Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
 11 
 : 28 Haziran 2017, 09:55:59 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: Çağrıbey
Türkçülük Ülküsü uğrunda bir ömür kalem oynatıp, bu uğurda sayısız eserler veren şair, yazar ve dava adamı Osman ÖCAL'ın zamansız ölümü içimiz yakmıştır.
Bayramın 1. günü kemoterapi için gittiği hastahaneden bir daha dönmedi. Bu kahrolası kanser kendisini yemiş, bitirmişti zaten. Onca ıstırap çekmesine rağmen kendisini ziyarete gittiğimizde sürekli derneği, dernek çalışmalarını ve dernekteki arkadaşları sorar, hasta halinde derneğin çıkarttığı dergiye yazılarıyla katkı sağlamaya çalışırdı.
İyi adamlar yaptıkları iyi ve güzel işler ve de verdikleri eserlerle daima yaşarlar. Osman Hocamız da yaptıklarıyla ölümsüzlüğü hak etmiştir.
Şimdi sonsuzluklar diyarında, ulu atalar dergahında çok sevdiği ve hayranı olduğu Atsız Atayla mısraların büyülü diliyle karşılıklı söz etmektedir.
Ruhu şad olsun!
Başımız sağolsun!

Kendisinin Otağımızda paylaştığı şiirleri aşağıdaki ilişimde yer almaktadır.

TÜRKÇÜ ŞAİR-YAZAR OSMAN ÖCAL ŞİİRLERİ-VUSLATİCE

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla..
Çağrıbey

 12 
 : 28 Haziran 2017, 02:33:47 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: 4_hilal
Bana şiir konusunda ders veren, bana heceyi öğreten, sevdiren ve herşeyden önce Türk Milliyetçiliği'nin kayıtsız şartsız tavizsiz savunucusu olan, diğer yandan kendisi de muhteşem bir şair olan, Türk Edebiyatında varolan birçok stile müthiş katkıları olan, harika bir insanı kaybetmişiz.
Benim Türkçü Osman ağabeyim, Osman Öcal beği eserleriyle, Türk ışığıyla ilelebet yaşatacağız.
Ruhu şad, mekanı kutlu Türk Atalar dergahı, Türk Uçmağı olsun.

 13 
 : 27 Haziran 2017, 21:33:58 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: Kurtkaya
Alıntı
Osman Öcal
17 Ocak 1959’da Kırıkkale ili Sulakyurt ilçesi Koru köyünde doğdu. İlkokulu doğduğu köyünde ortaokul ve liseyi Hasanoğlan Öğretmen lisesinde, yüksek okulu Ankara Eğitim Enstitüsünde tamamlayarak öğretmenlik görevine başladı. Diyarbakır, Çankırı, Elazığ, Kayseri ve Kırıkkale’de görev yaptı. Vuslatî mahlasını kullandı. Şiirlerinde genelde hece ve aruz ölçüsünü benimsedi. Gülce Yeni Edebi Akımı’nın öncülerinden olup, akımın nazım türleri ile ilgili çok sayıda çalışması mevcuttur. Değişik türde edebi sanatlar ve edebi terimlerle ilgili çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca dünya edebiyatı nazım türü örneklerinden Türk şiirine uyarlanmış çalışmaları vardır. Dede Korkut hikâyelerinin tamamını Gülce nazım türleri ile şiirleştirmiştir. Kırıkkale Yeni Pusula gazetesinde ve bazı internet sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Değişik antolojilerde, dergilerde ve yerel gazetelerde şiirleri yayınlanan şairin yayınlanmış eserleri şunlardır. 1-Tuğra / 2009 2- Hicran Düştü Sevdama / 2009 3- Gülce Edebiyat Akımı - Güldeste / 2011 (Osman Öcal-Refika Doğan) 4- Tuğra II / 2011

Değerli Hocamız Osman Beye Yüce Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabırlar dilerim.
Kendisi uzun zamanadır kanser tedavisi görmekteydi. Maalesef bu kahrolası illete yenik düştü. Üzüntümüz çok derindir.
Ruhun şad olsun Türkçü ozan!

Tanrı Yüce Türk'ünü Korusun!

 14 
 : 27 Haziran 2017, 20:35:36 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Osman Hocamızın Uçmağa vardığı haberi bizleri derinden üzmüş ve tarifsiz bir yasa boğmuştur.
Türkçülük kalesinin en yüksek burçlarından birisi yıkılmış, Türkçülük ordusunun en önemli tümenlerinden birisi yok olmuştur.
Kederimi anlatmakta kelimeler yetersiz kalmaktadır.
Aziz dava arkadaşımız ve can yoldaşımızın kutlu ruhu şad; durağı Tanrı Dağları ve Türk Uçmağı olsun!
Ailesine, sevenlerine, Gökbörü Türkçüler Derneği mensuplarına, bütün Türkçü camiaya ve büyük Türk Milletine başsağlığı dilerim.

TÜRK IRKI SAĞOLSUN!

Kök Teñğri Türk'ü Korusun!

TTK.

 15 
 : 27 Haziran 2017, 10:33:18 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: [Hun Türk]
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

 16 
 : 27 Haziran 2017, 10:32:56 
Başlatan [Hun Türk] - Son İleti Gönderen: [Hun Türk]


Alıntı
Şair ve Gülce Edebiyat Akımının kurucularından olan Osman Öcal ağabeyimizi kaybettik.
Türk Halk Dilinin en güzel örneklerini şiirlerinde rahatlıkla bulabileceğimiz Türk Dünyasından pek çok şairi ve edebiyat insanını bir araya getiren çok kıymetli bir insanımız artık aramızda değil.
Üzüntümüz ve kederimiz sonsuz, kaybımızın telafisi yoktur.
Merhum Osman Öcal ağabeyimize Yüce Allah'tan rahmet, kederli ailesine de sonsuz sabırlar dilerim.
Allah rahmet eylesin. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

 17 
 : 26 Haziran 2017, 10:58:00 
Başlatan TÜRK-KAN - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
Büyük Türk Milletinin Ramazan Bayramını kutlar; bu bayramların milli birlik ve  beraberliğimize vesile olmasını dilerim.

TTK.

 18 
 : 25 Haziran 2017, 23:48:31 
Başlatan - Son İleti Gönderen: Çağrıbey
Merhaba kandaşlarım.Uzun zamandır hangi boydan geldiğimi öğrenmek için uğraş veriyorum.Dedem babaannem sizlere ömür.Öğrenemiyorum.Dedemler Konya'nın Seydişehir ilçesinin Muradiye köyünde doğmuş burada büyümüşler.Yardımcı olabilecek bir kandaşım var mı?

Sayın Soydaşım;
Köyünüzün adından hangi boya mensup olduğunuza ulaşamadık. Köyünüz adı bir kaç defa değişmiş. En son Manastır iken Muradiye olmuş.
Ancak aşağıya eklediğim bilgiler köyünüzün de içerisinde bulunduğu o bölgenin hangi boylara mensup olduklarını göstermektedir.
Şayet elinizde başkaca bilgiler varsa- sülale adı, lakabı, köyde eski yer adı (dağ, bölge vs.), hayvanların kulaklarına vurulan tamganın şekli, kap-kacak, kilim gibi eşyaların üzerinde yer alan özel işaretler vb.- belki oradan hareketle kesin sonuçlara ulaşabiliriz. Avşar boyunun Varsak veya Atçeken (Tanrıdağı) Türkmenlerinden olma olasılığınız çok yüksek.

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla..
Çağrıbey.


Alıntı
Selçuklular Devrinde Seydişehir Yöresi Seydişehir yöresindeki Türkmenlerin bölgeye ne zaman gelerek yerleştiklerine dair elimizde fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak ünlü devlet adamı ve yazar Reşididdün Tarih-i Oğuz ve Türkmen isimli eserinde Karaman ve Eşrefoğullarının 20.000 çadır halinde Tuğrul Bey zamanında Anadolu’ya geldikleri, Tuğrul Beyin geri dönmesi üzerine burada kaldıklarını söylemektedir. Bu bilgiler aynı zamanda Kalkasandi’nin Subh al-a’sa isimli kitabında da doğrulanmaktadır. Eğer bu bilgi doğruysa Karamanlıların ve Eşrefoğulları’nın bölgeye 1071’den daha önce geldikleri ortaya çıkmaktadır. Çünkü Tuğrul Bey’in büyük Selçuklu Devletini kurduktan sonra 1063 yılında vefat ettiğini biliyoruz. Prof. Dr. Şehabettin Tekindağ’ın ifadesine göre Karamanlılar ve Eşrefoğulları Ceyhun Nehri yakınlarındaki İlyalık bölgesinden çıkarak Anadolu’ya gelmişlerdir. Burası büyük tarihi Horasan’ın tam merkezi olmaktadır. Seydişehir’in Eşrefoğullarının kontrolünde olması ve daha sonra Turgutlu beylerinin bu bölge ile yakın ilişkileri Seydişehir yöresine yerleşimin 1071’den önce başladığı ve daha sonra ortaya çıkan göç dalgalarıyla yerleşimin arttığı yolundadır. Karamanlıların Ahmet Yesevi’nin oğlunun öldürdükleri için bir şeyhin bedduasını aldıkları yolunda bilgiler Zeki Velidi Togan tarafından Umumi Türk Tarihine Giriş, isimli eserinde zikredilmektedir. Ancak yöreye gelerek yerleşen Turgutlu ve Bayburtlu Türkmen aşiretlerinin kendilerini Ahmet Yesevi’ye bağlamaları, çoğunlukla Beyşehir, Karaman bölgesinde yaşamaları ve Karamanlılarla bir düşmanlık içinde bulunduklarına dair bir belgenin olmaması, bu iddianın doğruluğu konusunda kuşku uyandırmaktadır. Makalat-ı Seyyid Harun Veli’de de görüleceği gibi inanç ve öğretinin tamamen Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’inde yer alan görüşlerle örtüşmektedir. Didiği Sultan Menakıbının verdiği bilgilerle bu bilgiler birleşince Ahmet Yesevi düşüncesinin bölgede uzun yıllar etkisini sürdürdüğünü göstermektedir. Selçuklular devrinde Seydişehir- Beyşehir-Akşehir yörelerine yerleştirilen Türkmen, oymaklarının çoğu Atçekenler (Esbkeşan) Türkmen oymağı olduğu gibi Oğuzların Afşar, Salur, Turgutlu ve başka Türk oymaklarından bazı bölüklerin de yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca bölgeye yerleşen Türkmen aşiretlerinin adlarını, hatta sayılarını Osmanlı Arşiv belgelerinden belirlemek mümkün görünmektedir. Beyşehir ve Seydişehir’e yerleşen Türkmen oymaklarının durumunu yörenin 16. Yüzyıldaki yer adlarından rahatlıkla bulabiliriz. Bu yer adlarına göz atalım: Karaca Bayat, Yağlı Bayat, Kayı, Kayılu, Afşar, Bay Afşar, Afşar Viranı, Karkın, Bayındırlu, Güllü Bayındır, Çepni, İğdir, Kınık, Eymir Çelebi Seydişehir ve Beyşehir yöresinde verilen yer adlarının tamamı Oğuz’un 24 boyunun isimleridir. Ayrıca 387 Numaralı Muhasebe-yi Vilayet-i Karaman ve Rum Defteri’nin Beyşehir livası bölümünde aynı bilgileri teyit eden hem yer adlarına hem de kişi adlarına rastlıyoruz. Burada da 24 büyük Oğuz boyunun isimleri yer almaktadır. Bunun yanında yukarda sözü edilen Turgutlu, Bayburtlu, Karamanlu, Koreşanlu isimli topluluklara da rastlanmaktadır. Bunlardan Turgutlu topluluğunun Anadolu’daki diğer yerlere dağılımlarına baktığımız zaman Osmanlı Arşiv belgelerinde şu bilgilere rastlıyoruz: “Adana, Bozok, Akşehir, Saruhan, İçel, Konya ve Sivas Sancakları, Budaközü Kazası (Bozok Sancağı), Toyran Kazası (Köstendil Sancağı), Gümülcine Kazası (Paşa Sancağı) Kocaili Kazası Bozok Sancağı Bayburtlu Topluluğuna ise yine Osmanlı Arşiv Belgelerinde: Konya Sancağı Mahmudlar Kazası, İnsuyu Kazası, Ankara Sancağında Ankara Kazası, Ankara Sancağı Yakasakdan Mezrasıyla Bayburt ilimizde rastlıyoruz. Koreşan (kureyş) Cematine ise: “Akşehir İshaklu Nahiyesi, Karaman ili eski il kazası, Konya sancağı Koreşözü kazası” köy ve mezralarında rastlanmaktadır. Karamanluların Avşarların alt kolu olduğu yolunda elimizde yeterince bilgi bulunmaktadır. Yöredeki yer ve kişi adlarında 16. yüzyılda halen Avşar beylerinin bulunması da bu bilgiyi kesinleştirmektedir. Seydişehir için önemli olan üç oymak ise Turgutlu, Bayburtlu ve Koreşanluların Osmanlı Arşiv belgelerine göre Esb-i Keşan yani at yetiştiricisi olduklarına dair bilgiler bulunmaktadır. Bu özelliklerinin Alaaddin Keykubat dönemine kadar indiğini belirtmek mümkündür. Turgutlu için önceleri Oğuz boylarının alt kollarından birisi denilmesine rağmen, daha sonra Turgutluların Çin sınırında bir devlet kurmuş olan ayrı bir Türk topluluğu oldukları, Çinlilerle aralarında siyasi anlaşmazlık ve savaşlar sebebiyle yurtlarını terk ederek bir kollarının Volga Irmağı boylarına, bir kısmının da Şirvan üzerinden Anadolu’ya geldiklerine dair bazı yeni bilgiler bulunmuştur. Turgutluların Seyit Harun Veliye duydukları derin saygının bir işareti olarak Rüstem Bey ve çocukları kendilerinin Seyit Harun Camii Haziresine gömülmelerini istemişlerdir. Sandukaları mermer işçiliğinin sanat harikasıdır. Bayburtlu Oymağı ise bir yandan at yetiştiren, öte yandan da Anadolu’da deve kervanlarının ve yük taşımacılığının yapılmasında çok önemli katkıları olan bir oymaktır. Özellikle Alaadin Keykubat döneminde kendilerine büyük önem verilmiş ve kervancılığın ve ticaretin gelişmesine önemli katkıları olmuştur. Ne var ki daha sonra bu toplulukların kültürel kimliklerini kaybettikleri ve haklarında çok az bilginin aldığını görüyoruz. Bayburtlu, Turgutlu ve Koreşanlı aşiretleri ile ilgili olarak elimizde 1500 tarihli Osmanlı Tahrir defterlerinden önemli kayıtlar bulunmaktadır. 2. Eşrefoğulları Devri Selçuklu Devletinin son döneminde, 13. Yüzyılın ikinci yarısında,Seydişehir tarih sahnesinde yer almıştır. Bu evre, Eşrefoğulları dönemine rastlar. Eşrefoğlu Beyliği’nin kurucusu Eşrefoğlu Seyfüddin Süleyman Bey’dir. Beyliği, Beyşehir, Seydişehir, Ilgın, Akşehir ve Bolvadin bölgelerini içine almaktadır. Seyfuddin Süleyman Bey, Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyasseddin Keyhusrev zamanında (1264-1283), devletin sınırlarını korumakla görevli Uç Beylerinden biriydi. III. Gıyaseddin Keyhusrev, 1283’de Moğollar tarafından öldürüldü. Yerine Amcazadesi II. Gıyaseddin Mes’ud geçti. II. Gıyaseddin Mes’ud, Eşrefoğlu ve Karamanoğullarının III. Gıyaseddin Keyhusrev taraftarı olduğu için hayatından korkarak Başkent Konya’yı terk etmiş, Kayseri’de oturmaya başlamıştır. Konya tahtının boşalması üzerine III. Gıyaseddin Keyhusrev ’ün annesi Moğolların da izniyle küçük yaştaki torununu tahta oturtmuş saltanat naipliğine Eşrefoğlu Seyfüddin Süleyman getirilmiştir (1284). Ne var ki baş vezir Sahip-ata Fahreddin Ali buna karşı çıkarak II. Gıyaseddin Mes’ud ile birleşmiş Konya üzerine yürümüş, iki çocuğu öldürtmüştü. Bu olay üzerine Eşrefoğlu Süleyman, Beyşehir yakınlarında merkez olarak kullandığı Gurgurum şehrine çekilmiş, bir süre sonrada bugünkü Beyşehir’in bulunduğu yerde bir Kal’a yaptırarak burayı beyliğinin merkezi yapmıştır. Şehir önce Süleyman şehir olarak tanınmış Süleyman Bey’în 1302 yılında ölümünden sonra da Beyşehir olarak tanınmıştır. Seyfüddin Süleyman’ın adını tarihe yazan en büyük eseri Beyşehir’deki Eşrefoğlu Camii ‘ dir. İnşaatına 1297’de başlanmış, 1301’de kendisine ait bir türbe yaptırılmış ve ölümünden sonra buraya gömülmüştür. Ölümünden sonra büyük oğlu Mübarüziddin Mehmet Bey Eşrefoğlu Beyliğinin başına geçmiş Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1308’de ortadan kalkması ile Eşrefoğlu Beyliği bağımsız bir devlet olarak Anadolu Beylikleri arasında yer almıştır. Eşrefoğlu Mübarüziddin Mehmet Bey Beyliğin sınırlarını büyütmüş bugünkü Beyşehir, Seydişehir, Akşehir ilçeleri ile Bolvadin ve bölgesini de içine almıştır. Seydişehir’in kuruluşu ile ilgili olarak Seyyid Harun Veli Makalatında ifade edildiğine göre o yıllarda ailesi ve beraberindeki kırk adamı ile birlikte bugünkü Seydişehir’in bulunduğu yere gelmiş, burada konaklamış ve bir şehir kurmaya başlamıştır. Kendi topraklarına Seyyid Harun Veli adında bir derviş girdiğini ve Küpe dağının doğusundaki Vervelid şehri harabelerine yakın bir yere yerleştiğini Kal’a, Cami ve Zaviye gibi binalar yaptırmakta olduğunu, çevre halkı ve göçebe Türkmenlerin bu faaliyete yardımcı olduklarını öğrenen Mübarüziddin Mehmet Bey, önce bu işe bir anlam verememiş daha sonra Seyyid Harun’un Horasan’dan göçen bir gönül adamı, olgun bir derviş, bir insan-ı kâmil olduğunu ilahi bir ilhamla buraya yerleştiğini bizzat Seyyid Harun’u ziyaret ederek anlamış kendisine yardımcı olmuş yapılan cami, medrese, zaviye, hamam gibi binalara vakıflar bağlamıştır. Kurulmakta olan şehrin adını da bizzat kendi vermiş “Bundan böyle bu şehre Seyyid Şehri – Seydişehir deyiniz! ” demiştir. Makalatta verilen bu bilgiler zaman zaman tartışılmaktadır. Mehmet Önder’e göre gerçek olan bir husus Eşrefoğulları’ndan önce bugünkü Seydişehir’in yerinde adı bilinen hiçbir iskânın bulunmayışıdır. Şehrin 1-2 kilometre çevresinde antik yerleşim yerleri olmasına rağmen bu şehirler Anadolu Selçukluları döneminde tarihe gömülmüş kentlerdir. Seydişehir’in kuruluşu ile ilgili bilgilerin hemen tamamına yakın kısmı Makalat-ı Seyyid Harun Veli’den alınmaktadır. 13-16 yüzyıllar arasında yazılan, velayetname, menakıpname, makalat ve benzeri eserler dikkatle okunarak metin yapıları anlatım biçimleri bakımından titiz bir değerlendirmeye tabi tutulduğu zaman çok önemli tarihi bilgilere ulaşılabilmektedir. Bu bakımdan Makalat-ı Seyyid Harun Veli bizim için önemli bir kaynak özelliği taşımaktadır.


 19 
 : 25 Haziran 2017, 18:30:57 
Başlatan EFE - Son İleti Gönderen: Çağrıbey
Hocam merhaba

"Dik Dur" kelimesini çevirmeye çalışıyorum ama işin içinden çıkamadım. "Dur" kelimesi Göktürk'çe de "Tur" olarak geçiyor. "Dik" de aynı Dik olarak geçiyor. Ama yine de size sormak istedim. Nasıl yazılır Hocam "Dik Dur"


Sayın alpkoray;
İstediğiniz Göktürkçe tamgalar aşağıya resim olarak eklenmiştir.





Açıklamalar:
-Türk yazısı sağdan sola yazılır.
-Türk yazısında büyük harf - küçük harf ayırımı yoktur.
-Kelimeleri birbirinden ayırmak için ( : ) işareti kullanılır. Bu işaret satırların ilk kelimelerinin önünde kullanılmazken, satırların son kelimelerinin sonunda kullanılır.
-Türk yazısında bugün kullandığımız C, F, H, J ve V harfleri yoktur.
-Bilgisayarınıza Orhun Yazı Fontu yüklenmişse isteğinizi Orhun tamgalarıyla elde edebilmek için Q klavyede RuD kid harflerine basarak elde edebilirsiniz.


Konuyu daha iyi kavrayabilmeniz için Otağımızda yer alan; ORHUN - GÖKTÜRK TÜRK YAZISI ÖĞRENME KILAVUZU ilişimini inceleyiniz.

Ayrıca GÖKTÜRK - LATİN KLAVYE ÖRNEĞİ ilişiminden de Orhun abaçasındaki harflerin/seslerin/hecelerin Latin klavyesindeki (Q klavye) hangi harflerden elde edildiğini görebilirsiniz.


Göktürk Yazı fontunu bilgisayarınıza indirmek için ORKUN ABACASI İÇİN FONT DOSYASI ilşimine gidiniz.

Göktürk abaçasını öğrenmek için iletinin altında ekli olan TÜRK YAZISI word dosyasını bilgisayarınıza indirerek çalışabilirsiniz.
Bu dosyada Göktürk-Orhun abaçasına dair temel kurallar ve bilgiler yer almaktadır.

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla..
Çağrıbey.

 20 
 : 25 Haziran 2017, 18:06:01 
Başlatan TÜRK-KAN - Son İleti Gönderen: Çağrıbey
Bayram af günüdür, barış günüdür;
Bayramlar rahmete giriş günüdür.
Bayram hak menzile varış günüdür!
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?


Büyük Türk Milletinin bayramını en içten dileklerimle kutlar; bu günlerin cümle mümin, mazlum ve masumlara huzur, mutluluk ve uğurlar getirmesini dilerim.

Yüce Yaradan; evlatsız kalmış şehit anne ve babalarına sabırlar versin!

Hayatlarının baharında hain ellerin kıydığı al yazmalı, ay yüzlü Aybüke öğretmenlere, masum Anadolu'nun muzdarip Mehmetçiklerine ve bütün vatan şehitlerine sonsuz rahmetler olsun!

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla..
Çağrıbey.


Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
Önemli!, Otağımız arşiv olarak yayındadır. Aktif olarak hizmet vermemektedir. Yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.035 saniyede 19 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 160117, GökAlp