Mesut İlkay Yanık



KUTLU DÖNÜŞ



Bekle beni ey gökçe! Çağlar geçer çabukça…
Dönüşümüz erkekçe olur öyle döneriz.

Kül Tigin’in, Mete’nin, bilge Atsız Ata’nın,
Tanrı Dağ’da yatanın nefesiyle döneriz.

Bolca kımız çıkarın, bir ihtimal ki yarın...
Nara atan Sançar’ın gür sesiyle döneriz.

Belki yüz bin yıl sürer ama ölmez hiçbir er
Dudaklarda bir zafer şarkısıyla döneriz.

İnin andalar inin! Meydanlarda sevinin.
O mukaddes nebinin hırkasıyla döneriz.

Bekle beni gökçe kız. Sabreyle erkekçe kız.
Başbuğumun o dokuz ilkesiyle döneriz.

Sadaklarda dem vuran oklar şaşmaz hiçbir an
Ve sonunda bir TURAN ülkesiyle döneriz.
 
Mesut İlkay Yanık


İSTİKBAL KÖKLERDEDİR


Hoş geldin ülküdaşım! Mitingimiz şen olsun…
Meydanları şen eden daimi neşen olsun!

Çekinme! Hiçbir kurşun bozamaz şol töreni
Al oklar deviremez kurt başlı Alperen’i…
Kan damlayan yaranı, saracağın gündür bu…
Kurultaylar kuruldu, hazırlandı gök kutbu…
Kalk ülküdaşım işbu nedenden dolayı kalk
Kahpe düzene karşı; gerildi Türk yayı kalk!
Ardında koskoca halk ve Türkmen beyleri var.
Kalk ülküdaş, durma kalk! Dağılsın kızıl duvar…
Bombalar, uçaksavar, mermi, ekmeğim, aşım
Türk’ün büyük devleti, Turan için savaşım!

Hoş geldin ülküdaşım! Mitingimiz şen olsun!
Dostumuza kutlu nur, Çin’e kurdeşen olsun!

Ey burçuğin kut budun, ey çelikten çekmergen
Hoş geldin! Göktürklerin tuğunu taşıyan gen…
Kurt; kutsandı beregen! Koyurtang; genç erdedir!
Unutma ki gence Taygun! İstikbal “KÖK”lerdedir!
Türk’e; Ötüken sedir, Tuna ve Nil köprüdür!
Konçuy dizinde yatmak, savaşganlara güdür!
Öldür, Törümçü öldür! Atanın düşmanını!
Bozkurdun pençesiyle parçala her anını!
Anayurt isyanını şiirlerle yaymışım!
Moskova’yı devirsin… Çin’i vursun bu hışım!

Hoş geldin ülküdaşım! Mitingimiz şen olsun!
Cengimiz kutlu fethe, Turan’a erişen olsun!
 
Mesut İlkay Yanık




HER ŞEY GÜZEL OLACAK

Arştan düşen yıldızlar,
Baştan göğe çıkar mı?
Başkaldırsam güneşe
Canımı çok yakar mı?

Kızıl setler çöker mi
Taş yerinden kayınca?
Açlar da aş bulur mu
Çok yiyenler doyunca?

Birkaç bin yıl boyunca
Harekâtı düşündüm.
Şahlanarak Turan’a
Koşan atı düşündüm.

Teşkilatı düşündüm…
Karşısında gavurun...
Ey! Çıldırmış denizler!
Çağı geldi savurun.

Çin’e doğru sert vurun
En mukaddes dalgayı…
Tayfunlarla devirin
Tiençin’i, Şanghay’ı...

Kül Tigin’im ger yayı
Türk birliği kurulsun.
Kan gerekse bin değil
Yüz bin Çinli vurulsun.

Kurt Kayalar dirilsin
Tanrı Dağ’a varınca.
Her şey güzel olacak
Turan Yurdu kurunca.
 
Mesut İlkay Yanık



GİTTİ OZAN



Şiir yazar, saz çalardı. Söyle niye gitti ozan?
Sözü yürek parçalardı. Deruniye gitti ozan.
“Irkımızı dereceğiz, düsturuna ereceğiz.
Her birimiz Atsız Beğ’iz.” diye diye gitti ozan.
Kendi gitti sazı kaldı. Akıllarda sözü kaldı.
Gökte yıldız izi kaldı. Kaya kaya gitti ozan.
Batur Han’la aynı anda… Savaşlarda koştu önde.
Ödül vakti geldiğinde en arkaya gitti ozan.
Üzerine kefen sarmış. Ablukalar, setler yarmış.
Anayurtta savaş varmış… Bindi taya gitti ozan.
Bulutlardan kurşun yağa, seni alan kahpe çağa.
Yükselerek Tanrı Dağ’a, kurultaya gitti ozan.
Kızılelma düşü ile hakka bağlı, hakka köle…
Bir dem gibi düşüp göle battı suya gitti ozan.
Gece vakti Ötüken’de… Yaylar oku bırakanda…
Giray göğsü kaldı kanda, kör pusuya gitti ozan.
 
Mesut İlkay Yanık



BOZKURT YURDU


Başı görklü dağlara sorsan Kırgız kurdunu
Başlar tarif etmeye sana Bozkurt yurdunu.

Senin büyük derdini mahir sular anlamaz.
Çatlı bir yel vurunca hangi deniz yanlamaz?
Bana kulak ver biraz sözümü kesme dinle.
Bir gün gömerler seni o kutsal ümidinle.
O gün gelince inle mezarda kurtlar gibi.
Büyük yurt hayalinle yarılsın yerin dibi
Kızılelma sahibi olmak için çarpıştın.
Düşmanların baharken ayazlarda bir kıştın.
Ölmelere kalkıştın davamız düştü dara
Çekip gittin yükleyip onca yükü sağlara.

Başı görklü dağlara sorsan Kazak kurdunu
Başlar tarif etmeye sana Bozkurt yurdunu.

Hatırlar mısın dünü? Kahpe Lenin kimdir kim?
Stalin, Mao, Hitler; çalı çırpı, kumdur kum.
Bozkurt çiğner kumları, hedefe varmak için.
Büyük devlet, büyük yurt, Turan’ı kurmak için.
Yolbaşçımız Börteçin yardık Ergenekon’u.
Peygamberin dizinde biter yolların sonu.
İsrail’in masonu yürüyemez bu yolda.
Yürüyenin vücudu çürüyemez bu yolda.
Davaya ayda, yılda hiç veremezsin ara.
Sevgiliyle kol kola çıkamazsın bağlara.

Başı görklü dağlara sorsan Türkmen kurdunu
Başlar tarif etmeye sana Bozkurt yurdunu.

Bozkurt yurdun ferdini Tanrı Dağ’a çıkarsan...
Kürşad ile diz vurup Moskova’yı yıkarsan...
Kandilleri yakarsan toplanır tüm kardeşler.
Kardeşleri görünce erir gider tüm leşler.
İnanmasın kalleşler varsın bu ülkümüze.
Düşmanın dişlerinden dikeceğiz bir müze.
O gün birbirimize gururla bakacağız.
Urumçi’den doğrulup setleri yıkacağız!
Sade bir dil, tek ağız, yalnız Türkçe Ankara
Çankaya’dan başlayıp yürü kutlu çağlara.

Başı görklü dağlara sorsan Özbek kurdunu
Başlar tarif etmeye sana Bozkurt yurdunu.
 
Mesut İlkay Yanık


BİZ TÜRKÜZ

Moskova’da Slavlarca zirve sayılan
Zorba Lenin bizim için ufak bir yılan.
Avrupa’nın her yerine şanı yayılan
Attila’nın müthiş hızı biziz, biz Türküz.

Batur’ların, Mete’lerin kanı var bizde.
Yanardağlar patlar durur yüreğimizde.
Uygur, Özbek, Başkurt, Tatar hepsi bir izde…
Hun’u, Gök Türk’ü, Kırgız’ı biziz, biz Türküz.
 
Mesut İlkay Yanık



BİR KIVILCIM YETER



Bir kıvılcım yeter be atlasları yakmaya.
Bir kıvılcım çıkarır Türk'ü, Kızılelma'ya.
Haritalar yanar ve küle döner şu sınır.
Yüzyıllardır buz tutan Türk elleri ısınır.

Kandaşının elini, bayrak gibi tut ırktaş!
İlinizi bozmasın keskin bir hudut ırktaş!

Bir kıvılcım büyür ve yangın olur içimde
Gazabımla tutuşur, her an farklı biçimde.
Yetmedi mi öldüğün, sınırlarda kaldığın,
Tükendiğin, yandığın, anbean ufaldığın...

Dursun artık bu çöküş, ey yiğit, ey kut ulus!
Düşmanların kalbini Turan'la korkut ulus!

Bir kıvılcım yeter be çıldırtmaya Türkleri
Bir kıvılcım bir eder, milyonlarca Türk eri!
Büyük yurdun temeli büyük kanla atılır.
Kahramanlar ölür ve destanlar anlatılır.

Bu destanda sen de bir kahramansın mert oğul!
Tanrı Dağ'da bir kurt var; ismi Atsız... Onu bul!
 
Mesut İlkay Yanık


ATSIZ ATA

Tanrı dağda gören var; Kür Şad ile Mete'yi
Destanlarla överken bilgin Atsız Ata'yı...

Şahlanmış doru tayı, durana doğru gider.
Atsız için tüm yollar Turan’a doğru gider.
Aslında her Türk güder bu davayı içinde
Dalgalandırmak ister, Türk bayrağını Çin’de!
Vurulan her perçinde o yüzden kin hâkimdir.
Öğrenmeli Fransızlar harbin ustası kimdir.
Sen vücudunu emdir fahişe gibi Rus'a
Ya da sadık bir it ol ki, korusun U.S.A…
Ey ahmak! Toprağında her renkten bir bayrak var.
Hür olamazsın asla sen Türk bir çeri kadar!

Tanrı dağda tören var. Ulu Türk kurultayı
Toplanmış... Gök çeriler, bekler Atsız Ata'yı...

Onlar yeğen sen dayı, hak yolu göster Atsız
Ne yazık ki onca genç Türklükten malumatsız…
Kanaryalar kanatsız kaç metre uçabilir?
Kılıç kınını yardı nerde durur kim bilir?
Bozkurdun düşmanları birleşmiş aynı inde...
Aklıma Atsız gelir, gök her gürlediğinde.
Şimşekler çaktığında, uyanır mefkûremiz.
Heyhat! Daraldıkça, daralır gök küremiz.
Acuna sığmayız biz, gök kubbe neslime dar
Feza büyük olamaz umutlarımız kadar.

Tanrı Dağda kıran var. Kurda saldırır ayı.
Yavru kurtlar umutla gözler Atsız Ata'yı...

Edirne’yi, Hatay’ı tüm yurdu sardı ülkü
Temelinde Türkçülük ve aşk yatıyor çünkü
Bıraktık malı-mülkü, yürüyoruz ülküye
Kopuzlardan dökülen o mukaddes Türküye…
Doğrul artık Türkiye! Serbaz kılıcını çek.
İmanlı vuruşunla parçalansın her alçak.
Gökte bayrak açacak, yere düşen Atsız’lar
Düşünlerin ardından bozkırın kalbi sızlar.
Altıpatlar kan ister G-3’lerimiz azar…
Dar gelir Türk erine Turan değilse mezar.

Tanrı dağda Turan var, haberlerde detayı…
Tarih, haklı çıkardı, bilge Atsız Ata'yı...

Bozkurtlar dolunayı tavafa geldi yurttan.
Açıl gök kubbe, açıl ağarmadan önce tan.
Kopsun Türk’ü yıpratan büyük-küçük kıyamet.
Yüce Allah, Türklere kıyamette yardım et.
Şad olsun sağ-selamet. Duyulsun dombıralar
Börteçin’in sesiyle yankılansın buralar.
Sizin olsun paralar, karalanmış onca çek.
Nasıl olsa yakında tüm hükmünüz bitecek.
Tanrı dağında çiçek çiçek açılır ülkü
Turancılık yolunda Tanrı korusun Türkü.
 
Mesut İlkay Yanık



AL BAYRAKTAN GÖK BAYRAĞA


Ey! Mengü doruk dağlar!
Düşmanlar öç aldı mı?
Ölünce Bumin Kağan
Kahpeler çoğaldı mı?
Mengenler kızıl yayla
Ok atıp da vurdu mu
Tanrı Dağ doruğunda
Budulgan bozkurdumu?
Göktürkler vurulurken
Çin murada erdi mi?
Kimlere anlatayım
Kül Tigin bu derdimi?
Kızıl Çin, kızıl yeller
Estirip savurdu mu
Kanlarla suladığım
Benim bozkurt yurdumu?
 
Mesut İlkay Yanık

 :prbay
Kayıtlı

Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimiçi Çevrimiçi
  • İleti: 1722
    • http://www.hunturk.net
Ynt: Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« Yanıtla #1 : 15 Haziran 2014, 09:24:55 »

Değerli kandaşım gokturk1,
Öncelikle hoşgeldiniz, esenlikler getirdiniz.
Eklemiş olduğunuz Mesut İlkay Yanık şiirleri gerçekten çok güzel.
Şairimiz Mesut İlkay Yanık'ın kalemine ve yüreğine sağlık.
Mesut İlkay Yanık  siz misiniz?
TTK.

Kayıtlı
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

4_hilal

  • Otağ Sorumlusu
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 400
Ynt: Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« Yanıtla #2 : 15 Haziran 2014, 12:05:39 »

Bu şiirler muhteşem, buram buram Türklük ve Türkçülük kokuyor.
Gönlüne, yüreğine sağlık.

"Meramımız odur ki, sözlerimin sadedi...
 Milyonları bulmalı, Türkçü şair adedi..."

Hoşgeldin, esenlikler getirdin.
Kayıtlı
TTK

gokturk1

  • Yeni Üye
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 3
Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« Yanıtla #3 : 24 Şubat 2015, 02:23:12 »

IRKIMIZIN DESTANI


Biz cihanda nam alıp şan yürütelerdeniz…
Öfkemiz bir tufandır, sabrımızsa bir deniz.
Bim-i cânla cenk edip onu yenmiş erleriz.
Biz öz canından geçmiş kahraman askerleriz.
İlk atamız Türk Han’dır, ondan türedi budun.
Palazlanıp boy verdi, pek tez üredi budun.
Bir nur gibi yayıldı soyumuz dört bir yana
Kenan’a, Buhara’ya, Çin’e ve Hindistan’a.
Atlarımız tufandan yıllar evvel şahlandı.
Ordumuz beş bin yıldan kadim ki silahlandı.
Biz Bozoklar, Üçoklar… Aynı ten, aynı kanız!
Öz atamız Oğuz’dur, Türk Han’ın ırkındanız.
Yirmi dört boy bölündük, göç ettik nice ile
Aştık çetin yolları, çektik onulmaz çile.
Yayıldık Beşbalık’tan acunun her yerine.
En zorlu düşmanların at sürdük üzerine.
Pusatlanıp savaştık, savaştıkça kazandık.
Susamıştık, zaferin serin nehrinde kandık.
Asya’da burağanlar estirdi soluğumuz
Ve orda kuruldu ilk imparatorluğumuz.
Teoman tüm boyları tek çatıda derledi.
Kurdu Türk birliğini, doğuya ilerledi.
Ardından Mete Yabgu aynı izde yürüdü.
Çelik pençe yasamız tüm Asya’yı bürüdü.
Hücum üstüne hücum… Çin’i yıldırdı Mete.
En nihayet düşmanın seddini kırdı Mete.
Ve Japon Denizi’nden ulu Hazar’a kadar
Erişti Hun Türkü’nün hükmettiği topraklar.
Yükselerek naramız değdi sanki ta aya.
Tanrı’nın izni ile hakan olduk Asya’ya.
İl yutan haritada açıp derin bir gedik
Attila’yla at sürüp Avrupa’yı çiğnedik.
Kırıp yumruğumuzla yağı kıstırgaçını
Paramparça eyledik Cermenliğin haçını.
İşte ordu, işte cenk, işte delil, işte iz…
O şanlı milletiz ki, tarihe yön veririz.
Türk Han’ın oğulları! Hep biriz, Turanlıyız.
Beş bin yıllık orduyuz, kudretliyiz, şanlıyız.
Volkanlar gibi yanar damarımızdaki kan.
Tarih denen sayaçla muadil hızdaki kan.
Biz Bumin’in çerisi, Bilge’nin torunuyuz.
Tarih adlı ağacı besleyen kadim suyuz.
Tekbir alıp Çağrı’yla harbe giden erleriz.
Anadolu’yu tutan çelikten askerleriz.
İstanbul’un Fatih’i, Asya’nın Batur’uyuz.
Gazabımız ateştir, dayanamaz hiçbir buz.
Çoktur elbet yağımız saldıranlar olacak
Ancak ırkım cihanda ebedi var olacak.
Bayrak yere düşmeden kaldıranlar olacak.
Var oldukça yer ve gök milletim var olacak.
 
Mesut İlkay Yanık






HASAN


Silahını çekmiş nere gidersin?
Daha var kavgaya zaman be Hasan!
Yoksa sen de sürgünlere gidersin.
Bu çağ çetin, bu çağ yaman be Hasan!

Bu çağ ki, Türkkan’ı zindana attı.
Çelikten göğsünü deldi, kanattı.
Devrilince yere öldü zannetti.
Yine de ölmedi, Türkkan be Hasan!

Bu çağ ki, kimlere oyun etmedi.
Kimleri ardında koyun etmedi.
Bir bizi gütmeğe gücü yetmedi.
Esirgeyen Rabbe kurban be Hasan!

Kılıçsız, pusatsız, yalın ve atsız…
Senden evvel kavga verdiydi Atsız.
Ne çileler çekti hiç kabahatsiz…
Eğmedi başını bir an be Hasan!

İşte mazi, işte fikir, işte iz…
İlteriş Han, sana direnişte iz.
Bir gün birleşince hep o izde biz
Kopacaktır yine Tufan be Hasan!

Kılıçlar kınlardan çıkacak yine
Şimşekler misali çakacak yine
Saplanınca düşman gövdelerine
Kana doyacaktır meydan be Hasan!

Bilirim senin de kanın delidir.
Benzeşin Yıldırım, namın velidir.
Al kanın yurt için dökülmelidir
Ne var ki az daha dayan be Hasan!

Ordumuz hücuma kalktığı anda
Şahlanıp bozkurtlar, zincir kıranda
Hep birleşeceğiz elbet Turan’da.
Turandır bize öz vatan be Hasan!
 
Mesut İlkay Yanık


 :prbay






SAVAŞ! DİREN! ÖZGÜRLEŞ!



Savaş! Diren! Özgürleş! Bayrağını aç 'anda'
Gecenin bir yarısı, gökler karardığında
Mabuduna sığın da Allah diyerek yürü
Ki yürüsün ardından anayurda Gökbörü.

Anayurtta bir olup coşkun bir nehir olup
Durallıktan kurtulup taşarız yine hürce.
Ve öyle bir an gelir, Baturlara can gelir
Şanlı bir Turan gelir ırkım yaşar özgürce.

Savaş! Diren! Özgürleş! Ki sana er denilsin.
Roma sokaklarında “Eyvah Türkler” denilsin.
Gök bayrağın yükselsin, arşa değsin bir ucu
Ki görsünler nasılmış, ne imiş Türk’ün gücü.

Aynı soydan gelen nur; Kül Tigin, Kutluk, Timur…
Tanrı Dağ’da dem vurur, toy ederler her gece.
Gamlı yurtlar şen olur, çoraklar gülşen olur.
Istıraplar kaybolur Türk özüne dönünce.
 
Mesut İlkay Yanık
Kayıtlı

gokturk1

  • Yeni Üye
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 3
Ynt: Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« Yanıtla #4 : 15 Ekim 2015, 23:38:54 »

Akın Vakti

Bir sınırsız infial var içerimizde.
Bir kırmızı yürek yanar içerimizde.
Varsa eğer öyle bir er içerimizde
Gayrı bizi birleştirsin, ona uyalım.

Bir er olsun, adı Kür Şad, bir etsin bizi.
Şu kargışlı acun görsün birleşmemizi.
Ve Kür Şad’a eşlik etsin bir Kırgız kızı
Onlara gök yurdumuzda nikâh kıyalım.

Kara Ozanların sazı şimdi bizdedir.
Bir coşkulu kayabaşı dilimizdedir.
Bilmekteyiz, tehlikeler yolumuzdadır.
Olsun yine demir dağı delip oyalım.

Kitaplarda daha nice yıl yatsın mazi?
Dik başını sayfalardan uzatsın mazi.
Sen ki, bizi yükseltecek kanatsın mazi.
Öğrenelim, seni cümle Türk’e yayalım.

Türk bilirse ecdadının yiğitliğini,
En kuvvetli devletlere ne ettiğini...
Yeni baştan mahdut bağ ve söğütlüğünü
Büyütüp bir orman yapar, âmin diyelim.

Koşsun Turan orduları Kızılelma’ya,
Yâdımızda yanıp duran öcü almaya
Hamle etsin İşbara Alp, Yumru ve Kaya
Kılıçlardan çıkan acı sesi duyalım.

Alparslan Han yine cenge ordu çıkarsın.
Diyojen'i sert bir ölüm korkusu sarsın.
Sultan Murat Haçlıları yerlere sersin.
Ki, küffarın cümlesine nokta koyalım.

Yükselerek bayrağımız, göklere değsin.
Tanrı, Türk'ün düşmanını kanında boğsun.
Ey acunun son demi sen nasıl bir çağsın...?
Böyle çağın derisini yüzüp soyalım! ...
 
Mesut İlkay Yanık



***



Ant

Tarihimiz şanla dolu
Köpük köpük kanla dolu
Kaç bin kahramanla dolu
Bir iftihar ummanıdır.
Kökü varır beş bin yıla
Namı gezer dilden dile
Nice düşman soyu bile
Ordumuzun hayranıdır.
Başlarında çelik tulga…
Çeriler hep yiğit, bilge…
Türk ordusu dalga dalga
Esen bir ün boranıdır.
Harbe girdik defalarca
Baş eğmedik hiçbir güce
Çünkü erlik bize yüce
Tanrı’nın armağanıdır.
Gür sesiyle emredip: “Dur! ”
Ordular durduran batur
Ya bir Kırgız ya bir Hun’dur
Ya da Özbek kağanıdır.
Hanların en hası bizde
Atlar şahlanası bizde
Olmaz can tasası bizde
Ülkü Türk'ün kalkanıdır.
Ant içerek doğan güne
At sürmüşüz tüm acuna…
Yüce Altay, soylu Tuna
Mazimizin nişanıdır.
Tanrıkut'un kavmindeniz.
Kavmimiz bir coşkun deniz.
Özdeş budun, özdeş kanız.
Zaman birlik zamanıdır.
Kırgız, Tatar, Hun, Gagavuz
Uygur, Nogay, Başkurt, Oğuz
Özbek, Kaşkay… Hep bir soyuz.
Kumuk Türk'ün öz kanıdır.
Altay, Yakut, Karakalpak
Birdir Balkar, Tuva, Kazak...
Turan denen ulu toprak
Türk'ün gerçek vatanıdır.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Dün... Bugün... Yarın...

I.

Başlıya baş eğdirip dizliye diz çöktürdük.
Şanlı Türk bayrağını diktik üç kıtaya dün.
Kosova’da Varna’da küfrün belini kırdık
Ki, gömdük nicesini koyup bir potaya dün.
Tanrı’nın izni ile cihanda dimdik durduk.
At sürdük ufuktaki en uzak noktaya dün.
Kasırgalar estirdik, yıldırımlar çaktırdık…
İşledik mührümüzü bütün haritaya dün…
Düşmana son yumruğu Dumlupınar'da vurduk
Ve kanlı dişlerini dağıttık ortaya dün...


II.

Eyvah! Şanlı maziyi yerden yere vurmuşuz.
Hafızalar bulanık, kalpler sislidir bugün…
Türk'ü İslam'ı tutup öteye savurmuşuz...
Gazi Osman'ın soyu kimin neslidir bugün?
Meydanlardan çekilip küfre imkân vermişiz.
Cengâverler uykuda, atlar usludur bugün.
Yüzümüzü Kâbe’den Paris’e çevirmişiz.
Ruh evimiz uğultu ve çan seslidir bugün.
Düşman yıkamamış da bizi biz devirmişiz...
Başına aklar düşmüş dağlar yaslıdır bugün.


III.

Şimdi böyle geçse de günlerimiz yas ile
Elbet şölen ederiz yine Turan’da yarın.
Ne dert kalır ne elem... Biter bütün gaile…
Kaybettiğimiz ruhu yakalayanda yarın…
Gayrı söz silinir de tekbirler düşer dile
Yine zikirle çarpar kalpler vatanda yarın.
Ve cenk borusu çalar, ordu ordu menzile
At koşup meydanları koyarız kanda yarın.
Sen ki, ey Türk düşmanı! Ne yapsan da nafile!
Yaşayacak bir yer yok sana cihanda yarın!
 
Mesut İlkay Yanık



***



Gün Açarken


Birliğe, beraberliğe,
Dirliğe ve şan gününe
Ant olsun, dehrin dileğe
Çatıp kavuşan gününe!
Ufukta gün açmaktadır.
Şahin gözler şafaktadır.
At koşturur han Bayındır
Zaferin nişan gününe…
Naralar acunu sarsın.
Hamlemiz hedefe varsın.
Tanrı bu şanla çıkarsın
Ömrümüzün son gününe…


Dar kapanda ey er Arslan
Maziden bir güç ararsan
Börteçin’i düşün bir an,
Dön, Ergenekon gününe.
O gün demir dağı deldik.
Ateş yakıp açtık gedik.
Dağlar çöktü, biz yükseldik
Mühür vurduk ün gününe.
Üflenince cenk borumuz
Başa geçti Gök Börümüz.
Tuğ kaldırdı Türk ordumuz
Kılıç ve kalkan gününe!


Doludizgin, akın akın…
Uzakları ettik yakın.
Baş dönüp maziye bakın;
Cuşe gelen Hun gününe!
Uçsuz bozkırları aştık.
Asya’nın bağrını deştik.
Gök Tuman'la kağanlıştık.
Erdik, Mete Han gününe!
Öncü tümen, on bin baştık.
Attila'yla kararlaştık.
Keskin dişli dağlar aştık
Çıktık burağan gününe!


Kasırgadan sert bir hızla
At sürdük tüm varımızla
Yıkıcı ılgarımızla
Parçalanan kın gününe…
Ant olsun, il saya saya
Kimi atlı, kimi yaya
Şems açarken Avrupa'ya
Girdiğimiz tan gününe!
Ki, Roma’ya kâbus olduk.
Burçlarına korku saldık.
Ordusunu mağlup kıldık,
Gömdük Katalon gününe.


Vezir Tonyukuk'u anın.
Bilge Han çağına dönün;
Set ardında Çin soyunun
Mahv-ı perişan gününe!
Türk ihtilal tarihinin
Şanlı vakasına inin;
Kırk çeriyle Şu Tigin’in,
Saraylar basan gününe…
İlteriş’le şaha kalkın!
Yükselin hey daha kalkın!
Bir kutlu sabaha kalkın!
Uyanın Turan gününe! …


Tekbir alıp Buğra Han’la
İslâm olduk has imanla...
Girdik coşkun heyecanla
Beş vakit ezan gününe...
Arştan bir ses geldi: “Doğrul!
Bozkurt budun, haydi doğrul!
Vakti tamam gayrı Tuğrul
Seğirtsin akın gününe! ”
Anadolu Çağrı Bey’le
Dalgalandı Türk sesiyle...
Üçler, kırklar nefesiyle…
İn, Dandanakan gününe!


Serdarımız Afşin Bey’dir.
Yârenimiz ok ve yaydır.
Savaş bize gerçek toydur.
Koşarız tuğyan gününe!
Alp Arslan'ın çerileri
Kimi akça, kimi sarı...
Gömdü bütün has küffarı
Malazgirt meydan gününe!
Kılıç Arslan, Tanrı eri…
Erlerin en bahadırı…
Şanla koştu atlıları
Miryokefalon gününe!


Tuğ kaldırdı Gazi Osman
Söğüt’ün berk ovasından…
Yemin etti gaza, iman,
Devlet ve Kur’an gününe.
Yazıldı bir soylu yazı…
Başa geçti Osman Gazi.
Çözdü bütün kör açmazı,
Set çekti taşkın gününe.
Ve bir bayrak yükseldi ki,
Cennet sancağıydı sanki…
Ki, at koştu Oğuz Türk’ü
Onunla destan gününe!


Şaştı cihan Kosova’da
Niğbolu’da, Haçova’da
Eflak, Boğdan ve Varna’da
Türk'ün şahlanan gününe!
Ve işledi yazgı tığı
Taşıdık en kutlu tuğu
Peygamberin methettiği
Sultan Mehmet Han gününe!
Yağının haçını kırdık!
Tahtını tacını kırdık!
Surunu, Beç’ini kırdık!
Çıktık Süleyman gününe.


Çanakkale, Kocatepe
Dumlupınar, Tınaztepe,
Sakarya’da girdik harbe;
Şahlanan vatan gününe!
Zevki bulduk şehadette.
Olmaz tasa, gam şehitte…
Şanla çıkar kıyamette
Kalkılacak din gününe…
Selâm olsun devletimin,
Beş bin yıllık milletimin,
Ve soylu memleketimin
Ayağa kalkan gününe!
 
Mesut İlkay Yanık



***


Er Şiiri

Er odur ki, sevdası da
Örtülüdür hem yası da.
Sır sızdırmaz yüreğinden
Ne namerde, ne çaşıda.

Ki, duyulsa namı erir
Dostlar üzerine yürür
Derler: “Nasıl gönül verir
Er-Oğuz bir Arnavut’a…”

Sevdanın bir gözü olsa…
Kılıç çalsan da körelse…
Hatırından onu silse…
Rüsva oldun yeter dosta!

Bir yosmanın aşkı ile
Nedir şu çekiğin çile…
Meftun olup düşmek dile
Yaraşır mı koç yiğide?

Er odur ki, gönlü dardır.
Onun bir tek aşkı vardır;
Er vatanla bahtiyardır.
Gerisi hep boş rabıta…

Kaynayan kanı delidir.
Elvanı bayrak alıdır.
Ki, akıp can vermelidir
Vatan adlı öz söğüde...

Yâdındaki öcü bilir
Vakti gelir, koymaz alır.
Bir onulmaz korku olur
Devrindeki her yezide…

Ak göğsünü gere gere
Şanla basar yağız yere.
Geçit vermez ne Ruslara
Ne Cermen’e, ne Çıfıt’a…

Bir Allah var bilir, tapar.
İman ona gerçek siper.
Ne iş olsa apar topar
Yakarır o Hakk mabuda.

Er, açmazdan bir kurtulsa
Kurtulup da dirlik bulsa…
Koçaklık bir destan olsa
Sığmaz ne söz ne kâğıda…
 
Mesut İlkay Yanık



***



Gitti Ozan

Şiir yazar, saz çalardı. Söyle niye gitti ozan?
Sözü yürek parçalardı. Deruniye gitti ozan.
“Irkımızı dereceğiz, düsturuna ereceğiz.
Her birimiz Börü Beğ’iz.” diye diye gitti ozan.
Kendi gitti sazı kaldı. Akıllarda sözü kaldı.
Gökte yıldız izi kaldı. Kaya kaya gitti ozan.
Alp Çeri’yle aynı anda… Savaşlarda koştu önde.
Ödül vakti geldiğinde en arkaya gitti ozan.
Üzerine kefen sarmış. Ablukalar, setler yarmış.
Anayurtta savaş varmış… Bindi taya gitti ozan.
Yücelerden kurşun yağa, seni alan ***** çağa.
Yükselerek Tanrı Dağ’a, kurultaya gitti ozan.
Büyük Turan düşü ile hakka bağlı, hakka köle…
Bir dem gibi düşüp göle battı suya gitti ozan.
Bir güz vakti Ötüken’de… Yaylar oku bırakanda…
Giray göğsü kaldı kanda, kör pusuya gitti ozan.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Hasan

Silahını çekmiş nere gidersin?
Daha var kavgaya zaman be Hasan!
Yoksa sen de sürgünlere gidersin.
Bu çağ çetin, bu çağ yaman be Hasan!

Bu çağ ki, Türkkan’ı zindana attı.
Çelikten göğsünü deldi, kanattı.
Devrilince yere öldü zannetti.
Yine de ölmedi, Türkkan be Hasan!

Bu çağ ki, kimlere oyun etmedi.
Kimleri ardında koyun etmedi.
Bir bizi gütmeğe gücü yetmedi.
Esirgeyen Rabbe kurban be Hasan!

Kılıçsız, pusatsız, yalın ve atsız…
Senden evvel kavga verdiydi Atsız.
Ne çileler çekti hiç kabahatsiz…
Eğmedi başını bir an be Hasan!

İşte mazi, işte fikir, işte iz…
İlteriş Han, sana direnişte iz.
Bir gün birleşince hep o izde biz
Kopacaktır yine Tufan be Hasan!

Kılıçlar kınlardan çıkacak yine
Şimşekler misali çakacak yine
Saplanınca düşman gövdelerine
Kana doyacaktır meydan be Hasan!

Bilirim senin de kanın delidir.
Benzeşin Bayezid, namın velidir.
Al kanın yurt için dökülmelidir
Ne var ki az daha dayan be Hasan!

Ordumuz hücuma kalktığı anda
Şahlanıp bozkurtlar, zincir kıranda
Hep birleşeceğiz elbet Turan’da.
Turandır bize öz vatan be Hasan!
 
Mesut İlkay Yanık



***



Saygı Olsun

Kaç pusat vurdular kim bilir bize.
Kaç bin kez ecelle geldik göz göze.
Her geçen bahardan yaralar aldık.
Akan kanlarımız döndü denize.

Başlının başını ezdi gürzümüz
Getirdi nice sert dizliyi dize.
Hanlarımız dehri ettiler tamu
Acem’e, Cermen'e ve İngiliz’e…

Bir meç ucu gibi parlama yıldız.
Biz güneşi gömdük yüreğimize.
Mahmuzlayıp tavlı atlarımızı
Doludizgin koştuk izbe bir gize.

Bir sonsuzluk ki biz, orda yaşarız.
Tüm yokuşlarımız çıkar o düze.
Yarıp karanlığı vasat yerinden
Uçar ruhlarımız bengi gündüze.

Ki, tüm teşne tinler kanar orada
Burcu burcu utku kokan kımıza.
Ve biz baktıkça hep gururlanırız
Yıldızlardan aydın, öz ırkımıza…

Saygı olsun Çağrı’ya, Kül Tegin’e
Saygı olsun maruf atam Oğuz’a.
Saygı olsun Tanrı Dağ’ın erleri
Saygı olsun kutlu ruhlarınıza.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Sayha


Bugün bozkurt sesimiz dünkü kadar gür değil!
Altay’dan duyulduğu anki kadar gür değil!
Ve bir gece yarısı kasırgalar kopartan
Kırk yiğit erle Kür Şad’ınki kadar gür değil!

Kararmış ışığımız, aysızız, güneşsiziz.
Katı bir sis çağında rehbersiziz, başsızız.
Coğrafyamız kan içre, gene de uğraşsızız.
Ondandır ki, nice öz yurtlarımız hür değil!

Türkistan’da, Kerkük’te, Karabağ’da, Kırım’da,
Öz meskenim bildiğim kadim topraklarımda,
Can veren baturlarım canlanır hatırımda…
Ki, akan al kanları, göl değil, nehir değil!

Hani nerde kubbeler diktiğimiz topraklar?
Manastır'lar, Mora'lar, Belgrad'lar, Eflak’lar?
Kuşlar ne dem Turan'da kanat oynatacaklar?
Göğümüz niçin aydın ve gümbür gümbür değil?

Hayli oldu kopuzlar bu gamla figan eder.
Ağlar, Turan’a ağlar ve çaldıkça şöyle der:
“Zannetmeyin bu devran daim böylece gider,
Bir kahraman çıkar ve çarkı bozar, zor değil! ”
 
Mesut İlkay Yanık




***



Uygur Türkü'nün Dramı


Çin burcunda kurt başlı sancak sallanmadıkça
Tutsak Türk’ün öz kanı damlar toprağa sıkça.
Gök girsin! Kızıl çıksın! Kurtulamaz Türk ırkı;
Ötüken’de birleşip Gök Türk’ü anmadıkça…

Uygur Türkü’nün yurdu daraldıkça daralır
Özgürlük dudaklarda bir marş olarak kalır
Gök bayrağın yerini kızıldan bir bez alır
Şu kurgan uykusundan kalkıp uyanmadıkça…

Türkistan’dan yükselen çığlığı duya duya
Nasıl yatarsın ey Türk, yün yatakta uykuya?
Sana uyku ne gerek! Yağı kesmiş her kaya
Turan ateşi ile tutuşup yanmadıkça…

Düşman işgalindeyken Urumçi’nin her yeri
Durulur mu sandınız Türkistan’ın dertleri?
Tan atarken bir gece parçalayıp setleri
Yüz bin mızrağımızla Çin’e dayanmadıkça…

Doğunca Türk güneşi yine tan atacaktır
Kuşlar Turan ilinde kanat oynatacaktır.
Davran behey gökyüzü şimşeklerini çaktır.
Senin kubben durdukça ırkım yaşayacaktır.
 
Mesut İlkay Yanık
Kayıtlı

4_hilal

  • Otağ Sorumlusu
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 400
Ynt: Mesut İlkay Yanık Şiirleri
« Yanıtla #5 : 22 Ekim 2015, 02:00:27 »

Çok genç olduğunu duyduğum Mesut İlkay Yanık kandaşımı yürekten kutluyorum.
Gelecekte çok büyük eserlere imza atacak ve tüm Türk Dünyasında sevilecek ve tanınacaktır diye umut ediyorum.
Umarım Türkçülerin marjinal bir topluluk olduğu ve küçük bir kitleye hitap ediyorum gibi korkular onun yüreğinde asla belirmez.

TTK,
Kayıtlı
TTK
 

Önemli!, Otağımız arşiv olarak yayındadır. Aktif olarak hizmet vermemektedir. Yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.051 saniyede 26 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 160117, GökAlp