Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
Ulak Posta: soruhunturk [[@]] gmail [.]com

HT MAĞAZA

Gönderen Konu: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY  (Okunma sayısı 7335 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

KÜR ŞAD 2023

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 104
"MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« : 11 Nisan 2013, 01:58:08 »

"MİLLİ  ŞEHİT"  BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY

Tekin EROL

Vatan severleğin bedeli ağırdır. Bu ağır bedeli ödeyenlerden biri de Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey'dir. Hükümetin emrini yerine getirmekten başka suçu olmayan Kemal Bey "mâruf “ Nemrud Mustafa Paşa'nın başkanlığındaki, çoğunluğunu Ermeni üyelerin meydana getirdiği Divân-ı Harb tarafından "Ermeni tehcirinde vazifesini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu gerekçesiyle" ölüme mahkûm edilmiş; Beyazıt meydanında asılarak karar yerine getirilmiştir Târih: 8 Nisan 1919

 

Ermeni meselesi ne idi ve olaylar niçin bu noktaya gelmişti? Kabaca konuya temas etmek istiyoruz.

 

Yüz yıllar boyu Osmanlı topraklarında huzur ve güven içinde yaşayan Ermeniler, Osmanlılar'ın zayıflamaya başladıkları bir zamanda, dış güçlerin tesiriyle devlet kurma hayâline kapılıp yer yer isyan çıkarırlar; kadın, çocuk, ihtiyar demeden sivil halkı katlederler. İmparatorluk zâten büyük gaile içindedir. Ermeniler'in "içten" vuruşları devleti güç durumda bırakır. Başta bulunan İttihad ve Terakki hükümeti bir kânun çıkartarak Ermeniler'in tehcirine karar verir. Sadrâzam Talat Paşa'nın imzasıyla yayınlanan ve 14 Mayıs 1331 (1915) târihinde yürürlüğe giren kânunun metni şöyledir:

 

Madde 1: Sefer vaktinde ordu, kolordu ve tümen komutanları ve bunlann vekilleri ve müstakil mevki komutanları ahâli tarafından her hangi bir surette hükümetin emirlerine, memleketin müdafaasına ve asayişin muhafazasına ait icraat ve tertibat karşı gelme ve silâhlı tecâvüz ve dayanma görülürse derhâl askeri kuvvetlerle en şiddetli surette tedibat yapmaya, tecâvüz ve direnmeyi esâsından yok etmeye izinli ve mecburdur.

 

Madde 2: Ordu, müstakil kolordu, tümen komutanları askeri kampları mebni veya casusluk ve hainliklerini hissettikleri köyler ve kasabalar ahâlisini tek tek veya topluca diğer yerlere sevk ve iskân ettirebilirler.

 

Madde 3: İşbu kânun neşri târihinden geçerlidir. 13 Recep 1333 ve 14 Mayıs 1331 (1915).

 

Dâhiliye Nezâreti, o sıra Boğazlıyan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili olan Kemal Beye bir şifreli telgraf çeker: "Kazanın dâhilinde bulunan bilumum Ermenileri 24 saat zarfında yola çıkaracaksınız, bunların sevk edileceği istikâmet Suriye'dir. Şifrenin alındığının acele bildirilmesi"

 

Kemal Bey kaza hudutları içindeki Ermeniler'in tehcirini emreder ve bizzat uygulamaya girişir.

 

Mondros mütârekesinden sonra İtilaf devletlerinin baskısıyla Dâmad Ferit hükümeti, Ermeni tehcirinde suçlu gördükleri yöneticileri Divân-ı Harbe sevkeder. Bunlardan biri de idealist vatan sever Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'dir. Hayret Paşa başkanlığında kurulan mahkemede, beliğ bir savunma yaparak şöyle der:

 

'!.. savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla, iddia makamının da isteği üzerine kurbanlar verilmesi bir siyâset icabı sayılıyorsa bu kurban ben olamam. Siz kurban seçmekle değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa her hâlde bütün bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir".

 

"Toplama "  şahitler ise  Kemal Beyi en ağır şekilde suçluyorlar. İngilizler ve Ermeniler idam cezası vermesi için Hayret Paşa'ya baskı yapıyorlardı. Baskılar karşısında Hayret Paşa çekilir, yerine "Nemrud"  lakabıyla tanınan Mustafa Paşa tâyin edilir.

 

Kemal Bey "peşin hükümlü "Nemrud Mustafa Paşa başkanlığındaki mahkeme tarafından 8 Kasım 1919'da idama mahkûm edilir. Bu, "savaş suçlusu "  aleyhine verilen ilk idam cezası idi.

İdam kararı tasdik edilmek üzere saraya gönderilir. Pâdişâh Mehmed Vahideddin karârı tasdik etmek istemez. "Bu yoldaki hükümler devam edecek olursa, iş intikam ve bilahare mukâtele şeklini alacağından çekinerek" şeyhülislâm tarafından fetva verilmesini talep eder. Mustafa Sabri Efendi şu yolda bir fetva verir:

 

"Divân-ı Harb-i Örfi tarafından idama mahkûm edilen Kemal’in muhakemesi hak ve adle muvafık bir surette icra edilmiş olduğu takdirde hakkında sâdır olan hükm-i idamın derûn-ı varakada Muharrer fetva ve nükûl-i şer'iyyeye muvafık olduğu vareste-i arzdır".

 

Pâdişâhın idam karârına karşı çıkacağını anlayan Dâhiliye Nazırı Mehmed Ali Bey ile Adliye Müsteşarı ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti Reisi Said Molla, pâdişâhı kandırması için Dâmad Ferit Paşa'yi saraya göndermişlerdi. Karar saraydan çıktıktan sonra Bekirağa Bölüğünde kalan Kemal Bey akşamın alaca karanlığında buradan alınarak Beyazıt meydanına getirilir. İdam sehpâsının etrafını polis ve jandarma sararak, halk yaklaştırılmaz. Kemal Bey sehpâda halka dönerek son sözünü söyler:

 

"Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bu gün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun adalet!.."

 

Meydana yığılan on binler hep bir ağızdan bağırır:

 

"Kahrolsun böyle adalet!.."   Kemal Bey sözüne devam eder:

 

"Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk milletine çocuklarımı emânet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Vatan uğrunda cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin,.. Amin!.,"

 

Halk hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır.

 

Meydanı gören eski rektörlük binasının  penceresinden devrin Adliye Müsteşarı Said Molla'nın cellatları  paylayan bağırtısı duyulmaktadır:

 

"Söyletmeyin bu alçak herifi!... Hemen asın bu k..."

 

Az sonra 35 yaşındaki gencecik büyük vatan sever dar ağacında sallanıyordu.

 

Köşe başlarını tutan Fransız ve İngiliz askeri halkı güçlükle dağıtmışlardı. O akşam Bayezid Câmisi'nin gasilhânesine bırakılan Kemal Bey'in naaşı sabah buradan alınarak Kadıköy'deki teyzesinin evine getirilir. 10 Nisan 1919'da vasiyeti üzerine, Kadıköy Mahmut Baba türbesinde oğlunun mezarı yanına gömülür. Cenazesi büyük bir törenle kaldırılmıştır. Töreni Kadıköy, Mecidiyeköy, Üsküdar Dergâh şeyhi Münib Efendi idare eder. Çok sayıda subay ve erin de katıldığı cenazeyi Tıbbıye talebeleri " Türkler'in büyük şehidi Kemal Bey"   yazılı bir çelenkle karşılarlar. Cenaze alayı geçerken Kadıköy İtfaiye Karakolu önündeki bir manga asker selâm durur. Tabut omuzlar üzerinde değil, bir çığ gibi büyüyen kalabalığın elleri üzerinde kabristana getirilir.

 

Kemal Bey'in üzerinden çıkan vasiyeti târihe bir belge olarak kalacaktır:

 

"Merhum sevgili oğlum Adnan'ın medfun bulunduğu Kadıköy Kuşdili çayınndaki kabristanda yavrumun yanında gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardeşim Kadıköyü'nde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar caddesinde 67 numaralı hanededir. Adı İsmet Hanım'dır. Defin masrafı teyzeme tevdi" buyurulmalıdır. Kabir taşım, hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşlerim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır: Millet ve memleket uğrunda şehid olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal'in ruhuna Fatiha!.. Perişan zevcem Hatice'ye, yavrularım Müzehher ve Müşerrefe muavenet edilmesini, yavrularımın tahsil ve terbiyesine ihtimam buyurulmasını vatandaşlarımdan beklerim."

 

"Babam, Karamürsel aşar memuru’l-sâbıka Arif Bey de âcizdir. Kardeşim Münir de kimsesizdir. Bunlara da mu'âvenet olunursa memnun olurum. Türk milleti ebediyyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır. Allah millet ve memlekete zeval vermesin. Ferdler ölür, millet yaşar, inşallah Türk milleti ebediyyete kadar yaşayacaktır".

 

30 Mart 1335

Boğazlıyan Kaymakam-ı sabıkı Kemal.

 

Millet onu unutmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi 14 Ekim 1922'de çıkardığı özel bir kânunla "Milli Şehit" olarak kabul etti. Boğazlıyan'da bir mahalle ve bir ilkokul "Milli Şehit"in adını taşır.

 

"Milli Şehid"imizi şehâdetinin 80. yılında rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsın.

 

BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY

 

1885'te Beyrut'ta doğmuştur. Gümrük Başkâtibi Arif Bey'in oğludur.1912'de Gebze, 1913'te Karamürsel, 1915'te Boğazlıyan Kaymakamlıkları'nda bulunmuş, bilâhare İzmit Sancağı Muhacirin Müdürlüğü'ne tâyin olunmuştur.

 

Son vazifesinde iken 13/6/1918'de mütârekenin karışık ortamında bir kısım politikacıların ve Ermeni komitacılarının zorlaması sonucu memuriyetten azledilmiş ve mahkemeye sevk edilmiştir.

 

Konya İstinaf Mahkemesi'nde beraat etmesine rağmen, yine politik baskılarla tevkif edilerek İstanbul'a götürülmüş ve galip devletlerin baskısına dayanamayan İstanbul hükümetince Hayret Paşa Divânına sevk edilmiş, sözde bir mahkemeden sonra idama mahkûm edilmiş. 10 Nisan 1919 Perşembe günü de asılarak hüküm infaz edilmiştir.

 

Ertesi günü büyük bir halk topluluğu tarafından buraya defnedilen Kemal Bey'in idamı milli uyanışın ve İstanbul hükümetinin kamu oyunda mahkûmiyetinin ilk açık belirtisi olmuş, mezarının başında bir tıbbiyeli şöyle feryat etmiştir: "Kemal sen şu anda toprağa ektiğimiz bir çiçeksin .Orada büyüyecek dalların o kadar ki, seni bu akıbete lâyık görenlerin hepsini paramparça edecekler, intikamın behemal alınacaktır Kemal".

 

Kemal Bey, TBMM'nce 14 Ekim 1922 târihinde çıkarılan bir kânunla "Milli Şehit" olarak tescil edilmiştir.

 

Ruhu Şad Olsun.

 

Kaynak:Türk  Dünyası  Tarih  Dergisi  Mayıs 1988  Sayı:17  Sayfa:44-46
Kayıtlı
TÜRK'E KEFEN BİÇENİN ÖLÜMÜ KORKUNÇ OLUR!

Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1995
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #1 : 11 Nisan 2013, 09:07:04 »

Milli Şehidimiz, Boğazlıyan Kaymakamı, Kemal Beğ'i uçmağa varışının 94. yılında; rahmet, minnet, şükran, saygı, sevgi ve dua ile anarım.
Ruhu şad, durağı cennet olsun!

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey


Kayıtlı

YALNIZKURTKARAGÜLLE

  • GÖKBÖRÜ SİNOP
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1351
  • TÜRK IRKI SAĞ OLSUN
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #2 : 11 Nisan 2013, 10:43:49 »

Zilli hainlerin kol gezdiği yurdumda, MİLLİ ŞEHİDİMİZİ rahmet, minnet, şükran, saygı, sevgi ve dua ile HAKKINI VEREREK anabilen bir avuç yüreğin asil duyguları ile;

Ruhu Şad Olsun.

TTK.
Kayıtlı
Dört yanım soru, Tanrı'm
Hepsi en zoru Tanrı'm
Soruların zorundan
Soyumu koru Tanrı'm

Sen Tanrı değil misin, adını yargılatma
Sana Tanrı deyince, dinimi sorgulatma
Ya adam et bunları, ya beraber yaşatma
Kanı bozuk olanlar "Türk'üm" diyemesinler
Ve Türk'ün dik başını yere eğemesinler.

daglargibi

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 251
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #3 : 11 Nisan 2013, 11:04:14 »

Bogazliyan kaymakami Kemal Bey hakinda isgal kuvvetlerinin istegi dogrultusunda yalanci sahitlik yaparak onun idaminda önemli bir rol oynayan Tüccar'dan Cerkez Haci Bekir Aga'nin oglu Yozgat müftüsü Cerkez Mehmet Hulusi Akyol daha sonra Milli Mücadeleye katilsa da kendisi Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey'in kanina eli bulasanlarin basinda gelir. Kendisi ayni zamanda MHP'nin 12 Eylül öncesi Genel Idare Kurulu yöneticilerinden olan sonra davadan dönerek Liberalizm de karar kilan cerkez Taha Akyol'un amcasi olur.
Kayıtlı

YALNIZKURTKARAGÜLLE

  • GÖKBÖRÜ SİNOP
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1351
  • TÜRK IRKI SAĞ OLSUN
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #4 : 11 Nisan 2013, 17:11:06 »

Cerkez

derken telaffuz edilen "bildiğimiz, bağrımızda beslediğimiz, bizden saydığımız çerkes" leri algılamamız gerekiyor değil mi? :kahkaha01: :kahkaha01: :kahkaha01:

TTK.
Kayıtlı
Dört yanım soru, Tanrı'm
Hepsi en zoru Tanrı'm
Soruların zorundan
Soyumu koru Tanrı'm

Sen Tanrı değil misin, adını yargılatma
Sana Tanrı deyince, dinimi sorgulatma
Ya adam et bunları, ya beraber yaşatma
Kanı bozuk olanlar "Türk'üm" diyemesinler
Ve Türk'ün dik başını yere eğemesinler.

daglargibi

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 251
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #5 : 11 Nisan 2013, 17:26:07 »

Cerkez

derken telaffuz edilen "bildiğimiz, bağrımızda beslediğimiz, bizden saydığımız çerkes" leri algılamamız gerekiyor değil mi? :kahkaha01: :kahkaha01: :kahkaha01:

TTK.

Aynen ondan bahsediyoruz  ;D Bu ülkede ihanet edenlerin basindakilerin etnik ihanetciler oldugunu bu toplum bir gün anlayacaktir.
Ister komunist hareketlerde olsun ister siyasi Islami hareketlerde olsun basinda bulunanlar hep etnik ihanetcilerdir, iclerinde Türk yokmu elbette var onlarda mankurtlar ve ayak takimidir .
Kayıtlı

daglargibi

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 251
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #6 : 11 Nisan 2013, 17:41:44 »

Taha Akyol'un oglu Mustafa Akyol'da herhalde kaninin geregi olarak Atsiz Ata'ya saldirmakta ve iftiralarda bulunmaktadir !
Kayıtlı

Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1780
    • http://www.hunturk.net
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #7 : 11 Nisan 2013, 17:57:55 »


Taha Akyol'un oglu Mustafa Akyol'da herhalde kaninin geregi olarak Atsiz Ata'ya saldirmakta ve iftiralarda bulunmaktadir !


Bu konu Otağımızda daha önceden:


SOYDUR ÇEKER!

Öyle amcadan böyle yeğen!
Mustafa Akyol'u biliyorsunuz,Taha Akyol'un mahdumudur.
Başkalarının 25 yılda aldığı mesafeyi bir günde aldı ve anında hem köşe yazarı hem de TV Programcısı oldu.
Sakın bravo becerikli çocuk, demeyin; olan şey AKP'ye yandaşlığın  sonucu!
Baba Taha gerçi her devrin adamıdır.
Milli Mücadeleci, sözde ülkücü, sıkı Özalcı, Mesut Yılmaz'ın danışmanı, (Yalçın Amanvermez'in kankası), Çiller'in hayranı, Ecevit'in takdircisi ve son olarak AKP'nin militanı.
Oğul da  babasının izinde ve hatta onun bile ötesinde!
Bu delikanlı son olarak Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sine taktı.
Aklınca hitabe üzerinden Mustafa Kemal'e hücum ediyor.

Soya çekim olsa gerek, bu aile milliliğe karşı hep tavırlı ve eylemli.
Ermeni kahpeliğinin kurbanı büyük şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey bu Taha Akyol'un özbeöz amcası olan Hulusi Efendinin verdiği yalan ifadeyle idam edildi.
Dün Hulusi Efendi, bugün Taha ile mahdumu!
Dedik ya soya çekim!


Kaynak: Sabahattin ÖNKİBAR - YENİÇAĞ GAZETESİ


Alıntısıyla işlenmişti.

Evet, soydur çekiyor.

Şehidimizin ruhu şad, durağı Tanrı Dağları ve Türk Uçmağı olsun!

TÜRK IRKI SAĞOLSUN!!!

TTK.

Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemâl Beğ'in Kabrinde Okunacak Olan Bildiri Metni!
Kayıtlı
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

motun yabgu

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 1566
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #8 : 11 Nisan 2013, 19:02:45 »

Milli kahramanimiz Bogazliyan Kaymakami Kemal begin ruhu Sad duragi Tanri daglari olsun. T.T.K.
Kayıtlı
ÜZE TENGRI TEMÜR CIDA OKLAR BIRLE BIR BULUT

  BASBUGUMUZ TANRIKUTTUR TANRIKUTTUR

                       TANRIKUT.

o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 556
  • TANRI DAĞINDA, UÇMAĞA VARDI...
Ynt: "MİLLİ ŞEHİT" BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
« Yanıtla #9 : 11 Nisan 2013, 19:45:59 »

Kürt Nemrut'un idam ettirdiği Tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.




BİRAZ ESKİ BİR YAZI AMA O GÜNÜN OLAYLARINI BİRAZ DETAYLI ANLATAN BİR YAZI FAYDALI OLUR DİYE ALINTI YAPIYORUM.

Kürt Nemrut Mustafa Paşa divanı- Mehmet Birol Şahin

Mütareke yılları…

Damat Ferit Paşa Hükümeti vatanseverleri yargılamak için Divan-ı Harb-i Örfi isimli bir Mahkeme kurmuş.Mahkeme’nin ilk başkanı Hayret Paşa.Ermeni Patriği Zaven Efendi’nin bizzat hazırladığı idam listesi İngiliz işgal komutanı tarafından zamanın Başbakanı Damat Ferit Paşa’ya verilmiş.Bu listeyi kabul etmeyen Hayret Paşa görevinden çekilmiş.Ama “Ben bu işi yaparım” diyen Mustafa NazımPaşa bu “sıkıyönetim-devlet güvenlik” mahkemesinin başkanlığına getirilmiş.

Papazlar, patrikler, işgalciler idam listeleri vermiş Mustafa Nazım Paşa infaz etmiş.İstanbul Üniversitesi’nin önünde Beyazıt Meydanında kurulan idam sehpalarında haksız yere nice vatansever asılmıştır.

Bu nedenle Mahkemeye halk “Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divanı” adını vermiş.

Van’da Ermeniler bir gece toplam 60 bin Türk’ü öldürürler. Van Jandarma Yüzbaşısı daha sonradan İstiklal Savaşımızın kahraman komutanlarından Kazım Özalp’tır. Ermeni katiller birliğinin çoğunu şehit ederler ama Kazım Özalp’a ulaşamazlar.Van katliamını yapan Ermeni katiller yargılanmaz ama sırf orada görevli olduğu için Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divanı tarafından gıyabında mahkum edilir.

İşgal ve mütareke yıllarında Türklerin yeniden devlet kurmasını ve İstiklal Savaşı’nı engellemek için kurulup nerede vatansever varsa tek celsede, gıyaplarında idam kararları verilip yakalananların İstanbul Üniversitesi önünde asılması Türk halkını kalbinden yaralamış ve sonsuz bir ıstıraba sürüklemiştir.

İbret dolu bir idam Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyin idam sehpasında şehit edilmesidir…Kemal Bey Dahiliye Nezareti(İçişleri Bakanlığı) emiri ile ilçesindeki Ermenileri yola çıkarır.Vatansever bir insandır ama Ermeni Patriğinin verdiği idam listesinde adı vardır ve Kürt Mustafa Paşa idam kararı verir ve gece idam edilir.

Kemal Bey’in son sözleri “Türk milleti ebediyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır. Allah millete ve memlekete zeval vermesin, fertler ölür millet yaşar.İnşallah Türk milleti ebediyete kadar yaşayacaktır.” Olur.

Urfa Mutasarrıfı(Valisi) Nusret Bey’de bir celsede idam kararı alınıp büyük bir vatansever olduğu için ipe gönderiliyordu.

İdam cezasına çarptırılanlar arasında kimler yoktur ki…

Milli Mücadele için Anadolu’ya geçen vatan evlatları yokluklarında dahi tek celselerde idam kararları veriliyordu…

Kimler mi onlar…

Başta Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Kazım Özalp ve daha onlarcası…

İlginçtir Divan-ı Harbi Örfi isimli Mahkemenin idam cezasına çarptırdığı isimlerin hepsi Türk’tür… Hepsi vatanseverdir. Hepsi milli mücadele için çaba sarf edenlerdir…Hepsi işgali kabullenmeyenlerdir. Hepsi bağımsızlık için mücadele içine girenlerdir..Hepsi bayrağına ve vatanına canlarını feda etmeye hazır insanlardır…Hepsi Türk tarihine altın harflerle isimlerini yazdıran ve yazdıracak olan kahramanlardır. Hepsi idam sehpasından kurtulup Türkiye Cumhuriyetini kuranlardır.

İlginçtir Divan_ı Harbi Örfi isimli milletin Kürt Nemrut Mustafa Divanı dediği mahkeme 570 bin Türk’ü katleden hiç kimseyi yargılamaz, yargılananlar arasında Türk’lerden başka kimse yoktur zaten.

Yargılanan sanıklardan birisi de Ziya Gökalp!...Yargılandığı suç, “Yazılarında Türk Milliyetçiliğini savunup bölücülük yapmak!”

14.Mayıs.1335 tarihli beşinci duruşma tutanağı mahkeme başkanı Kürt Mustafa Paşa’nın sanık Ziya Gökalp’i sorguya çekmesi ile ilgili…

Mahkeme Başkanı soruyor:

-“Yazılarınızda savunduğunuz Türk Milliyetçiliği Müslüman veya Türk olmayan Osmanlı vatandaşlarını değişik duygulara düşürmez mi?”

Ziya Gökalp, Mahkeme Başkanına “Osmanlı” sözcüğünün devletle ilgili bir kavram olduğunu, bu kavramın kapsamında nasıl, Arap, Ermeni, Rum milleti varsa Türk milletinin de bulunduğunu anlatmaya çalışıyor.Ama Kürt Mustafa Paşa anlamıyor ya da anlamak istemiyor ve üsteliyor:

-“Milliyet iddiası başka.Fakat Osmanlılık birçok milletlerden oluştuğu için onların aralarındaki bağı takviye etmek icap eder.Yalnız içlerinden bir kısmını seçip de onların milliyetini meydana koymaya çalışmak tabiidir ki diğer Müslüman ya da Müslüman olmayan unsurların da kalplerini kırmaya neden olmaz mı?...”

Ziya Gökalp bu soruya da cevap vermek istiyor:

-“Hayır efendim, her unsur….”

Ama, Mahkeme Başkanı Kürt Mustafa Paşa onun sözlerinin sürmesine imkan tanımıyor ve aynı çizgide konuşup duruyor!

O günün tarihi 29.Mayıs.1919’du..Ermenilerin, Rumların, Arapların Türk’ü nasıl sırtından hançerlemiş olduğu gözler önündeydi..Ama bir Osmanlı Mahkemesi Ziya Gökalp’i Türk milliyetçiliği/ulusalcılığı yaparak bunların kalplerini kırmakla suçluyordu!

Aradan 88 yıl geçti.

O günlerin işbirlikçi Damat Ferit Hükümeti tarihimizin karanlık sayfasının en dibindeki yerini aldı.

Damat Ferit yok.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimlerinde “Yahu bu milletin bütünlüğü ‘<ı>Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesiyle sağlanır mı?Osmanlı 30’u aşkın etnik gurubu ümmet düşüncesiyle bir arada tuttu. Biz de öyle yapacağız..”“Sen “Ne mutlu Türküm diyene” dersen, onun da“Ne mutlu Kürdüm” deme hakkı vardır.” diyerek 88 yıl önce Ziya Gökalp’e yöneltilen “diğer unsurların kalplerini kırmak” suçlaması gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” demesini eleştirenler şahıs var..

Osmanlının işbirlikçi Damat Ferit Hükümeti bu gün yok…Ama milliyetçi olmayı ulusalcı olmayı yükselen tehlike dalgası olarak algılayıp bunu suçmuş gibi tahkir edip suçlayan AB ile ABD ile “ılımlı” bir yol için işbirliği yapan yönetecilerimiz var….

Gerçi henüz ülkemizde Kürt Mustafa Divanı yok. Ama bu görevi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği üstlenmiş durumda… İçimizdekiler doğrudan işbirliklerini açığa vurma korkusuyla her şeyi Avrupa Birliği’ne Uyum Yasaları adıyla yasal hale getirip halkını uyutuyorlar. Dışımızdakiler içimizdekilere yol haritalarını yazıyorlar onlar da bizleri etnik bölücü militanların, Fener Rumları’nın , Ermenilerin “kalplerini kırmak”la suçluyorlar.

Medyamız ise büyük çoğunlukla “mütareke basını”nı aratmayacak durumda. ”Türk’üm” diyecek olsanız sizi şovenizmle, ırkçılıkla, bağnazlıkla, faşistlikle suçlayanlar kol geziyor. Ama, “Kürt’üm”, “Ermeni’yim” demek insan haklarının, özgürlük ve demokrasinin gereği sayılıyor. İşi o kadar ileriye götürüyorlar ki koca koca adamlar, koca koca kadınlar, büyük büyük sıfatları olanlar “Ben Ermeniyim” diye pankartlar yazıp yürüyorlar. Yürümeleri yetmiyor birisi “Ben Türküm” demeye kalksa üzerine çullanmaya kalkıyorlar. Bir tek “Türkler” için “insan hakkı” yok.

Türklere küfür etmek serbest olsun diye uğraşıyor herkes…

Türklere küfür edenler aydın oluyor, demokrat oluyor, kahraman oluyor ödüllere, şana şöhrete boğuluyor.

Bir Türk öldürülüyor haber değeri taşımıyor. Bir Ermeni öldürülüyor yirmi dört saat canlı yayınlar yapılıp ardından destanlar yazılıyor, güvercinler uçuruluyor.

Biri kalkıp “Ben Türk’üm” dese kafatasçı, bölücü, gerici, katil, çeteci yapılıyor..Ama “Ben Ermeniyim” diye yürüyenler ülkenin aydını, demokratı , sahibi, kahramanı oluveriyor..

Birileri suç işliyor, çete kuruyor, bu oluşumların adına “Kuvayı Milliye”, Milli Mücadele”, “Ergenokon” gibi Türklüğün ve tarihimizin bizimle özdeşleşen bizi biz yapan kavramlarını veriyorlar..

Suç çetesine bu isimlerimizi vererek kavramlarımızı yozlaştırarak bizi ağır bir bombardımana tutuyorlar…Zihnimizi, tarihimizi yok ediyorlar bu yolla.

Öyle bir resim çiziliyor ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde kalan bu topraklar biz Türk’lerin değil…Sanki bu ülkenin sahipleri Avrupa Birliği yetkililerin ve yerli işbirlikçilerin saya saya bitiremediği öteki etnik gruplar..Biz Türk’ler de sanki onların özgürlüklerini, haklarını gasp etmiş ve uygarlaştırılması gereken barbar bir azınlık!.....

İşgal yıllarının Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divanı yerine şimdi Medya Divanları var…

Ellerine verilen vatansever isimleri, vatanseverlik kavramlarını, Türklüğü mahkum edip idam ediyorlar her gün..

Ey Türkler!...Soydaşlarım!....

Gerçeğin korkusuzca haykırılması gereken bir dönemde yaşıyoruz…Çünkü, bize dayatılan bu resim yanlış….

Bu toprakların selameti için gerçeğin haykırılması Türk olmayı her şeyin üzerinde görmek gerekiyor!....Çünkü bu günkü kavga içimizdeki işbirlikçiler ve onların dışarıdaki efendileri ile Türklüğün kavgasıdır…

Gerçeği söylemek suçsa hakkımda suç duyurusunda bulunuyorum…Bu sözlerimden kimin kalbi kırılacaksa kırılsın; hatta kırılmakla kalmasın paramparça olsun:

Ben bir Türk’üm!...Ne mutlu ki bana Türk yaratıldım!...Göğsümde taşıyabileceğim en büyük madalya, anlımda taşıdığım gönlümün en yüksek gururu, Türk benliğim ve Türklük şuurumdur!....

Herkes bilmelidir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türklerindir!....Bu topraklar üzerinde bir insanın söyleyebileceği en büyük gurur veren cümle “Ne mutlu Türküm!...” diyebilmektir…

Ne mutlu ki bana Müslüman kanıyla beslenen insanlık düşmanı bir Amerikalı değilim….

Ne mutlu ki bana emperyalist-sömürgeci bir Avrupalı değilim….

Ne mutlu ki bana onların yardakçısı, işbirlikçisi biri değilim….

Ne mutlu ki bana Anadolu’da Müslüman bir ailede doğdum ve “Ben bir Türk’üm!...”
Kayıtlı

TANRI DAĞINDA, UÇMAĞA VARDI...
ATSIZ ATA OTAĞINDA, ULU ATALAR HUZURUNDA DİZ VURMAKTA!
 

ÖNEMLİ! OTAĞIMIZ ARŞİV YAYIMINDADIR. AKTİF/ANLIK OLARAK HİZMET VEREMEMEKTEDİR. HİZMET SÜRESİ 3+ GÜN OLABİLİR



Önemli! Bu ağda Türk Ceza Kanunun 20.ci madde ve 5651 sayılı kanunun 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre yazılan yazıların sorumluluğu yazı sahibine aittir. Ülkemizin anayasal hukuk kuralları çerçevesince kişiler kendi görüşlerini beyan etmişlerdir. Uygunsuz/Aykırı içerikleri lütfen bildirmekten çekinmeyin. İlgili hukukçu arkadaşlarımız bildirimlerinizi inceleyip 5 (beş) iş günü içerisinde sonuçlandıracaktır. İçerik sahibi olarak uygunsuz içerikleri kaldırmayı taahhüt ediyoruz.

HunTürk Türk Otağı açılış tarihi Mayıs 2005. Irkçılar Irkçı Gökbörü Türkçüler Türkçü Turancı.
Ulak bilgimiz soruhunturk { @ } gmail [.] com adresinden ulaşabilirsiniz. Yazılım: SMF olup tarafımızca modifikasyonlar yapılmıştır.
Ağımız özgür yazılım olan Mozilla Firefox tarayıcı özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Sorunsuz gezinim için Firefox'u tercih ediniz. Yüksek Çözünürlükte(+1024) en iyi performansı verecektir.

Bu sayfa 0.054 saniyede 27 sorgu ile oluşturulmuştur, son güncelleme 260418, Gökalp Sunucu