Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
 11 
 : 06 Ekim 2018, 19:22:24 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRKÇÜ DERNEKLERE, TÜRKÇÜ KİŞİLERE VE KENDİNDE BU ÜLKENİN SEVGİSİNİ HİSSEDENLERE ÇAĞRIMDIR.
Dünyadaki "Küresel Sermaye" ve "Kültürel Emperyalislerin" milletleri köleleştirerek kendi eğemenliklerine almak için en acımasız planlarını uyguladıkları günümüzde Türk Dünyası kendi varoluş çabasını vermekte. Geniş bir coğrafya üzerinde dağılmış bulunan Türkler bulundukları coğrafya şartlarına uygun olarak ayrı ayrı devletleşmelerine rağmen Türk olduklarının bilincini şu ana kadar korumuşlardır. Her Türk devletinin coğrafi konumuna göre siyasal ve kültürel düşmanları farklılık gösterse de tehlike aynı; Asimele olmak, Mankurtlaşmak.
Her Türk devletinin kurucu unsuru olan o yöre Türkleri bu tehlikeler karşısında Türklüğü temel eksen olarak kabul eden sivil toplum örgütleri oluşturarak bilinçlenme çabasındadırlar.
Bizler; Türkiye Cumhuriyeti Türkleri olarak Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında yani üç ana kültür arasında sıkışarak Türklük bilincini muhafaza edebilme mücadelesi vermekteyiz. Asya tarafımızda İran'ın Farisi Kültür dayatması, Ortadoğudan gelen Arap Kültür dayatması ve Avrupanın Latin Kültür dayatması. Bunlar yetmez gibi Küresel Mason Sermeye Şirketleri ve Rus Yayılmacılığı (Panıslavizm) biz Türkiye Türklerini daha güçlü, daha çalışkan ve daha bilinçli olmaya zorluyor.
Yani "Türkçü" olmaya zorluyor.
Türkçü Dernekler hiç bir dış destek almadan kendi çabaları ile Türk Kültür mücadelesi vermekteler. Bir kaç Türkçü kalem kendi çabaları ile birşeyler yapmaya çalışmakta. Bununla birlikte bu kutsal mücadeleyi lekelemek ve yaralayarak yok etmek isteyen karşı güçler, Türkçülerin içine "Truva Atı" misali troller yerleştirmek isteyeceklerdir. Bu trollerin zararını enaza indirmek ve samimi Türkçü Mücadeleyi daha güçlü kılabilmek için Türkçü Derneklerin, Türkçü Yazar ve Şairlerin, Türkçü Düşürlerin, Türkçüyüm diyen, Türk Milleti Sevdalısı her sivil toplum örgütü ve kişinin tez zamanda bencilliği, kişisel veya derneksel kaprisi bırakıp bir "Platform" oluşturulması için harekete geçmesi lazım.
Türkçülük; Kafatası Irkçılığı değildir.
Türkçülük; Din düşmanlığı değildir.
Türkçülük; Emperyalizme karşı direniştir.
Türkçülük; Küresel sermayenin milletleri köleleştirmesine karşı bir başkaldırıdır.
Türkçülük; Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ün (Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir.) Ne Mutlu Türküm Diyene!... Parolasını iyi anlayabilmektir.
Türkçülük; 14.000 yıla yakın bir zamandır bizim olan bu toprakları gelecek Türk nesillerine taşıma mücadelesidir.
Türkçülük; Her şeyin Türk için, Türk’e göre, Türk Tarafından yapılmasıdır.
Türkçülük; Diğer milletleri aşağılamadan Türk Milletini en medeni seviyeye çıkarmaktır.
Türkçülük; İnsan olmanın en olgun halidir.
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’
Adil ÖZTÜRK

 12 
 : 06 Ekim 2018, 19:19:52 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TÜRK MİLLETİ ÖNCE SUSTURULDU SONRA UYUŞTURULDU.

Eskiden benim çocukluğumda büyüklerimiz çocuklara; Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca masalları anlatırlardı, Orta yaşlı dediğimiz ergenlere Ferhat ile Şirin’in, Kerem ile Aslı’nın, Leyla ile Mecnun’un aşkını, Köroğlu’nun, Dadaloğlu’nun haksızlığa başkaldırı destanını, Karacaoğlan’ın gönüllere taht kuran her yaşa ayrı bir haz veren efsanevi yaşamını, Oğuz Kağan’ın, Kür Şad’ın, Ulubatlı Hasan’ın, Kara Murat’ın, Battal Gazi’nin, Karaoğlan’ın, Genç Osman’ın, Çakırcalı Mehmet Efe’nin, Yörük Ali Efe’nin, Kara Fatma’nın,  Koca Yusuf’un kahramanlıklarını adeta bir Sosyolog gibi inceleyerek, eleştirerek, överek öyle güzel anlatırlardı ki bunları bizler her dinlediğimizde beyinlerimize tek tek işlerdik. Aşkımızın ölçüsünün ne olacağını, kahramanlığın nasıl olduğunu ruhumuza işlerdik. Hele bir Dede Korkut Hikayeleri vardı ki onu anlatanlar adeta birer Filozoftular, sevginin bilgesiydiler. Toplumun ruhuydular. Bizlere Sosyolog edasıyla toplumsal yaşamı işleyen, Filozofça sevgiyi yudumlatan o insanlarımızın üniversite diplomaları falan yoktu hatta bir çoğunun okuması yazması da yoktu ama Türk Milletinin en asil özelliklerinden olan o ince zekaları vardı, derin uçurumları andıran dibi bucağı, sınırları olmayan sevgileri vardı. Anlatmaya başladıklarında sesler kesilir, bedenlerde sadece kalpler çalışırdı birde hafızalar pür dikkat anlatılanı kaydederdi. İlgi vardı, sevgi vardı, hürmet vardı, güven vardı. Çünkü onlar gerçekten toplumun ışıklarıydılar, çünkü onlar toplumun aksakallı, ak saçlı bilgeleriydiler. Onlardan kimsenin canına zarar gelmezdi, kimsenin namusuna zarar gelmezdi, onlar kimsenin çocuklarını kirletmezdi. Onlar ozanlardı, onlar, aşıklardı, onlar ana-bacıydılar. Onlar toplumun ruhuydular. Toplumun yaşam kaynağı idiler. Anlattıkları ile toplumu bazen firenler, bazen coştururlardı. Sohbet ederlerdi, dert dinlerlerdi. Yanlışlıkları engellerlerdi, doğruya yönlendirirlerdi.
Bu bilge insanlar birer birer kayboldular, yerlerini ne idiğü belirsiz, nerden geldiği bilinmez garip garip birileri aldı. Önceleri tatlı tatlı konuştular, insanlara ulaşamayacakları şeylerin ulaşıldığı yaşamı vadettiler. Bize yabancı olanları anlattılar, bunları kabulleneceksiniz dediler, ama bu bize yabancı, bizden değil, bize ters dedik; susacaksın dediler. Biz konuşurken susacaksın, dinleyeceksin dediler. Var bunda bir hikmet dedik öyle ya evvelkiler tertemiz insanlardı her ne kadar bizleri susturmasalar da karşılıklı konuşsak ta bunlar sadece ben konuşacağım sen dinleyeceksin diye azarlar oldular. Büyüktür, ulu kişidir dedik sustuk. Bizim olanları unutur olduk, bizim olana yabancılaştık, bizim olana düşman olduk. Sonraları bir şeyler ister oldular oysa eskiler istemezdi, gelir anlatır, dinler, konuşur, giderdi. Bunlar gitmediler yerleştiler gün be gün de çoğaldılar, eski tatlı dillerinin yerini tehditler almaya başladı. Suskunlaştırılan toplum artık uyuşturularak sindirilmişti. Türk Milleti önce susturuldu, sonra uyuşturuldu, şimdi de sindirilmekte. Yarın mı?
Yarın yok ki. Çünkü eğer ‘’Titreyip Kendine Dönmezse’’ yarın Türk Milleti olmayacak.

Adil ÖZTÜRK

 13 
 : 06 Ekim 2018, 19:18:05 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
TURAN HAYALİ KURAN TÜRK MİLLETİNİ ARAPLAŞTIRMAK

İslam Öncesi Türk Tarihini araştırmak, öğrenmek hakkı elimizden alınarak adeta yasaklanmıştır. İslam Öncesi Türk Tarihini araştırmaya kalktığında ya kafirlikle suçlanırsın ya da yeterli delil yok denerek işi sabote etmeye kalkarlar. Başka Milletlere mensup tarihçiler kasıtlı olarak İslam Öncesi Türk Tarihini yok göstermeye veya geçiştirmeye çalışıyor kendi milletlerine tarih yaratmak için de Türk kanı taşıyan Türk Milliyetçisiyim diyen Türk Tarihçileri de İslam Öncesi Türk Tarihini geçiştirmeye çalışıyor. Oysa İslam öncesi Türk Tarihi İnsanlık Medeniyetine binlerce yıl yön vermiş, insanlığın kaderini belirlemiş bir muhteşem tarihtir.
Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu, Bahaddin Öğel, Kazım Mirşan, Haluk Tarcan ve Ahmet Taşağıl gibi çok değerli Türk Tarih Bilginleri uzun yıllarını vererek yerinde incelemeler yapmak kaydıyla İslam öncesi eski Türk tarihi hakkında çok değerli tespitler yapmışlardır. J. De Guignes'in, N. Yakinef Biçurin, St. Julien, P. Pelliot, De Groot, O. Franke gibi bir çok Batılı Türk Tarihi araştırmacıları da Çin Kaynaklarını ve yazılı Eski Türk Taşlarını okuyarak İslam Öncesi Türk Tarihi hakkında çok sayıda kitap ve makale yazdı. Muazzez İlmiye Çığ hanımefendi ise unutturmaya çalışılan Türk kökenli Sümerler hakkında ömrünü vererek Sümer Medeniyetini ve elde edilen Sümer tabletlerini hassas bir bilim insanı titizliğinde okuyarak kitaplar, makaleler yazmıştır. Ne acıdır ki son (25) yıldır ülkemizde hemen hemen hiçbir üniversitede Sümer Dil ve Edebiyatı üzerine öğrenci kaydı yapılmamıştır. Oysa dil bile olmayan sadece yöresel ağız niteliğindeki çeşitli kültürlerden etkilenerek konuşulan Kürtçe adeta bir Millet dili şekline sokulmaya çalışılmakta, daha (3000) yıllık mazisi bulunan Arapça üzerine adeta tapma derecesinde Üniversitelerde kürsüler kurulmakta, lise ve dengi okullarda ise İmam hatip maskeli Arapça Kültür Emperyalizmi dayatılmaktadır.
Türklerin Anavatanı Orta Asya genelde bozkır iklimine sahip olduğu için ve bir çok Türk boyları göçebe yaşadığı için genel intiba Türklerin göçebe bir kavim olduğu yönündedir. Oysa Yerleşik hayata geçmiş Ziraat ile, Madencilik ile, Bilim ile uğraşan taşlara kalıcı eserler yazarak bu günlere ulaşmasını sağlayan Türk Toplulukları azımsanmayacak derecede fazla idi.
Bilhassa gelişen teknolojik imkanları ışığında yapılan titiz araştırmalarda Ön-Türk (Proto-Türk) diye adlandırılan 15.000 yıl öncesi Türk Topluluklarının İtalya’nın doğusuna kadar gittiği, İtalyanların dilindeki ‘’Turci’’ kelimesinin kökeninin Proto-Türklere dayandığı ve ünlü ‘’Romus ve Rumulus’’ Destanları ile Türk Destanı ‘’Bozkurt Destanı’nın bire bir benzelik tarihçileri uzun yıllar süren titiz incelere sevk etmiştir. Kimmerler adlı bir Türk kavimi, Karadeniz'in kuzeyinde yaşamış Ege kıyılarına kadar inip oradan Avrupa’ya geçmişlerdir. Ünlü Tarihci Gibbon Roma İmparatorluğu’yla ilgili dev eserinde; Türk’ anlamına gelen Latince ‘Turci’ ve İtalyanca ‘Turchi’ sözcüklerin Kimmerler ve Truvalılardan esinlenildiğini yazar. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un Fethinden birkaç yıl sonra Çanakkale’ye Troya’nın bulunduğu bölgeye gelerek o büyük savaşın kahramanlarına övgüler düzdüğü ve Yunanlılardan Hektor’un öcünü aldığını söylediği Tarihçi Kritopulos tarafından anlatılır. Sabahattin Eyüboğlu ‘’Mavi ve Kara’’ adlı Denemeler Kitabında Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yanındaki bir subaya ‘Dumlupınar’da Troyalıların öcünü aldık’ dediğini yazar. Prof. Dr. Oktay Belli ve Prof. Dr. Afif Erzen; Türklerin atalarının Anadolu'ya M.Ö. 15.000 yıllarında geldiklerini bilimsel olarak kanıtlayan deliller öne sürmektedirler. Oysa bizlere İslam öncesi Türk Tarihi Hunlar olarak, Göktürkler olarak, biraz da Cengiz Handan bahsedilerek geçiştirilmeye çalışılmaktadır.
Bu geçiştirilmelerin nedenleri Türk Tarihinin kayıp (70) yılında saklıdır aslında. (751) yılında Çinlilere karşı Müslüman Arap Ordusu İle ittifak yapan Türkler Talas Meydan Savaşında Çin Ordusunu yenilgiye uğratmışlardır. Zafer sonrası yenilen Çin Ülkesi işgal edilmesi gerekirken zaferi kutlayan Türk Askerleri, müttefikleri Müslüman Araplarca kalleşçe pusuya düşürülerek katledilmiş akabinde mağlup olan Çin Ülkesi değil Müttefikleri Türklerin Ülkesi (70) yılı bulan İstilaya uğramıştır.  Meşhur Arap tarihçi Taberi’nin bizzat olayları yerinde kaydederek aldığı notlarda ‘’Taberi Tarihi’’ adlı eserinde belirttiği üzere (450.000 ile 700.000 arasında) Türk’ün katledilerek bir o kadar Türk’ün de İslam Halifesine götürülmek üzere esir edilmesi ile biten (70) kayıp yıl içerisinde çok zengin ve çok gelişmiş olan Türk şehirleri ‘’Talkan, Culcan, Buhara, Semerkant’’ Müslüman Arap askerlerince talan edilmiştir. Gök Tanrı inancındaki Türkler zorla Müslüman edilmek istenmiş, Arapça konuşmaları için her Türk’ün evine bir Arap asker konuşlandırılmıştır. Müslüman olan Türkler vergilendirilmiş, Müslüman olmayan Türklerin genç olanları erkekleri köle, kadınları cariye olarak Halifeye götürülmek üzere köle edilmiş, yaşlı ve hasta olanlar caddelerde kazıklara oturtulmak suretiyle öldürülerek Türk Milletine gözdağı verilmeye çalışılmıştır. (Arap Tarihçi Taberi’nin 4 ciltlik ‘’Taberi Tarihi’’nde görmekteyiz. Birde, Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı’nın ‘’Türkler Nasıl Müslüman Oldu’’ isimli eserinde kısmen anlatılır.)
Bizlere kahramanlıkları övünülerek anlatılan Memluklular (Kölemenler) yani ‘’Köleler’’ ve ‘’Sultan Baybars’’ işte bu esir edilerek Halifeye getirilen Türklerdir. Hazar denizinin ötelerinden zorla alınıp getirilerek Mısırdaki İslam halifesine köle olarak sunulan Memluk Türkleri hakkında her nedense hiçbir Türk tarihçi değinmez, geçiştirir. Kendisini Türkçü olarak isimlendiren Tarihçilerimiz ve yazarlarımız dahi bu kayıp (70) yıl üzerinde durmazlar oysa Arapların kendi Tarihçilerinin kayıtlarında detaylıca bilgiler vardır o bilgileri Türkçeye çevirip anlatsalar yine yeter. Demek oluyor ki ‘’Türkçü’’ düşünce tarzı dahi hala tam olarak bağımsız kalıbına oturtulamamıştır.
Zorla Müslümanlaştırılan Türk topluluklarında artık yeni yeni kurulmaya başlayan Türk devletlerinin başında her ne kadar Türk asıllı Hakanlar, Sultanlar olsa da ikinci adamlar Halifeye bağlı Farisi veya Arap asıllı devşirmelerden oluşmakta idi. Türk Devletlerinin genel politikaları el altından İslam Halifesi tarafından belirlenmekte, savaşlarda ölen Türkler olmasına rağmen  Türk topraklarında önceleri Nizamiye Medreseleri sonrasında Enderun Saray Okulları sayesinde gayritürk unsurlar sıkı bir Arap Dil ve Edebiyatı, Fars Dil ve Edebiyatı, Latin Dili ve Edebiyatı alarak Türk Devletlerinin en üst düzeyinde yöneticilik yapmaktaydılar.  Selçuklu Devleti ile başlayıp Osmanlı Devleti ile zirveye ulaşan kurucu unsur Türk Milletini aşağılayarak asimile etme çabaları tüm sinsi ve acımasız uğraşılara rağmen Türk Milletinin yine kendi içerisinden çıkardığı Ozanları ile, Gönül İnsanları ile milli bir direnme refleksine dönüşmüş bu sinsi asimile çabaları  başarıya ulaşamamıştır. Asil Türk Milleti atası Türk olan Mustafa Kemal’e ‘’ATATÜRK’’ diyerek kendisine Başbuğ yapmış, Atat bilmiş, yeniden ayağa kalkmış, emperyalist işgale karşı direnerek işgalcileri içerdeki yerli hainlere rağmen kovalayarak; Dili Türk, Bayrağı Türk, Kimliği ile yeni bir ‘’Türk Devleti’’ kurmuş adına da ‘’TÜRKİYE CUMHURİYETİ’’ demiştir. Türk Milleti, ‘’Zümrüdü Anka’’ misali küllerinden yeniden dirilerek eski şerefli ruhuna kavuşmuştur. Fakat, içimizdeki devşirmeler yine boş durmamışlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için mason destekli, din maskeli asimile çabalarına kaldıkları yerden yeniden başlamışlardır. Türk Milletinin Milli refleksini kırabilmek için en sinsi metodu dini kullanmaktalar. İlk hamleleri, ‘’Matematik, edebiyat ve mantık ilmi gibi’’ Akli İlimlerin yerine, dini öğretme bahanesi ile Türkiye Cumhuriyetini adeta bir Arap devleti kimliğine sokacak olan ‘’İmam hatip Okulları’’ uygulaması ile; Berberi asıllı Fas, Tunus, Cezayir, Libya gibi Afrikalıları İslam Dinini yayıyoruz adı altında istila ederek Araplaştırdığı gibi, Kıpti kökenli Mısır ülkesini İslam adına istila ederek Araplaştırdığı gibi, Asurilerin çoğunluğunu oluşturduğu ve Yahudi, Süryani, Türkmen nüfusun iç içe yaşadığı Irak, Suriye, Lübnan diye bildiğimiz Mezopotamya coğrafyası da yine aynı akıbete uğrayarak İslamlaştırma maskesi adı altında Arap istilasına uğrayarak Araplaştırılmıştır. (571) yılında Mekke, Medine çevresini aşamayan Arap varlığı Din silahı ile Afrika başta olmak üzere hızla Araplaştırdıkları gibi son ve modern Türk Devleti olan ‘’Türkiye Cumhuriyetini’’ de Araplaştırmayı hedeflemektedirler. Anadolu diye tabir edilen coğrafyadaki Türkiye ve çevresindeki durum bu iken diğer Türk Yurtlarında durum farklı mı ?
El Kaide ve İşid olarak dünya kamuoyuna lanse edilmeye çalışılan Selefi Dinci Terör Örgütleri ile dikkatler kurnazca güya dini teröre çekilmekte iken işin aslı daha farklı. Afganistan dahil olmak üzere ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti de hedef alınarak bölgedeki tüm gayriarap izler silinmekte. Gerek gayriarap etnik unsurlar gerekse gayriarap tarihi izler bir bir yok edilmekte Dünya ya medeniyetin öncüsü olmuş başta Sümer, Uygur Medeniyetleri olmak üzere tüm medeniyetlerin izleri yok edilmekte (1300) yıldır başaramadıkları Arap Emperyalizmini Küresel Emperyalistlerin yardımı ile uygulamaya çalışmaktadırlar. Bu arada özenle seçtikleri güya sığınmacı diye tabir edilen çapulcuları da ‘’Din Kardeşliği’’, ‘’Ensar-Muhacir’’ masalları ile Türkiye gibi ülkelere bela ederek hem iç barışı bozarak milli direnci kırmayı hem de hızlı bir Arap Nüfus artışı ile kurucu unsur Türk nüfusunu melezleştirmeyi hedeflemekteler.
Peki biz Türk Milleti ne yapmalıyız. Hani bir ‘’Turan İdealimiz’’ vardı ne oldu.
’Hıristiyan olan Gagavuz Türk’ü’’, ‘’Hıristiyan olan Yunanistan’a Mübadele kanunu ile gönderilen Karaman Türk’ü’’, ‘’Hıristiyan olan ve bizde Atilla’nın torunlarıyız diyen Hun asıllı Macar Türk’ü’, ’‘’Yahudi Dininin Karaim Mezhebinden Hazar Türk’ü’’, ‘’ Gök Tengri inancındaki Altaylardaki yaşayan Türk’ler’’, ‘’ Şaman inancındaki Yakut (Saha) Türkleri ‘’, ‘’ Bir kısmı Müslüman, bir kısmı Budist olan Uygur Türk’leri’’, ‘’ İslam’ın Şii Mezhebinden olan Azeri Türk’ü (Azerbaycan ve İran Azari Türkleri)’’, ‘’Asırlarca Türk Kültürünü canlı tutmaya çalışan Alevi İnancındaki Anadolu Türkmenleri’ ve dünyanın bir çok yerine dağılmış irili ufaklı Türk unsurlardan oluşan aynı asil Türk kanını taşıdığımız, aynı asil Türk Kültürünü yaşadığımız, ağızlar biraz farklılık gösterse de aynı asil Türkçe’yi konuştuğumuz ve aynı asil Türklük ruhuna sahip olduğumuz koskoca bir Türk Dünyası mevcut.
Hani ‘’Dilde, Fikirde, İşte Birlik’’ parolamız nerde. Neden bir kısmımız Ortadoğu batağına saplanma inadındayız, bir kısmımız küresel emperyalizmin etkisinde. Daha (3000) yılı geçmeyen tarihe sahip Araplar yayılmacı Emperyalist politikalar üretirken en az (15.000) yıllık millet olma, devlet kurma deneyimine sahip asil Türk Milleti neden ‘’Turan İdealini’’ slogandan öteye götürememekte, neden başka milletlerin kontrolünde. Bir an önce Türk Bilge Kağan’ın ikazına uyup kendi özümüze dönmeliyiz.
Asırlar ötesinden ne diyordu Türk Bilge Kağanı; Milletimi kalkındırayım, besleyeyim diye kuzeye, güneye ve doğuya on iki büyük sefer yaptım, savaştım. Ondan sonra Tanrı bağışlasın; talihim ve kısmetim var olduğu için Ötüken’i İl tuttum. Açları doyurdum, çıplakları giydirdim, yoksul milleti zengin kıldım. Artık kötülük yok ve Türk kağanı Mukaddes Ötüken Ormanında oturdukça ülkede sıkıntı olmayacak, Töre yaşayacak.
Üstte Gök Basmasa Altta Yer Delinmese Senin İlini ve Töreni Kim Bozabilir ?
Ey Türk Milleti Titre ve Kendine Dön!..’’
‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK

 14 
 : 06 Ekim 2018, 19:15:37 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
SENTEZCİ KAFA İLE TURAN İDEALİ
‘’Gagavuz Türk’ü Hıristiyan’dır.’’
‘’Yunanistan’a Mübadele kanunu ile gönderilen Karaman Türk’ü de Hıristiyan’dır.’’
‘’Macar’lar da yavaş yavaş Hun asıllı Türk’üz diyorlar ve Hıristiyandırlar.’’
‘’Hazar Türk’ü Yahudi (Karaim Mezhebinden)’dir.’’
‘’Altaylardaki yaşayan Türk’ler Tengri inancındadır.’’
‘’Yakut (Saha) Türkleri Şaman inancındadır.’’
‘’Uygur Türk’lerinin bir kısmı Müslüman, bir kısmı Budist’tir.’’
‘’Azeri Türk’ü (Azerbaycan ve İran Azari Türkleri)  İslam’ın Şii Mezhebindendir.’’
‘’Anadolu’daki Türkmen’lerin tamamına yakını Alevi inancındadır’’ ki, bu inanç biçiminin en büyük özelliği Türk Kültürünü canlı tutmasıdır.
Bu çeşitlilikteki Türk Dünyasında Sentezci kafanın yaptığı dayatma ile ‘’Turan Birliği’ nasıl kurulacak.
Şuan dünya üzerindeki Dört yüz milyona yakın hiç bir Türk Topluluğu dini inanç olarak bir bütün sergileyemiyor ama Dil olarak, Milli Kültür olarak hepsinin tek ortak noktaları ‘’Türk’’ olmaları.
Gelelim ‘’Din Kardeşim’’ dediğin Araplar ve Farisiler ile ‘’Din Birliği’’ ne. O da imkansız.
Farisiler asırlardır İslam Dinini bile Fars Kültürüne göre yorumlayarak Şii Mezhebini oluşturmuş. Araplar ise son iki yüz yıldır İngiliz aşkı ile yanıp tutuşmaktalar. İngilizlerden kız alırlar, İngilizlere kız verirler, Petrollerini İngiliz Şirketleri işletir, yatırımlarını İngiliz topraklarına yaparlar ve bu yatırımları İngiliz şirketleri idare eder.  Suudilerin Milli inanci denilebilecek olan Selefiliği ‘’Vehhabiliği’’ Emperyalist güçlerin desteği ile İslam Dünyasına kabul ettirmek için terör de dahil her yolu denemektedirler.
Savunduğun sentez Din Kardeşliğin de de işe yaramıyor.
Demek ki bu sentez; Emperyalist güçlerin Türk Milletinin çimentosu olan ‘’TÜRKÇÜLÜK’’ fikrini yok etmek için ortaya atılmış bir fitneden başka bir şey değil. Türklüğü yaşatmak için Türkçü olmak zorundayız aksi taktirde hurafeler ve yalanlarla zehirlenen beyinlerimiz bizi Mankurtlaşarak özümüze ve Türklüğümüze düşman birer köle haline getirir.
Baksanıza eskilerin benzetmesi ile sentezciler ‘’Ne İsa’ya yaranabilmekte, Ne Musa’ya yaranabilmekte’’ sadece devşirmelere hayat vermekte, Türklüğü yok etmekte.
Devletler ve Milletler Dindar olmaz. Fertler ‘’Dindar Olur’’.
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!..’’
Adil ÖZTÜRK

 15 
 : 06 Ekim 2018, 19:13:19 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
Sanal alemde boy boy Türkçü, Ülkücü paylaşımlar, Lider değiştirme kulisleri gırla gidiyor, Normal hayatta Türkçülük, Ülkücülük bıyıkla, rozetle, bayrakla ve yaldızlı sloganlarla üst düzeyde oysa Türkün tarihi, Türkün kültürü, Anadolu, Balkanlar, Irak, Suriye Türkünün öbür adı Türkmenlik ve Yörük’lük dile getirildi mi "O da nerden çıktı" mırıltıları başlıyor. Sen daha özünden habersizsin neyin Türkçülüğünü, neyin Ülkücülüğünü yapacaksın. Tükmen ve Yörük Kültürüne sahip çıkamazsan örgütlenemezsen, estek kerestek bahanelere sığınırsan ancak boş nutuklarla sadece kendini avutursun sonrada sağda solda suçlu ararsın. Dava adamı olmak seçimlerde boy göstermek, süslü nutuklar, unutulmuş mazileri yalan yanlış dillendirip prim yapma telaşı değildir. Dava adamı olmak devamlı surette geldiğin yeri gerek fert bazında gerekse millet bazında unutmadan ilerisi için çaba sarf etmektir. Dava adamı olmak "Milliyetçi İktidarı" hedeflerken sloğan milliyetçiliğini aşıp gerçek "Türk Kimliği ve Türk Kültürüne" vakıf olmaktır, elini taşın altına koymaktır...

Adil Öztürk

 16 
 : 06 Ekim 2018, 19:10:25 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
NASIL BİR TÜRKÇÜLÜK

   Globalleşen günümüz dünyasında milletlerin savaş silahı artık, Para, Kültür, Turizm, Spor (ki Futbol başlı başına bir endüstridir),  Tıbbi Araştırmalar ve Uzay Araştırmalarıdır. Klasik anlamda aklımıza gelen; Tabanca, Otomatik silahlar, Top, Tank vs. tipi silahlar ise artık sadece caydırıcı unsur olarak değerlendirilmektedir.
Dünya çapında dev sermaye şirketlerinin ‘’Euro – Dolar’’ şeklindeki ekonomik savaşları ülkeleri bir bir etkileyerek ekonomik olarak işgal etmekte, Uzak doğunun ekonomik güçleri Japonlar ve Çinliler hem bu dev emperyalist şirketlere karşı savaşmakta hem de kendi aralarında Asya’nın hakimiyeti için birbirleri ile ekonomi savaşı vermekteler. Öte yanda ise uzun yıllardır sıcak denizlere inme politikası bulunan Ruslar bir ara görünüşte hakimiyetlerindeki devletlerden çekildi gibi görünse de ‘’Panislavizm siyasetini’’ asla bırakmamış aksine İran’ın da desteğini arkasına alıp, ekonomik olarak daha yoğun bir abluka politikası gütmeye başlamıştır.
Tüm bu gerçekler ışığında Türkiye Cumhuriyeti tabiri caizse; adeta şamaroğlanı durumuna düşmüş. Bir ABD, bir AB tokat vurmakta yanı başımızda sıcak denizlere inme hayali kuran Rusya tüm hünerini göstererek Türküye Cumhuriyeti üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Komünist Çin Halk Cumhuriyeti; 100.000.000 milyona yakın Doğu Türkistan (Sincan Bölgesi Uygur)Türk’ünü asimile etmeye çabalarken bir yandan da ürettiği kalitesiz ve sağlık yönünden sağlığa zararlı mallarıyla Türkiye Cumhuriyeti içerisinde de güçlü bir pay edinerek hem sağlığımıza hem ekonomimize zarar vermektedir.
Bu gelişmeler yetmezmiş gibi kendi içerisinde ekonomik ve siyasal bir varlık gösteremeyen Arap toplumu kendisini toparlayıp güçlü bir Millet ve devlet olmayı hedeflemenin yerine küresel emperyalistlerin öncü milis kuvvetleri olarak başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere tüm dünyanın başına bela olmaktalar. Başka devletler ve milletler bizi ilgilendirmez ama Türkiye Cumhuriyetinin kurucu unsuru ‘’Türklerdir’’ bu nedenle büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK ; ‘’Türkiye Cumhuriyetini kuran herkes Türktür’’ diyerek kesin noktayı koymuştur.
Bir zamanlar Körfez krizi esnasında ‘’Bir koyup üç alacağız’’ diyen zihniyet Iraktan kaçan ne üdüğü belirsiz binlerce kişiyi Doğu ve Güney Doğu İllerimize yerleştirmiş, hem oralardaki Türk nüfusunun gücünü kırmış hem de bu günkü PKK Terörüne adeta güç kazandıracak insan gücü hediye etmiştir.
Şimdi ise ‘’Biz gönderelim de Kanada’ya mı gitsinler, Ensar’a layık bir şekilde davranacağız ve bize iltica eden Suriyeli Araplara Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı verilerek nitelikli olanlarına Devlet Daireleri dahil iş verilecek’’ denilerek Türkiye Cumhuriyetinin onca gencinin işsizliği göz ardı edildiği gibi adeta Türkiye Cumhuriyetindeki kurucu unsur olan ‘’Türk Nüfusu’’nun etkisi kırılmak istenmektedir. Bu Türkleri Türkiye Cumhuriyetinde asimile hareketidir. İlki Körfez Krizinde uygulandı ikincisi Suriye Krizinde uygulanmaktadır.
Peki Tüm bu gerçekler ışığında biz Türkler ne yapmalıyız ?
ELİMİZE     :   DEVLETİMİZE
BELİMİZE   :   SOYUMUZA
DİLİMİZE    :   TÜRKÇEMİZE … Sahip olabilmemiz için, Türkçü olmak zorundayız.
Türkçülük; Sadece geçmişin tarihini okuyarak o günlerin avunması değildir.
                     Elbette Türk Tarihini çok iyi bileceğiz ama o tarihte takılıp kalmamalıyız.
Türkçülük;  Gözünü uzaya dikmektir. Uzay biliminde ileri gitmektir.
                      Türk Bilge Kağan’ı; ‘’ Ben Tanrı gibi gökte yaratılmış Türk Bilge Kağanı’’ der.
Türkçülük; Tıp Alanında otorite olmaktır. İnsanlığa faydalı olmaktır.
                      ‘’İbn-i Sina, Farabi, Ebul İz gibi binlerce otorite yetiştiren Türk Milleti son
                         Olarak Nobel Tıp ödülü ile Türklüğü dünyaya duyuran Aziz Sancar’’ gibi insanlar
                         Yetiştirmektir.
Türkçülük; Sporun her alanında Türkün zekasına, becerisine ve çevikliğine yakışır başarılara
                     Ulaşmaktır.
                      ’’Ben sporcunun zeki, ahlaklı ve çevik olanını severim’’ M.K. ATATÜRK
                      ‘’Bir Türk dünyaya bedeldir’’ dedirten Koca Yusuf gibi, ‘’Cep Herkülü’’ olarak tarihe geçen
                       Naim Süleymanoğlu gibi insanlar yetiştirmektir.
Türkçülük; Sadece Bozkurt işareti yaparak sloğan atmak da değildir.
Türkçülük; Nazilerin yaptığı gibi insanların kafataslarını ölçerek Türk Modeli çıkarmak değildir.
                     Günümüzde yaşam şartları gereği çeşitli coğrafyalarda yaşayan Türklerde bedensel
                      Farklılıklar bariz şekilde görülmektedir. Bu nedenle Türk Kültürü ve Türklük Ruhu esas
                      Alınmalıdır.
Türkçülük; Ne dine dayalı bağnaz bir Milliyetçiliktir, nede dinsizliktir.
                     Bilhassa, Türkiye Cumhuriyetinde ‘’Türk-İslam Sentezi şeklindeki ucube bir dayatma Türk
                      İnsanına büyük zararlar vermekte, son yıllardaki kazandığı ivme ile adeta Türkleri
                      Devşirerek Araplaştırma gibi bir asimile baskısına dönüşmüştür.
Türkçülük; Herkesin inancına saygı duymaktır. İlla benim gibi inanacak dememektir.
                     Türk Milleti geniş bir coğrafyaya dağılmış çeşitli dini ve siyasal inançlara sahip büyük bir
                      Ailedir. Haklı olarak kendi coğrafyasında beraber yaşadığı diğer milli kimlikler ve dini
                      İnanışlardan etkilenmiştir ama özünde ve yaşantısının büyük bir kısmında Türklüğünü
                      Hissederek yaşamaktadır. Bu nedenle bizden farklı dini inancı olan Türk kardeşlerimizi,
                      Bizden farklı yöresel ananeleri olan Türk kardeşlerimizi bağnazca dışlayarak
                      ötekileştirmeden oldukları gibi kabul ederek kucaklamalıyız.
Türkçülük; Müslüman Türk’ü, Hırıstiyan Türk’ü, Musevi Türk’ü, Gök Tanrı inancındaki Türk’ü vs. inancı   
                     ne olursa olsun aynı sevgiyle kucaklamayı bilmektir.
                     Artık Macarlar bizim kökenimiz Hun Türklerine dayanıyor diyerek Türk Kültürüne
                     Kaymakta, Bulgarlarda da bizim atalarımız Türktü demeye başlamışlardır, Mekadonlar Ön
                     Türk araştırmalarıyla kendilerinin Türk asıllı olup olmadığını araştırmaya başlamışlardır.
                     Örnekler çoğalır. Biz bu insanları dışlayıp, ötekileştirme yerine birlikte ortak ilmi tarihsel
                     Araştırmalar yapmalıyız.
Türkçülük; Günübirlik değil asırlar ötesine hükmedebilen Devlet Adamı yetiştirmektir.
                     Teoman  Han, Mete Han, Çiçi Han, Temuçin, Atilla, Temur,  Alparslan, Fatih Sultan Mehmet,
                      Mustafa Kemal ATATÜRK gibi cevherleri insanlığa sunmaktır.
Türkçülük;  Hem Türklüğe hem insanlığa asırlar boyu ışık olacak Alimler yetiştirmektir.
                     Dede Korkut gibi, Yusuf Has Hacip gibi, Kaşgarlı Mahmut gibi, İmam Maturidi gibi,
                     İmam-ı Azam  gibi, Hace Bektaş Veli gibi, Yunus Emre gibi, Ziya Gökalp gibi,
                     Hüseyin Nihal Atsız gibi değerleri yetiştirmektir.
                     
Tek bir şeye ihtiyacımız var, çalışmak, çalışmak, daha çok çalışmak!... ‘’M.K.ATATÜRK
Evet çok çalışmalıyız. Ekonomi’de, Spor’da, Tıp’ta, Turizm’de ve Uzay Araştırmalarında biz Türkler de en iyiler arasında olmalıyız. Büyük Başbuğ M.K. ATATÜRK’ün işaret ettiği ‘’Muhasır Medeniyetler seviyesinde’’ olmalıyız.
-   Eğer küresel işgalin acımasız oyunları karşısında yenilerek asimile olmak istemiyorsak,
-   Eğer Geçmiş Türk Kültürünün şerefli mirasını aynı şerefle gelecek kuşak Türk Nesline aktarmak istiyorsak yukarıdaki  gerçekleri çok iyi bilmeliyiz.
Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil Türk kanında mevcuttur.

Adil ÖZTÜRK

 17 
 : 06 Ekim 2018, 19:08:26 
Başlatan Adil ÖZTÜRK - Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK
Bu başlık altında değerli Türkçülerle fikir alışverişinde bulunmak ve kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Katkı ve eleştirilerinizle fikir zenginliğin sağlanacağı inancındayım.
En içten sevgi ve saygılarımla..

Adil ÖZTÜRK 

 18 
 : 02 Ekim 2018, 07:07:50 
Başlatan lonewolfcypriot - Son İleti Gönderen: lonewolfcypriot
Gerçekten çok sinirlendim. Gidip DNA testi yapmamda 0 Türk kanım var diyor. Bu ruhumu öldürdü. Onlara çoğunlukla Arap olduğumu söylüyor. Bu çoğu Kıbrıslı Türk için geçerli. Bu nasıl olabilir!?! Ben neyim? Türkiye'deki herkesin Orta Asya’dan kanı var ama ben bir şekilde yapmıyorum. Ne boktan. Ne yapmalıyım? Bu bana Oğuz olmadığımı ve asla olmayacağımı kanıtlıyor. Hayatımın geri kalanı için asla gerçek bir Türk olamayacağım. Bok gibi hissediyorum. Sadece benim içimde kanım olduğunu biliyorum. % 1'den az bile olsa umurumda değil. Görünüşe göre sadece bir p... kurusu. Ne yapmalıyım? Lütfen bana öneride bulunun. Hayatım boyunca yalan söylediğimi hissettiriyor. tüm bu zamanlar sadece lanet bir melezdim. Ne yapmalıyım? Lütfen söyle bana. Ben bir kripto ermeni kadar kötüyüm.

 19 
 : 02 Ekim 2018, 07:05:04 
Başlatan lonewolfcypriot - Son İleti Gönderen: lonewolfcypriot
Gerçekten çok sinirlendim. Gidip DNA testi yapmamda 0 Türk kanım var diyor. Bu ruhumu öldürdü. Onlara çoğunlukla Arap olduğumu söylüyor. Bu çoğu Kıbrıslı Türk için geçerli. Bu nasıl olabilir!?! Ben neyim? Türkiye'deki herkesin Orta Asya’dan kanı var ama ben bir şekilde yapmıyorum. Ne boktan. Ne yapmalıyım? Bu bana Oğuz olmadığımı ve asla olmayacağımı kanıtlıyor. Hayatımın geri kalanı için asla gerçek bir Türk olamayacağım. Bok gibi hissediyorum. Sadece benim içimde kanım olduğunu biliyorum. % 1'den az bile olsa umurumda değil. Görünüşe göre sadece bir p... kurusu. Ne yapmalıyım? Lütfen bana öneride bulunun. Hayatım boyunca yalan söylediğimi hissettiriyor. tüm bu zamanlar sadece lanet bir melezdim. Ne yapmalıyım? Lütfen söyle bana. :'(

 20 
 : 02 Ekim 2018, 00:28:04 
Başlatan lonewolfcypriot - Son İleti Gönderen: lonewolfcypriot
Merhaba, bu sitenin Kıbrıslı Türkler hakkında ne düşündüğünü merak ettim, Kıbrıslı Türklerin yarısının Türklesti Yunanlılar olduğunu biliyorum. Bu insanları Türkçuluk icinede kabul eder misiniz? Annelerimin anadoludan geldiğinden eminim ama babamın yanında belki de Yunanlı. Bilmiyorum. Kıbrıs'ta başka Türkculer de bilmiyorum. Çoğu Türklük umurunda değil. Düşünceleriniz nelerdir.

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.036 saniyede 15 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu