Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 13 Kasım 2018, 17:26:05 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRKÜMSÜLER, AVRUPA VE ATATÜRK
İngiltere’nin başını çektiği emperyalist batılı ülkeler, Yeni Osmanlıcılık adı altında Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak istiyor. Yeni bir durum değil aslında Abdülhamit Han'ın cilalanmasının altında da bu var. Garibim Türk insanı da bunu bilmiyor Vah Osmanlı, tu kaka dış güçler diyor.
Oysa, Abdülaziz'in Bileklerinin kesilmesinde İngiltere’nin parmağı vardı. Son dönem Osmanlı Padişahları iktidarda kalabilmek için Danışmanlarını İngiliz ve Almanlardan oluşturmuştu.
Abdülhamit, Akdeniz’de İngiltere’yi engelleyen donanmayı, İngiliz danışmanlarının iknası ile lağvetmişti. Osmanlı Devleti askeri olarak tamamen İngiltere ve Almanya’nın kontrolüne girmişti.
Ordu Komutanı: Liman von Sanders Paşa,
İstihkam Komutanı: Erich Paul Weber Paşa,
İstihbarat Komutanı: Perrinetvon Thauvenay Paşa,
Donanma Komutanı: WilhelmAnton Souchon Paşa,
Genelkurmay 2.Başkanı: Bronsart von Schellendorf Paşa,
Boğazlar Komutanı: Guido von Usedom Paşa,
Tahkimat Komutanı: Johannes Merten Paşa,
Ordu Müfettişi: Bischof,
Lojistik Komutanı: Schlee,
Tümen Komutanları: Heuck, Nikolai, Sodenstern, Kannengiesser.
Bundan dolayı Çanakkale’de 254 bin şehit verdik. Osmanlı- Rus Savaşını İngiltere kurguladı, Sonucunda Kıbrıs’ı 98.000 altına ilhak eyledi. 1911 yılında İtalyanlar Trablusgarb'a saldırmış Rodos ve 12 Ada'yı işgal etmiştir. 12 ada cilalanıp önümüze sürülen Osmanlılar döneminde Avrupa’nın işgalinde idi, Lozan’dan çok önce işgal edilmişti.
İngiltere şimdi de, finansörlüğünü yaptığı düzmece dini cemaatlerin de desteği ile Atatürk Düşmanlığı yaptırmaktadır. 100 sene önce milletin kaderini, namusunu, bağımsızlığını bekleyen Ordu İdaresini Almanya ve İngiltere’ye teslim eden şimdilerde cilalanarak piyasaya sürülen Osmanlı Padişahları idi, Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları değildi. Almanları ve İngilizleri Osmanlı Ordusunun başına getirenler, sorgulanması gerekenler bu gün cilalanıp mazlum ve kahraman diye piyasaya sürülen son dönem Osmanlı Padişahlarıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşları Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı Padişahlarının acziyetinden doğan yanlışlara ‘’Hayır’’ diyen vatansever insanlardır.
Yüzyıllardır Asya içleri olan ve Türkistan olarak bilinen zengin topraklara sahip olmak isteyen Avrupalı ve Arap yayılmacılar bu emperyalist emellerinin en büyük engeli olan Türk Milletini önce parçalayıp sonra asimile yoluyla yok etmek istemektedirler. Arapların din maskeli tarikat tuzakları, Avrupalıların sonu gelmez dalavereleri dün Osmanlı devletinde oynanmıştı bu günde Türkiye Cumhuriyeti devletinde oynanmaya çalışılmaktadır.
Avrupalılar emperyalist emelleri için Türk Milletine ve ATATÜRK’ e saldırıyorlar, Araplar bedevi kabile kültüründen kurtulup Arap Milleti olmak için din dahil her yolu deneyerek Türklere ve ATATÜRK’e saldırıyor. İçimizdeki yerli Türkümsü devşirmeler de kuyruk acılarından ve ilim adına, teknoloji adına, insanlık adına hiçbir şey ortaya koyamamanın ezikliği ile acizliklerini, cahilliklerini ört-bas edebilmek için ‘’En güzel savunma saldırıdır’’ taktiği ile bilhassa Milli Gurur günlerimizde ve 10 Kasım’da Türk Milletine ve ATATÜRK’e saldırarak rahatlamaya çalışmaktadırlar. Türk gibi olsalar da Türk olmadıkları için, Türk olmadıkları için bilemedikleri ve asla bilemeyecekleri, hissedemedikleri bir gerçek var o da; Türk Milletinin asil kanı damarlarında dolaştığı sürece Türkiye Cumhuriyetinin sahibi Türk Milletidir, kendisini Türk hissetmeyen gayritürk unsurlarda Türk Milletine tabi olmuş tebadır.
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’
Adil ÖZTÜRK

 2 
 : 09 Kasım 2018, 13:51:38 
Başlatan TÜRK-KAN - Son İleti Gönderen: [Hun Türk]
Başbuğ'un ruhu şad olsun. Mekanı uçmağ olsun..

 3 
 : 08 Kasım 2018, 17:16:56 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
ATATÜRK’ÜN KIYMETİNİ BİLİN

Aksaray (68) da ilk defa Kitap fuarı açılmıştı ve benim sevinçten içim içime sığmıyordu. Aksaray Üniversitesine dış ülkelerden okumaya gelen öğrenciler de fuar sonunda güzel bir şölen düzenlemişlerdi. Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Azerbaycan'dan okumaya gelen Türk kardeşlerimle düzenlenen şenliğin tadını çıkartırken Arap milli giysileri içinde bir genç bize doğru geldi ve daha ne oluyor demeye kalmadan benim ceket yakamdaki ay yıldız içinde ATATÜRK bulunan rozetimi iki-üç kez öptü, sonra bozuk bir Türkçe ile; "ATATÜRK'ünüz olduğu için çok şanslısınız. Bizim ATATÜRK'ümüz olmadığı için ülkemiz işgalde, insanlarımız cahil. ATATÜRK'ün kıymetini bilin" dedi. Aksaray Üniversitesine okumak için gelen Arap genç bunları söylerken sesi titriyordu, gözü dolmuştu. İlk defa bir elli yıllık yaşamımda hep kızdığım Araplara karşı ilk kez içimde acıma hissi oluşmuştu. Aynı anda Allah'a şükrediyordum ATATÜRK gibi bir lideri biz Türk Milletine armağan ettiği için. Öyle ya, ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bize bıraktıkları laik, özgür bir ülkem vardı. Ülkemizi işgal eden emperyalistlere karşı canları pahasına savaşmışlar o barbar işgal güçlerinin en sonuncusunu da denize dökene kadar savaşmışlardı. Ya Araplar, her biri bir diktatörün zulmü altında hala ortaçağ karanlığının zulmünü yaşamaktaydılar. Onların hayatlarına, huraflerin gerçek gibi anlatıldığı yalanlar hakimdi. Onların duaları efendilerinin sağlığı ve mutluluğu üzerineydi. Kendileri, aileleri, çocukları özgürlüğü değil yaşamak, düşünmeleri bile imkansız. Araplar, bu ezik ruh hallerinde iken bile  ATATÜRK’e içten içe hayranlık duyarken biz Türk Milletinin ATATÜRK’ü unutması mümkün değil.
‘’Herkes ölür kimi toprağa gömülür, kimi yüreklere.’’ ATATÜRK’te, Türk Milletinin yüreğinde artık. Türk Milleti yaşadıkça ATATÜRK’te Türk Milletinin yüreklerinde yaşayacak, Türk Milletine ışık olacak.
(10 Kasım 1938) Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öldüğü, toprak olduğu gün değildir, sonsuzluğa geçerek Türk Milletinin kalbinde yaşamaya devam ettiği gündür. 10 Kasım 1938’den bu güne kadar her an onu daha çok anlıyoruz ve özlüyoruz.
Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK, her zaman yüreğimizde yaşayacaktır
Ruhu Şad Olsun!...
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK

 4 
 : 07 Kasım 2018, 11:55:12 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
GÜNÜMÜZ TÜRKLÜĞÜ
18. Yüzyıla kadar Orta Asya dediğimiz bölgenin adı ‘’Türkiye’’, ‘’Türkistan’’ idi. İngilizler; İskoçların, İrlandalıların arasına çiftçileri, san’atkarları casus olarak sokarak önce fitne çıkarıp milli direnişlerini kırdıktan sonrada onları işgal ettikleri gibi 18. Yüzyılda İngiliz tarihçiler kasıtlı olarak ‘’Türkiye’’, ‘’Türkistan’’ denen bu bölgeye Orta Asya demeye başlamışlardır. Yetişmiş tarihçi kadrolarımız olmadığı için zamanla bizlerde bu tuzağa düşerek bu gün (5) Türk devletinin (5) Türk topluluğunun olduğu Türk coğrafyasına Orta Asya diyoruz.
Günümüzde Türk Dünyası, ekonomik mücadele yanında gerek siyasi gerekse kültürel olarak bağımsızlık mücadelesi vermektedir. Öyle ki, emperyalist güçler tüm kozlarını oynarken biz Türk milleti mevcudiyetimizi devam ettirmek için ciddi hiçbir çaba sarf etmemekteyiz. Biz Türk Dünyasını önce dini inanışlarımızdan ötürü birbirimize düşman etmek istediler sonra da bölgesel etnik kimlik ayrımını denediler. Biz Türk insanlarının okuyup Bilim İnsanı, Tarihçi, Türkolog, Felsefeci, Sosyolog, Astronot olmasını engellemeye çalıştılar ve hala da engellemeye çalışıyorlar. Birkaç Bilim İnsanı, Türkolog ve Tarihçi, Sosyolog dışında hala yetersiziz. Hala son dönemde ciddi anlamda Türk Sosyolog ve Türk Felsefeci yetiştiremedik. Birkaç Felsefeciniz ve Sosyoloğumuz da gerek ilgisizlik gerek se başka olumsuz etkenler yüzünden etkili olamamıştır.
Biz Türkler, bazılarının dediği gibi Siyasal birliğin oluşturduğu farklı etnik kimliklerden oluşan bir ‘’Türk Ulusu’’ muyuz?, Bir bölgede yaşayan, kendine ait bir kültürü olan sıradan bir ‘’Türk Milleti’’ miyiz?, yoksa dünya tarihine damgasını vurmuş, dünyanın olmazsa olmazı olmuş, binlerce yıldır siyasal ve kültürel olarak Asya, Avrupa, hatta Afrika ve Kuzey Amerika kıtasında var olan ve gelecek yüzyıllarda da insanlığa yön verecek olan bir ırk mıyız?
Son günlerde ‘’Andımız’’ üzerinden yapılan tartışmalarda ne yazık ki ferdi bir iki cılız söyleyen inanmış Türk’ten başka maalesef hiçbir Türk kanaat önderi ortaya ciddi bir şey koyamamıştır. Oysa tehlikenin farkında değiliz. Kültürel asimilasyona uğrayarak Türklüğünü kaybeden, Sümerler, Etiler, Hititler, Kimmerler, Truvalılar, Kıpçaklar, Hazar Türkleri Bulgar Türkleri, Macarlar bizlere hala ders olmamış. Macarlar tekrar Türk kimliğine sarılma heyecanını yaşamaya başladılar, yavaş yavaş Bulgarlarda da Türk kimliği heyecanı başlamışken adı Türkiye olan, dili Türkçe olan Türkiye Cumhuriyeti adlı devleti kuran kurucu çoğunluk biz Türklerin bu rehavetimiz, bu kendimize olan yabancılığımız anlaşılır gibi değil.
Önce Irak’tan ne oldukları belirsiz bir çapulcu sürüsü getirildi PKK terörü hortladı, sonra Suriye’den Arap çapulcular gelmeye başladı. Sanki kanserli hücrenin sağlam bir vücuda yayıldığı gibi tüm Türkiye’ye yayıldılar. Yavaş yavaş kolonileşmeye başladılar. Kadınlarımızı taciz ediyorlar, erkeklerinizi bıçaklıyorlar. Hak etmedikleri halde her ay aldıkları onca para işin cabası. Hastane bedava, Eğitim bedava, devlet daireleri Araplar tarafından adeta ele geçirilmeye başlandı. Yakında Türkçe ana dilimizin yanına ikinci ana dil olarak Arapça eklenir, sonra bunun devamı olarak başka diller gelir. Kimse itiraz edemiyor neden ‘’Din kardeşliği’’ silahı birilerinin elinde. Oysa kardeş kardeşin namusuna tecavüz etmez, kardeş kardeşi bıçaklamaz, kardeş kardeşin hakkını gasp etmez. Kardeş kardeşin bağımsızlık andından rahatsız olmaz. Bunları anlatacak, Arapların din kardeşimiz olmayıp ülkemizin düzenini bozan bir felaket olduğunu anlatacak Felsefeci, Sosyolog ve gerçek Din Adamlarına ihtiyacımız var.
Esenlikler.
Adil ÖZTÜRK

 5 
 : 04 Kasım 2018, 23:13:17 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TOPLUMSAL KAYBIMIZ; MERHAMET, SEVGİ, SAYGI, İNSANLIK

Dün, Aksaray Diş Hastanesinde dişimin dolgusunu yaptırıp çıktığımda karşımda iki bina dikkatimi çekti yan yana duruyorlardı. İlk binanın kapısında ‘’Çocuk Yuvası’’ yazıyordu. Çocuk yuvasının bahçesinde tek başına bir çocuk salıncakta yavaş yavaş sallanıyordu. Göz göze geldik. Ben hafif gülümsedim hatta içimden ‘’Keşke duvar yüksek tellerle çevrili olmasa da bir meyve suyu alıp ikram etseydim’’ diye düşündüm. Ama çocuk hiç oralı olmadı. Gayet donuk, umutsuz, ne sevgi, ne korku vardı bakışlarında. Bomboş bir bakış. O yaştaki çocukların yanakları al al olması gerekirken yanakları soluktu. ‘’Hani bir anne çocuğu için canını verirdi, bu çocuğa nasıl kıydı da oraya bıraktı’’ diye hayıflandım. Hemen yanındaki binanın kapısında da ‘’Yaşlı Bakım Evi’’ yazıyordu. Bakım evinin balkonunda yaşlı bir adam oturuyordu. Eli yanağında boş, umutsuz bakışlarla bakıyordu. ‘’Merhaba’’ dercesine gülümseyerek başımı salladım ama o yaşlı adam hiç oralı olmadı. Onda da umutsuz, boş bakışlar vardı. Aynen diğer binanın bahçesindeki çocuk gibi korkuyu da, sevgiyi de unutmuş bakışlar vardı. Garip bir şekilde yaşlı adamın yüzü de aynen çocuğun yüzü gibi solgundu. Bu adam kim bilir bir zamanlar çocuklarının ‘’aslan babası’’, kral babası’’ değil miydi. Evlatlarına en iyi şekilde bakmak, en iyi şekilde yetiştirmek, en güzel eğitimi vermek için, ayaz gecelerde sabahlayan anne ve babaları yaşlılar yurduna terk eden yüreği çorak evlatlar da bir gün bu yaşlılar evine geldiklerinde aynı yüz şeklini alacaklar.
Bir defasında otobüs ile seyahat edecektim, servise bindim dışarıda, ayaz, hafif bir yağmur servis şoförü emekli idi uzaktan da tanıyordum adamı emekli. Düşündüm, bu adam Allah bilir kaçıncı geceyi sabahlıyordu ve tek gayesi evine ekmek götürmekti. Peki, evdekiler buna ne kadar layıktı?
Günümüzde herkes karşıdakinin her şey olmasını istiyor iken, kendi sadece hiçbir şey olmayı seçiyor.
Allah, bazı insanları uzuvları eksik olarak yaratır. Aslında o insanlar özürlü değildir sadece yaradılış farkı vardır. Esas özür içimizdeki merhamet ve sevgi duygusunun olmayışıdır. O çocuğun ve o yaşlı adamın aile çevresinde bu merhamet ve sevgi duygusu olsaydı o binalara ihtiyaç olmaz, o çocuk ve o yaşlı adam da orada olmazlardı.
Belki de o çocukla o yaşlı adamı yürekleri çoraklaşmış ailesi sokağa ya da bir çöpe bırakmıştır da, merhamet duygusu olan insanlar onlara acıyıp oralara yerleştirmişlerdir.
Belki farkında değiliz ama toplum olarak çok büyük bir dejenerasyon yaşamaktayız. Bizi biz yapan, insan olmamızın en belirgin özellikleri diye övündüğümüz; Merhamet, Sevgi, Saygı, Dayanışma gibi çok önemli insani duygularımızı kaybetmekteyiz.
Adil ÖZTÜRK

 6 
 : 03 Kasım 2018, 10:13:21 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
Bazıları toprağa gömülür, Abdullah Çatlı gibi Kürşad ruhlu kahramanlar yüreklerde yaşar.
Ruhun şad olsun reis.

 7 
 : 01 Kasım 2018, 10:33:41 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
"Ben Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin İlini, Töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş." diye öğreten, Bilge atalarımızın yazılı tarihi; Orkun Yazıtlarını (Kültiğin Yazıtlarını) okuyamıyoruz. Binlerce yıllık Türk alfabemizi değiştirerek bizleri Türk Tarih ve Türk Kültüründen kopartarak kör karanlıklara atanlara lanetler olsun.
"Ne Mutlu Türküm Diyene!.."
Adil ÖZTÜRK

 8 
 : 30 Ekim 2018, 22:00:39 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRKİYE'NİN CHP YE, CHP'NİN ATATÜRK'E İHTİYACI VAR

Televizyonda akşam haberlerini izlerken ‘’Gardrop Atatürkçülüğü’’ deyimi ile de tanışmış oldum.
‘’Dinime söven Müslüman olsa bari’’ derdi eskiler. CHP’yi ‘’Gardrop Atatürkçülüğü’’ ile suçlayan zaten Atatürk’le sorulu olan bir zihniyet ama onun bu şekilde konuşmasına neden olan CHP’ye kızarım ben.
Büyük Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk (10 Kasım 1938) de sonsuzluğa gittikten sonra ‘’Cumhuriyetten sonra en büyük eserim dediği Cumhuriyet Halk Partisi yavaş yavaş Atatürk çizgisinden çıkmaya başladı. Önce ortanın solu denendi, sonra solun ortası denendi, en sonunda da kafalar iyice karıştı ne olduklarını, ne olacaklarını bilemez hale geldiler. CHP, Kemalist mi Komünist mi bu konuda kafalar karıştı.
Yüzyılımızın en büyük lideri Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün, Muasır Medeniyet dediğini bir kısım CHP li önce ABD’nin Marshall Yardımı sandı, sonra bu olmadığını anlayınca kimi Marx’ı, Kimi Mao’yu Muasır Medeniyet olarak algıladı. Artık her kafadan bir ses gelmeye başladı. Oysa Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün Muasır medeniyetteki kastının ‘’Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak’’ olduğunu, Okumak olduğunu, İlim Olduğunu, Fen olduğunu, Üretim olduğunu ve bunlara dayalı olarak Vatan Sevgisi olduğunu nedense bir türlü görmek istemediler.
Cumhuriyetin (10.) Yıl Kutlamaları Afişinde ‘’T.C.’’ yazısının ortasında ‘’Bozkurt’’ vardır, yine Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk, Kahraman Maraş’a ‘’Türk Bayrağı tutan Bozkurt’’ heykeli diktirerek Maraş ilinin kahramanlığını sembolleştirmiştir. Petrol Ofisinin amblemi ‘’Bozkurt’’ idi, Pulların ve Paraların üzerinde ‘’Bozkurt’’ vardı, Güreş Federasyonunun ambleminde ‘’Bozkurt’’ vardı, Maarif Vekaletinin açtığı yarışmada verilen 1.cilik ödülü ‘’Bozkurt’’ amblemli idi, Milli Türk Talebe Birliğinin amblemi ‘’Ay yıldız içinde Bozkurt’’ idi. Örnekler saymakla bitmez. İşte bu milli ruh ile On yılda dünyaya parmak ısırtacak mucizeler gerçekleştirildi. Hani şu (çıktık açık alınla on yılda her savaştan) diyen ‘’Onuncu Yıl Marşı’’na konu olan mucizeler. Ne zaman ki, CHP, Atatürk çizgisinden çıktı hem parti ruhunu kaybetti hep Türkiye’yi kaybetti. O ruh ‘’Bozkurt’tu’’
Cumhuriyet Halk Partisi’nin biraz zor olacak ama çok geç olmadan acilen fabrika ayarlarına yanı (1935) lerin ayarlarına dönmesi lazım. Önce ‘’Bozkurt’a sahip çıkarak Parti ruhuyla barışması sonra da ‘’Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir’’ parolası doğrultusunda gerçek Atatürk ışığında Türk Milliyetçiliği çizgisine dönmesi lazım.
Türk Milliyetçiliği ırkçılık değildir, bilakis emperyalistlerin zulmü altında ezilen mazlum milletlerin kurtuluş formülüdür.
CHP bir an önce ya fabrika ayarlarına dönüp Kemalist  Türk Milliyetçisi çizgisinde olacak ya da fraksiyonların çarpıştığı sosyalist çizgide kendisi ile birlikte Türkiye’yi de felakete sürüklemeye devam edecektir.
Türkiye’nin (1935) CHP sine CHP’nin de Atatürk’e ihtiyacı var.
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK

 9 
 : 29 Ekim 2018, 15:19:15 
Başlatan AYKUT YABGU - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam


Cumhuriyetimizin 95. Yılı Altay Dağlarından Macaristan'a kadar bütün Türk Budunu'na uğurlu ve kutlu olsun!

Gazi Başbuğ ATATÜRK ve Milli Mücadele kahramanlarını saygıyla  selamlıyorum.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 10 
 : 28 Ekim 2018, 11:37:18 
Başlatan AYKUT YABGU - Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam
95 yıl önce Kutlu Türk Başbuğu Gâzi Mustafa Kemal ATATÜRK; TÜRK'ÜN MAKUS TALİHİNİN ARTIK SONA ERDİĞİNİ, bütün cihana duyurmuştu:



Bu gün, en büyük, milli bayramımızın arefesidir.

TÜRK BUDUNU'NA UĞURLU ve KUTLU OLSUN!

TTK.

Sayfa: [1] 2 3 ... 10

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.074 saniyede 20 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu